Vedat DİRİ

Vedat DİRİ

Mail: [email protected]

RAKİBİN İSMİNE YENİLMEK.

Cumartesi gecesi Kalyon Stadyumu’nda Galatasaray’la karşılaştık.

Tam tabiri ile İspanya’da “boğanın gazabına uğramış, iç işleri karışık ve moralsiz” dönen rakibimiz iyi analiz edilmemiş olacak ki, karşılaşmayı neredeyse isabetli şut çekmeden tamamladık.

Anlaşılan o ki; Ya  Sumudica rakibi hafife almış, ya da adının büyüklüğü altında ezilmiş…

10 haftadır henüz kadro birlikteliği sağlayamayan Galatasaray ilk yarıda bize top göstermedi desek yanlış olmaz.

Sağ tarafımıza monte edilen Olkowski, 24 yaşındaki emre karşısında “ayazda kalmış bekçi gibi tirtir titredi”.

Emre onu bire birde 13 kere geçip orta yapmış ve bunun 9’u isabetli!...

Üstüne üstlük orta sahada da rakibi tutacak oyuncularımız başka şeyler yapmaya kalkınca Galatasaray elini kolunu sallaya sallaya bizim yarıya geçti ve hem de bunu 20’den fazla yaptı.

Daha önce de yazmıştım; Rakiplerimiz bizim taktiğimizi çözdü diye.

Zira biz her rakibe göre aynı taktikle oynuyoruz.

“At topu ileriye hızlı adamlarla golü bulursan bulursun bulamazsan da canımız sağ olsun”.

 Yani “su koy ocağa oldu oldu, olmadı çay demleriz hesabı”.

Garip istatistiklere de imza atmaya devam ediyoruz.

Mesela tüm maçlarımızda gol yemişiz. Bu da demek oluyor ki defans bloğumuz S.O.S veriyor.

Lakin hocamız bunu çözmek için en küçük bir hamle bile yapmıyor.

Bir hafta 3-5-2 oynuyor, diğer hafta 4-4-2 ye dönüyor bazen de araya 4-1-3-2 serpiştiriyor.

Takımda oldukları süre içinde en çok katkı veren 4 oyuncu var .

Djilobodji,- Oğuz-Güray Ve Günay.11 kişilik takımda her hafta aynı özveri ile oynayan futbolcularımız. Gerisi ya idare ediyor ya da kafasına göre takılıyor…

İlk yarı bittiğinde 2-0 geride girdik içeriye. Soyunma odasında kim kulağına fısıldadıysa hoca orta sahayı ele geçirmek için Diarra’yı oyuna aldı. İşte o dakikadan sonra Galatasaray’ın akınları kesildi ve topla daha fazla oynadık.

Twumasi gibi bir adamı Luyindama gibi fizikli bir adamın kollarına bırakma fikri hiç de başarılı bir uygulama değildi. Zaten baktı ki olmuyor oyundan aldı onu.

Amaç Kayode’ye yer açmaktı. Ama o Kayode değil mi 10 maçın 6’sında takımı yalnız bırakan?

Şimdi soru şu; neden Diarra yedek başladı.

Eğer bu oyuncu sakat değilse neden 11’de başlamadık.?

Ömer Bayram’ı ve Emre Taşdemir’i kahraman etmek için mi.?

 

Bence milli arada hoca taktik varyasyonlarını ve Türkiye ligini yeniden gözden geçirmeli.

Bence kendisini ve takımı güncellemeli. Rakibe göre oynamak diye bir şeyin olduğunu anımsamalı.

Peki sizce yapar mı? Yapmaz.

Nereden biliyorum bunu.? Maç sonu verdiği demeçlerden.

Bakın Galatasaray maçından sonra ne diyor.

“Biz Real Madrid değiliz, ben de Zidane değilim”…

İşte rakibin adına yenilmek yukarıdaki açıklamada gizli.

Sanki Galatasaray’ı, Fener’i, Beşiktaş’ı sadece Zidane yenebiliyor.

Efendim Türkiye’nin en pahalı takımıymış rakip, bir de bize bakmalıymışız…

Beşiktaş’ı yenerken neden bunları söylemedin hocam. Onların da kadro değeri bizimkinden kat kat yüksek.

İşine geldiği gibi demeç vermek futbolda moda oldu…

Alınan puanlara sığınıp günü kurtarmak başarı getirmez ve ayrıca Her zaman papaz pilav yemez, her zaman 90+ da Ankaragücü’ne attığınız gol gibi goller atamazsınız.

Bu da kulağınıza küpe olsun lütfen.

Lafın özü şu;

15 puana güvenip kendimizi geliştirmezsek ligin ikinci yarısında büyük sıkıntılar çekeriz.

Ayrıca Bu vesile ile Türkiye cumhuriyetinin kurucusu ulu önder ve başkomutan GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün ebediyete intikalinin 81.ci yıl dönümünde onun ve silah arkadaşlarınız aziz ruhları önünde saygı ile eğildiğimi belirtir ve minnetlerimi sunarım.

 İyi haftalar.

Facebook Yorum

Yorum Yazın