Nil Akan Palacios

Nil Akan Palacios

Mail: [email protected]

Nasıl iyi bir dinleyici olabilirsiniz?

Değerli Okurseverler ve öğrenmeyi sevenler, yeni bir haftadan merhaba!

Profesyonel koçluk bakış açısıyla sizinle yaşamın matematiği üzerine yaptığım keşifleri paylaşmaya devam ediyorum. Umarım yazdıklarımı beğeniyor ve kendinize bir takım faydalar ve öğretiler sağlıyorsunuzdur.

Bugün dinleme üzerine konuşacağız. Etkin dinleme. Aktif dinleme.

Birçoğumuz iyi bir dinleyici olduğumuzu düşünürüz. Hatta dinlemenin en güçlü yanlarımız arasında olduğunu söyleriz. Peki gerçekten öyle miyiz?

Profesyonel koçluk yolculuğuma başladığım ilk derste, dinleme konusunda ne kadar kapalı olduğumu fark ettim. Çünkü dinliyordum ancak duymuyordum. Sebebi çeşitli. Söylenenleri fizyolojik olarak kulaklarım vasıtasıyla duyuyordum ancak anlamıyordum, veya anlamak istemiyordum. Belki söyleneni beğenmediğimden veya söylenen konusunda birçok yargılarım olduğundan. Yani kısacası “öğrenen” bir zihniyet yerine “yargılayan” bir zihniyet barındırıyordum. Bunu kendimi yargılamak için söylemiyorum, sadece bir tespit yapıyorum. Zira tespitten sonra tedavi kolaylaşıyor.

Şimdi, aşağıda size hepimizin günlük olarak yapageldiği “dinleme” ile  “aktif dinleme”  arasındaki farkı anlatmaya çalışacağım. Bakın bakalım sizin dinleme tarzınızda dönüştürülmesi gereken alanlar var mı?

Gündelik yaşamda etrafımdaki insanları, onlar birilerini dinlerken gözlemliyorum. Dinleyen kişi nadiren karşıdakinin gözlerine bakıyor. Çünkü kişi dinlerken diğer taraftan ya telefonunda geziniyor ya televizyon seyrediyor ya da başka bir tarafa bakıyor. Karşıdaki kişiye bir takım cevaplar ve tepkiler veriyor ancak gözler başka yerde. Kanımca etkin dinlemenin birinci ve en önemli şartı göz kontağı kurmak. Gözler, insanın içini yansıtan bir ayna. Sözsüz iletişimin başladığı alan. Gözler konuşmadan o kadar çok şey anlatabilir ki, bazen 3 saat boyunca göz teması kurmadan dinlediğiniz birinin demek istediğini sadece 5 dakika gözlerine bakarak anlayabilirsiniz. Dolayısıyla aktif dinleme sağlayabilmek için lütfen öncelikle göz teması kurunuz.

Şimdi dinlemenin 3 seviyesini ele alalım:

1. seviye dinleme: Karşınızdaki kişiyi sadece kendi gündeminiz için dinlersiniz. Bu, aktif dinlemeden çok uzak bir yaklaşım. Zira karşıdakini dinlemiyorsunuz, sadece onun söylediklerinden kendinize ne alırsınız, buna bakıyorsunuz. Bu tip dinlemeyi istemiyoruz.

2. seviye dinleme: Odaklı, hedefli, karşınızdaki kişinin gündemini, söylediklerini dinleyip anlama. Bu dinleme seviyesini seviyoruz, istiyoruz, zira dinleme aktivitesinin odağını kendi ajandanızdan karşıdaki kişinin ajandasına odaklamışsınız. Bravo! Ancak bir seviye daha var ki bu seviyeden daha da iyi.

3. seviye dinleme: Bu tip dinlemede, anlatan kişinin söyledikleriyle birlikte söylemediklerini de dinliyorsunuz. Vücut dili, mimikler, duruş; bunların hepsi söylenmeyeni size anlatır. Yeter ki bakın ve görün. Dinleme aktivitesini 5 duyunuzun tamamını kullanarak yaptığınız vakit 3. seviye dinlemeye erişiyorsunuz. Profesyonel koçlukta bizim en sevdiğimiz, en istediğimiz dinleme şekli bu.

Şimdi aynayı kendinize çevirin lütfen. Siz hangi seviyede bir dinleyicisiniz?

Unutmayın ki etkin ve aktif dinleme ile çevrenizdeki kişilerle kurduğunuz ilişkileri tamamen evirebilir (pozitife doğru) ve yaşamınıza birçok yeni renk katabilirsiniz. Yeter ki biri size bir şey anlatırken elinizde ne var ne yoksa bırakın, kişi ile göz teması kurun ve 5 duyunuzla hem söyleneni hem söylenmeyeni duyun. Aktif dinleme hem size iyi gelecek hem de karşınızdakine. Aktif dinlemeye çocuklarınızla başlamaya ne dersiniz?

“Başkalarını inandırmanın en iyi yolu onları dinlemektir.”   Dean Rusk

Sevgiyle,

Facebook Yorum

Yorum Yazın