Sait Köse

Sait Köse

Mail: [email protected]

SİZ SİZ OLUN

Bu yazıyı çok öncelerde yazmışım ama nedense kısmet bu gün yayınlamakmış. Şöyle yazmışım; Bu haftaki yazımda dikkat etmeniz gereken önemli bir hususu kaleme aldım. Son zamanlarda dolandırıcılık aldı başını gidiyor. Aman ha aman bu sahtekarlara aldanmayın, inanmayın. Kendini farklı makam, mevki, koltuk sahibi, rütbeli fişmekan diye tanıtanların hedef kitlesi saf vatandaşlar. Arayıp, terör örgütü mensubu olduğunuz ortaya çıktı 50.000 tl verin bu beladan sizi kurtarayım, 100.000 tl verin bu konu kapansın deyip milyonları cebine indirenler  türedi.Canım vatandaşım nasılda saf saf inanıyor. Tanıdığım Akademisyen bir arkadaşım bile düşmüş bu tuzağa ve Avukat eşi son anda kurtarmış yıllardır zorla biriktirdikleri paraları, dolandırıcıların elinden. Bu tiplerden bazıları da ikna kabiliyeti olan, inanmanızı isteyen, sözde iyilik severler. Haaaa var mı bunlara inanan? Dediğim gibi çevremde bile var... Sizin de vardır mutlaka. Aman ha aman DİKKAT!!

 Nereden aklıma geldi buna dikkat çekmek şimdi diye soranlara açıklayayım... Bilinç altıma o kadar yerleşmiş ki bu duyduklarım. Geçen gün, bir çok fabrikası olan çevresinde iyiliksever bilinen, kutularda sıfırlayamayacağı kadar parası ,malı mülkü çok, hatta korumaları, zırhlı arabası olan bir tanıdığım, 10-20-30 az çok deme ne varsa şu hesap numarasına gönder, fena halde sıkıştık diye görüntülü aletten seslendi. Tabi ben önce endişeleniyorum, diyorum ki hayırdır  bu kadar mı kötü durumdasın ? Gelen cevapla tüylerim diken diken oluyor. BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL, ÇABUK OLMAZSAK MİLLET BİZİ YİYECEK. Korkudan elimden düşecek gibi olan telefona sıkı sıkı sarılıyorum ve endişeyle, bir daha söyler misin şu hesap numarasını diyorum ? Ve numarayı tekrar hızlı hızlı yazdırıyor ve hadi kal sağlıcakla deyip kapatıyor görüntüyü... Allah Allah bu işte bir gariplik var diye düşünüp başımı iki elimin arasına koyup kara kara düşünmeye başlıyorum. Ne yapsam diye. Sille tokat  dövdüğü yöneticisini arıyorum, tık yok. Önce ceplerimi sıyırıyorum neyim var neyim yok, hepsini döküyorum ortaya.. Sonra bakıyorum az, koskoca Fabrikatörün isteğine o kadar para gönderilir mi?? Evde altın avadanlık ne var ne yok koyuyorum çantaya, doğru bozdurmaya.. Neden mi? Yahu Milletin çoğu zaten yokluk içinde bir de bunlar eklenecek.

 Neyse, bir elimde bir miktar para, diğerinde çantam, içinde altın avadanlık tam kapıdan çıkacakken hanım kapıda beliriyor. Normalden çok daha büyük, daha kudretli, kadından beklenmeyecek kocaman... ve tok bir sesle.. Nereye Götürüyorsun Onları? Hızlıca anlatıyorum olayı ve bana kahkahalarla gülmeye başlıyor.. Dur diyor sakin ol, geç otur şuraya... Başlıyor alaycı bir tavırla bana anlatmaya. Ey benim saf kocam neredeyse dolandırılıyormuşsun.. hiç koskoca fabrikatör senin üç kuruş parana göz diker mi? Diyorum ki Öyle deme, dayanışmamız lazımmış kısa süre sonra daha da açlık, sefalet, yokluk içinde kalacaklar acilen birşeyler yapmalıyız deyince, hanım daha da sinirleniyor ve bu sefer sert bir tavırla “e benim saf kocam. Bu fabrikanın başkaca Gelirleri var.” diye başlıyor sıralamaya kaynakları. Milyarlarca liralık ihracatları, diğer fabrikaları, yer altı,yer üstü  yatırımları vb tek tek sayarken Be Adam deyip derin bir nefes alıyor. Hadi bunları unuttun da, bankalarda biriken kooooskoca İhtiyat Akçesini de mi unuttun deyip vuruyor dizine... Hanım bilinçli tabi. Nereden baksan milyar milyar lira para var orada. Sen ne demek bilir misin  ihtiyat akçesini deyip, aşağılıyor beni.. Ben diyorum ki o kadar da değil biliyorum tabiki. Saf saf; “Olağanüstü durumlarda, örneğin Deprem, Sel, Salgın Hastalık gibi durumlarda harcamak için rezervlenen paradır” diye cevap veriyorum bilmiş bilmiş.. E bak gördün mü diyor bana. “Sen kendi ağzınla söyledin neyin ne olduğunu. Şimdi bana kalkmış elimizdeki avucumuzdakini yatıracağım, neymiş fabrikatör istedi  diyorsun”, deyip kalkıyor ve ardından artık bu kadar saçmalık yeter deyip vuruyor omuzuma...

Bir heyecanla uyandım ki kan ter içindeyim... Nefes nefese mutfağa zor yetiştim bir bardak su içmek için. Bir yandan gülüyor, bir yandan hâlâ düşünüyorum böyle bir şey gerçek olsa ne yapardım acaba diye... Nasıl bir kabustu Allah’ım..? Koskoca Fabrikalar...yer altı, yer üstü yatırımlar, milyar milyar ihtiyat akçesi,.. diye diye gittim odama geri.....

Ancak şimdi size bunu, Uyanıkken başımıza her şey gelebilir diye yazıyorum. Her an birileri arayıp bizden bir şekilde para isteyebilir.. Polisim der, askerim der yahut hiç olmadı fişmekanım der aman dikkat edelim. Aklı başında, varlığını tüketmemiş hiç kimse sizden bu yollarla para istemez, isteyemez...

Bakara Suresi 148.Ayet meali

" İyilikte yarışın" der.  Yapacaksan yol mu yok. Ararsın mahallenin bakkalını kimin borcu  var, ödersin, ararsın telefonun ucundakini nasıl yardım edebilirim diye, yaparsın yardımını... Okuduğum yerde Hay aksi ne güzel de yazmışım, neden paylaşmak nasip olmamış acaba derken gözüm tarihe ilişti ufacık karalamışım bir köşesine yazımın.. silik çıkmış tam okuyamadım ama, ben anladım galiba tam olarak ne zaman yazdığımı bu yazıyı... Sizde anladınız değil mi? Kalın sağlıcakla.

Facebook Yorum

Yorum Yazın