Orhan yalkın

Orhan yalkın

Mail: [email protected]

PARANIN DEĞERİ

 

            Ekonomik, sosyal ve politik bakımdan önemli olan paranın, değerinin nereden geldiği, nasıl oluştuğu, çok kimse tarafından bilinmez; merak da edilir.

            Para, bağımsız bir satın alma gücü yani özellikle kıymeti olan şeylerin mübadelelerinde (el değiştirmelerinde) genel bir nesnedir. Bu bakımdan, mübadele edilecek mallara eşit olabilmesi için kendisinin de bir değere sahip olması gerekir.

            ***

            Bundan dolayıdır ki para, bugünkü hale gelene kadar çeşitli şekillere bürünmüştür. Ancak bunlardan çoğu değer kaybı dolayısıyla para fonksiyonunu kaybetmiş, zamanla madensel değeri çok olan gümüş ve altın, para olarak kullanılmaya başlanmıştır.

            Önceleri gümüş ile altın birlikte, değerleri oranına göre para olarak kullanılmıştır ki ekonomi de bu sisteme “Çift Para Sistemi” denmiştir.

            Zamanla gümüş üretimi, altın üretim miktarına nazaran çok daha fazla artmış olduğundan, çift maden sisteminden vaz geçilmiş, yalnız altın, para olarak kullanılmaya devam edilmiştir.

            Bir maden olan altın paranın taşınması ve mübadelelerde madeni ağırlık dolayısıyla, bankerlere verilip yerine, üzerinde miktarı yazılı olan ve ibrazında ödenen kağıtlar alınmıştır ki bu kağıtlara “Banknot” adı verilmiştir. Yani banknotun üzerinde ne kadar altın para yazıyorsa, elinde bulunduran kişi, bankere bunu verip aynı miktarda altını alabiliyordu.

            Zamanla banker, elinde ki altınların hemen istenmediğini düşünerek, fazladan banknot çıkarmaya başlayınca banknot, “Kâğıtan Paraya” dönüşmüştür.

            ***

            Birinci Dünya savaşında Alman parası olan Rentenmark demonatizasyona uğramış, yani sıfır değere doğru erimiştir.

            Hatta bu konuda rahmetli hocamız Ord. Prof. Dr. Zihni Sanus, şu örneği vermişti bize: Almanya’da lokantaya girerken 1.000.000 Rantenmark olan bir kâse çorba, çıkarken 1.200.000 Rantenmark oluyordu.

            İktidara Adolf Hitler geçince ekonomi konusunu, meşhur ekonomist Dr. Hjalman Schacht’a bırakmış; Schacht, yurt dışından hiç para almadan ekonomik kalkınmayı sağlamış, hatta İkinci Dünya Savaşı için “Yıldırım Harbi” projesini yaparak, gerekli silah ve malzemelerini sağlamıştır.

            İkinci Dünya Savaşı’nda, diğer ülkelerin paraları daha çok değer kaybederken

Reichsmark’ın değeri %25 civarında olmuştur. Bu durum karşısında Hitler “Alman parasının karşılığı altın değil, çalışkan Alman gücüdür” diyebilmiştir.

            ***

Günümüzde para, ait olduğu ülkenin ekonomik gücü ile değer kazanmaktadır. Bir ülkenin ekonomisi güçlü ise, o ülkenin parası değerlidir, güçlüdür; eğer bir ülkenin ekonomi zayıfsa, o ülkenin parasının değeri düşüktür.

            Ekonominin güçlü olması, yatırımların aksamadan devam etmekte, üretimin artmakta, ihracatın ithalattan çok fazla, fert başına düşen milli gelirin yüksek, halkın refah içerisinde olduğunu gösterir. Böyle bir ülkenin parası değerlidir.

            Yatırım yapılmıyor, üretim gittikçe düşüyor, ithalat ihracattan çok, fert başına düşen milli gelir az, ülkenin iç-dış borcu fazla, halk yaşamda sıkıntı çekiyorsa bu gibi ülkelerin para değeri düşük olur. Eğer bu gibi ülkelerde para emisyonu (para basma) da gereğinden fazla ise, paranın değeri daha da düşer.

            ***

            Siz sayın okuyucularıma, paramızla ilgili ders vermek istemedim; paranın değerinin nasıl oluştuğundan söz etmek istedim.

                                                                                  Orhan YALKIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın