Değerli Okurseverler,

Bir firmayla, çalışanlarına koçluk vermek üzere anlaştım. Koçluğa olan ilginin artması ve özellikle firmaların bu son derece değerli aracı çalışanlarının hizmetine sunması beni ne kadar mutlu ediyor, kelimelerle tarif
etmem imkansız. Koçluk, insanın yaşamdaki performansını son derece arttıran, çok etkili bir performans aracı. Dolayısıyla firmalar çalışanlarına koçluk yatırımı yaptıkça, çok değil 6 ila 8 ay içerisinde çalışanlarının performansındaki artışı gözlemleyebiliyorlar. Bu hiç şaşmıyor.

Bu firmadaki çalışanlardan biriyle geçen gün ilk görüşmemizi yaptık.

Konusu şu;

“Yöneticilerimden gelişim alanlarımla ilgili epey geri bildirim alıyorum. Liderlik, dinleme, karar verme gibi konularda gelişmemi istiyorlar. Ancak ben bu geri bildirimleri satın almakta zorlanıyorum. Zira içeriği ve doğruluğu konusunda ikna değilim. Ne yapmalıyım?”

Müşterimin bu hali bana çok tanıdık geldi. Zira yöneticilerimden veya etrafımdan gelen geri bildirimler konusunda ben de çoğunlukla (her zaman değil) aynı düşünce ve reddetme halindeyimdir. Nedenini ilerleyen satırlarda anlatacağım.

Koçluk görüşmemiz boyunca müşterimle bu konu üzerinde derinleşince farkına vardı ki “asıl” konusu, yöneticileri ve yaşamda kendisinden daha kıdemli pozisyonda bulunan kişilerle ilgili kendi zihninde kurduğu filtreler ve önyargılar. Yani “asıl” meselenin, insanlarla kurduğu ilişkileri yönetirken kurguladığı “kendi filtreleri” olduğunu “fark edince” sarsıcı bir aydınlanma yaşadı.

İnsanlarla bize hizmet eden, keyif veren ilişkiler kurmanın duygusal zekamızla mümkün olduğunu hatırlayalım. Bunun 4 aşamasını tekrar paylaşalım;

1. Kendi duygularını tanımak

2. Kendi duygularının sana sadece bir mesaj getiren elçi ve geçici olduğunu bilerek onlara kapılmadan getirdikleri mesajı almak ve sonrasında onlara takılı kalmadan gitmelerine izin vermek

3. Karşındaki kişinin duygularını anlamak

4. Yukarıdaki 3 maddede edindiğin farkındalıklarla karşındaki kişi ile kurduğun ilişkini yönetmek, karşındaki kişiyi değil.

Müşterimle bu basit ve son derece açıklayıcı ilişki yönetimi formülünü paylaştığımda gelişime ihtiyaç duyduğu alan şak diye beliriverdi. 4. madde; yani karşısındaki kişi ile kurduğu ilişkiyi yönetmek. Zira şimdiye kadar 4. maddeyi hep karşısındakinin duygularını yönetebileceği ve hatta değiştirebileceği yönünde ele aldığını ve karşısındaki insan değişmedikçe kendi sinir katsayısının arttığını ve bunun ilişkiyi olumsuz etkilediğini paylaştı.

Nasıl? Bu durum size de tanıdık geldi mi?

İnsanlarla iyi ilişkiler kurabilmemizin önündeki yegane bariyer, zihnimizde yarattığımız filtreler, yani insanlarla ilgili yarattığımız önyargılar. Ve sonrasında bu önyargılar çerçevesinde etrafımızdaki insanların değişmesini beklememiz. Çoğu zaman, özellikle iş yaşamında, karşımızdaki insanın da bizim gibi bir “insan” olduğunu unutuyoruz. Özellikle bizden kıdemli pozisyondaki kişilere, onların da kendilerine çizilmiş yolda, kendi sınavlarını vermeye çalışan birer “insan” oldukları gerçeğiyle değil, her şeylerini çözmüş ve yaşamda hiç bir sorunu olmayan “patron” gözüyle bakıyoruz. Bu bakış, onlarla kurduğumuz ilişkiyi zaman zaman içinden çıkılmaz bir yumağa dönüştürebiliyor. İlişkinin be yaşamın tadı tuzu kalmıyor.

Lütfen not edin;

Kurduğunuz ilişkiler iki kişilik değil 3 kişiliktir. Biri siz, ikincisi karşınızdaki kişi, üçüncüsü ise ilişkiniz. Yönetmeniz, besleyip büyütmeniz gereken kendiniz ve ilişkiniz.Karşınızdaki kişi değil. Siz nasıl kendi yolunuzda kendi sınavlarınızı veriyorsanız ilişki içinde olduğunuz kişi de kendi sınavlarıyla meşgul. Dolayısıyla ilişkinizi renklendirecek yegane şey, kendinizi ve ilişkinizi beslemek olacaktır. İlişkinizi görmezden gelip karşınızdaki kişiyi sizin tercihleriniz yönünde değiştirmeye çalışmak, sadece ilişkinizin ölmesine sebep olacaktır. İlişki bitince birliktelik de son bulacaktır.

Müşterim bunun farkına vardığında altın bulmuşa döndü diyebilirim :)

Benim ilişki yönetimi ve geri bildirimle ilgili duruşuma gelince. Ben ilişki yönetiminde kendimi bildim bileli hep yukarıdaki 4 maddeyi uyguladım. İçten gelen bir bilgelik hali. Yöneticim (veya herhangi biri) bana geri bildirim verdiğinde hep bir adım geri çekilirim ve nötr ve sakin bir duygu haline gelirim (yukarıdaki formüldeki madde 1). Zira insanların benim hakkımdaki görüşlerini, bana katacağı bir şey olup olmadığını anlayabilmek için hep merak ederim (madde 2). Karşımdaki kişinin geri bildirimini verirkenki duygularını, olma hallerini ve benimle ilgili ön yargılarını gözlemlerim (madde 3). Kendimi en derinde, en iyi yine ben bildiğim için gelen geri bildirimin benim gerçeğimle ne kadar alakalı veya alakasız olduğunu anlarım. Ayrıca geri bildirimi veren kişinin samimi olup olmadığına, yani benimle ilgili ne kadar ön yargılı olup olmadığına son derece önem veririm. Kişinin geri bildirimi vermesinin ardında benim ve bütünün gelişimine katkı sağlayacak, samimi bir içerik varsa o geri bildirim benim için altın değerindedir ve yaşamıma katarım. Ve bu kişi ile derin ve anlamlı bir ilişki kurarım. Şükür ki yaşamımda böyle kişiler var. Eğer geri bildirimin içeriği anlamsız ve samimiyetten uzaksa, kişinin kendi ajandasına hizmet etmek amacıyla veriliyorsa (ki bunu da anında anlarsınız) gelen geri bildirimi kalben içeri almam, geri çeviririm. Ve kişiyle olan ilişkim son bulur (madde 4).

Yani size verilen geri bildirimler, karşınızdaki kişi ile ilişkinize devam mı tamam mı sorusunun cevabını bulabilmeniz açısından son derece önemli. Tek yapmanız gereken geri bildirimi ön yargısız, filtresiz şekilde dinlemeniz.

İnsanlarla olan ilişkilerinizi derinleştirme ve dostluğa dönüştürme veya sona erdirme kararını verebilmeniz için tek yapmanız gereken, onları ön yargısız ve filtresiz şekilde görebilmeniz. Gözünüzün önünde perde olursa karşınızdaki kişiyi gerçek haliyle göremezsiniz. Çevrenizdekilere yargısız şekilde baktığınızda onları “gerçekte oldukları gibi” görme şansını elde edeceksiniz. Gördüğünüz “çıplak gerçeklik” sonucunda bu kişilerle ilişki kurmak istiyor musunuz? Karar vermeniz daha kolay olacak.

“Gerçeği olduğu gibi konuşmak, gerçeğe saygı duymak ilişki hastalıklarının en güçlü ilacıdır.” Doğan Cüceloğlu

Sevgiyle,

Faydalanabileceğiniz Kaynaklar:

1. Normal İnsanlar / Sally Rooney

2. Dört Anlaşma / Don Miguel Ruiz