Derya Sabuncu

Derya Sabuncu

Mail: [email protected]

NİCE UMUTLU YENİ BIR YILA

 

Ve şükürler olsun ki  2020 ye nice umut ve güzel  hayallerle girerek intikal eyledik...  

Bu yılın da ilk gününü kazasız belasız atlatmak nasip oldu elhamdülillah. İnsanlar,   geniş güvenlik önlemleri altında  sokaktaki kutlamalara gece boyu iştirak ettiler.  Allah tüm güvenlik güçlerimizin bileğinin  kuvvetini arttırsın. Olaysız ve kimsenin canı yanmadan, 2020 ye sakince  geçiş oldukça huzurluydu. Açıkçası bu durumdan ötürü insan şükrediyor. Yılın ilk günü İstanbul’daydım ve akşam vakti bir şeyler atıştırmak için bir mekana girecekken restoran sahibi ilginç bir yaklaşımla mekanı kapatacaklarını belirterek benim içeri girmeme izin vermedi. Başımı mekanın içine çevirdim, gördüm ki içerisi gayet  kalabalık. Anladım ki sorun baş örtüsü problemiydi. Yoksa insan neden gelen müşteriyi geri çevirsin?  

Yıl  2020 oldu ve hala kendi  memleketimizde  kılık kıyafet sorunu var. Bu tazip anı bana;  99 yılı döneminde yaşadığım, başımdaki  örtüm için duyduğum hakaretlerin farklı bir versiyonuydu. Kabuk tutmuş yaramın tekrar kanatılmış gibi olduğunu hissettim. Sözüm ona artık biz bu tarz mevzuları  ne zaman asarız bilmiyorum ?  ama şu ön yargılı halleri bırakmanın ve medeni yaşamanın, birbirimizi rengiyle, ırkıyla, kıyafetiyle, dini ve diliyle,  hoşgörü çerçevesinde kabul etmenin  zamanı geldi de geçiyor da.  

Nedir hoşgörü: 

Başkalarının fikir ve görüşlerini anlama yeteneğidir. Menfi hiç bir his beslemeden, onların anlayışlı bir şekilde tartışma şeklidir. 

Oysa;  

"hoşgörü"  insanlığın en büyük kurtuluşudur anlayana.  

 

Durumu sosyal mecrada paylaştığım da tepki aldım, kimi yalan söylediğimi iddia edip beni yerip, eleştirdi... Kimi   ise mekanı paylaşmamı istedi. Böyle hınca hınç saldırırsa geçilsin diye bu mevzuyu gündem etmekten içtina ediyorum . Hatta mekanın  ismini  de belirtmek istemiyorum. Zira mekanın ismini paylaşmak  yaşanan bu çirkinliği değiştirmez. 

Bu menfur  durumlar her hangi başka bir mecrada da yaşanabilirdi.  Bu köhne ve muğlak zihniyet her yerde var. 

 

 Zannederim ki  böyle durumların hala devam ettiğini bizzatihi  yaşamak beni tedirgin etti. Uzun bir müddet oldu yasamayalı... O uzun aradan sonra yeniden böyle bir muameleye maruz kalmak, bir kapalı olarak güç bir ahvaldi. İşte bu şaşkınlığı  belirtmek için durumu  naçizane ifade eylemeye çalıştım. Yapım gereği de bir şeyleri uzatmayı sevmiyorum. İnsan olarak yaşamanın en asil kuralıdır birbirimizi olduğu gibi kabul edebilmek. M. Prior dediği gibi; 

"Kamburunun dostuna hoş görünmesini isteyen, dostunun sivilcelerini hoş  görmelidir." 

Madem ki ben senin fikir ve görüşlerini yansıtmıyorum, ben ve benim gibilerden nefret ediyorsun olabilir sevmek zorunda değilsin!  Anlarım... çünkü insan olarak yaradılışımız gereği bizi diğer varlıklardan ayıran şuur icab ettirir ki;  insansam ben halden  anlamak zorundayım... 

 

Ama saygısızlığa tahammülüm olmaz ! Zira ben de senin fikirlerine ve hayatı gidişatına seslenmeyip saygı duyuyorsam saygı beklerim !  Hayat müşterek bir alandır. Yaradılış sistemi gereği   aynı organizmanın azalariysak, insan olarak birbirimize muhtaçsak,  Ve  aynı şartlarda, aynı ülkede nefes alıyorsak birbirimizi kabullenmeliyiz dostum!  Başka bir  çıkış yolu varsa bilelim... ?

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın