Fahrettin Altun, “Göçmenler ve Medya” çalıştayında “Göçmenler, sorunun kaynağı değil, mağdurudur” demiş.
700 bin Suriyeli ile Gaziantep’te bir arada yaşayan bir fert olarak, bu yoruma katılmam mümkün değil.
Bunu yazdığımız anda, ırkçılıkla, sığınmacılara yönelik nefreti körüklemekle suçlanıyoruz. Ama durumun Ankara’dan göründüğü gibi olmadığını da dile getirmek gerekiyor.

**
Öncelikle şu konuda mutabık olduğumuzu dile getirelim; Sığınmacılar mağdurdur. Ülkelerindeki savaştan kaçmış, vatanlarından ayrı yaşamaya mecbur kalmışlardır. Mallarını, mülklerini, düzenlerini orada bırakıp, zorunlu olarak yeni bir yaşama başlamayı kimse istemez.
Ayrıştığımız konu ise “Göçmenlerin sorunun kaynağı olmadığı” yorumudur.
Bu söylemi dile getirmek, daha çözüm arayışının başında ilk düğmeyi yanlış iliklemektir.

**
Bir dinleseler;
Aslında biz de sorunun kaynağı Suriyeliler demiyoruz. 700 bin insanın bir anda bir şehre yığılması sorundur diyoruz. Suriyeliler yerine, 700 bin Kayseriliyi, 700 bin Sivaslıyı Gaziantep’e getirip yerleştirseniz de sorun olur diyoruz.
Binlerce yıllık tarihinde adım adım 2 milyon nüfusa ulaşmış bir şehre, 700 bin yeni nüfusu 10 yılda eklemeniz sorunların temel noktasıdır. Bu 700 bin kişi ister Suriyeli, ister Kayserili olsun…
“Rakamlar Haykırıyor” başlıklı yazımda bazı rakamları ortaya koymuştum.
700 bin yeni insan, 175 bin konut ihtiyacı demek, trafikte 100 bin fazla araç demek, fazladan 26 milyon kilovat elektrik tüketimi demek, fazladan yıllık 2 milyon 500 bin metreküp su tüketimi demek.
Sayın Altun, Türkiye’nin gerçekçi ve insani bir göçmen politikası izlediğini söylemektedir.
Ama Gaziantep’in gerçekleri; yukarıda dile getirdiğim rakamlardır.
Gaziantep’te yaşanan sorunlarla ilgili, belediye başkanlarımız da sıklıkla, hızlı artan nüfusa dikkat çekiyorlar.  Tabii bir anda kucaklarında buldukları 700 bin nüfus gerçeğini açıkça dile getiremiyorlar. 
Ne yapsınlar; Devlet politikası…
**
Türkiye, insani açıdan bu insanlara kucak açmıştır.  
Ancak bu insanları Gaziantep’e, Kilis’e, Şanlıurfa’ya, Hatay’a plansız bir şekilde yığmanın, hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığı ortadadır.  İnsani davranış, kendi insanına eziyete dönüşmüştür.
Mevcut durum, gerçekçi bir politikadan ziyade başarısız bir planlama ve öngörüsüzlüktür.
**
Bir çalıştay yapıldığına göre, bir sorun var demektir. 
Bunu olumlu bir gelişme olarak değerlendirelim. Bu çalıştayı en azından sorunun kabul edilmesi şeklinde yorumlayabiliriz.
O zaman artık çözüme odaklanmak gerekiyor.
Çalıştayda soruna anlattığımız açıdan bakıldı mı bilmiyorum. 
Ama sorunun kaynağının ne olmadığını konuşmaktan ziyade, ne olduğunu ortaya koymamız gerekmiyor mu?
Suriyeliler sorunun kaynağı değil? Peki nedir sorunun kaynağı? Halbuki sorunun ne olmadığı değil ne olduğu sonuca götürecek bizi.
**
O nedenle, bırakın göçmeni, sığınmacıyı sorunun dışında gösterme çabalarını.
Sorunu biliyorsunuz. Ama hatanızı dile getirmeye cesaretiniz yok.
O nedenle de çözüm için bir adım atamıyorsunuz.
Biz bir kere daha dile getirelim o zaman;
Sorunun kaynağı, bir şehre plansız, programsız bir şekilde yığılan 700 bin nüfustur…