Abdullah Yeniekinci

Abdullah Yeniekinci

Mail: [email protected]

KULLANILAN BİZ, KULLANAN SİZ “YURDUMA DAİR”

Dünyanın köklü medeniyetlerinden birisi de elbette Türklere aittir. Nasıl ki, İran, Çin, Roma, Yunan vb gibi medeniyetler, tarihin önemli kültürel değerlerini oluşturuyorsa, Türklerde; Etilerden, Hunlardan, Göktürklerden, Avarlardan, Hazarlardan, Moğollardan, Selçuklulardan, Osmanlılardan ve ismini saymadığım birçok Türk beyliğinden son olarak günümüzün genç devleti Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan önemli kültürel değerleri potasından eritmiş bir medeniyeti oluşturmuştur. Yardımlaşmanın, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin, misafirperverliğin vb birçok değerin bizlere ait olduğu gerçeğini göz önünde bulundurduğumuz zaman, özellikle günümüzde başta siyasilerin ve ona biat eden çeşitli mercideki kişilerin olumsuz söylemleriyle; ayrışmalar, öteleşmeler, “biz” duygusundan “ben” duygusuna geçişler neredeyse tüm toplumu etkisi altına aldığını söylesek yanlış olmaz.

*

Çarkını döndüren, devranını sürdüren siyasi erk; sizlerin sayesinde sefalet içerisinde yaşamaya mahkûm edilen kentlimizin, köylümüzün, işçimizin, emekçimizin üzerinden çekin artık kirli ellerinizi. Açlığa, yokluğa, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz yetmiyormuş gibi, şimdi de kardeşi kardeşe düşman etme, ötekileştirme, kutuplaştırma politikalarına başladınız durun artık orada. “Biz” duygusu temel karakteri olan Türk toplumu; medyanızla, basınınızla, algısal operasyonlarınızla yapmış olduğunuz faaliyetlerinizle sayenizde,“Ben” duygusunun egemen olduğu bir toplum haline geldi. Öyle ki insanların birbirine tahammül edemediği, düşüncelerine saygı duymadığı, birbirinin yaşamlarına müdahale ettiği, baskıcı bir hayatı normalmiş gibi algısal operasyonlarınızla bizlere sundunuz.

*

-Sizler Avrupalarda çocuklarınızı okutup, torunlarınızı Avrupalarda doğurturken, bizlere Arap kültürünü sundunuz hoca verir talkını kendisi yutar salkımı misali din adına,

-Bizlere İmam hatipleri eğitim diye dayatırken, kendi çocuklarınızı Avrupalarda özel kolejlere okuttunuz okutmaya devam ediyorsunuz.

-Bizlere gidin askerlik yapın, askerlik yan gelip yatma yeri değil dediniz, sizler çocuklarınızı bedelli yaptırıp, çoğunuzda çürük rapor aldırtarak askerlikten yırttırdınız.

*

Şunu bilin, vatanımıza bin defa feda olsun canımız, fakat hoca verir talkını kendisi yutar salkımı misali, bu vatan görevini sadece garip grabenin çocukları mı yapacak, sadece bakkal Ahmet efendinin, manav Mehmet efendinin çocukları mı şehit olacak veya şehit haberi mi duyulacak? Hani şehitlik kutsal diyorsunuz ya o kutsal olan şehitlik neden sizlere hiç uğramıyor? Bu vatan sadece bizim vatanımız mı? Sadece biz mi şehit olacağız? sadece biz mi savunacağız? Siz hiç duydunuz mu falan bakanın, falan milletvekilinin oğlu veya filan bürokratın oğlu Şırnak’ta, Hakkari’de, Doğu’da Suriye’de vatanı görevini yapıyor diye? Yada vatani görevini yaparken şehit oldu diye? Duyamazsınız çünkü onlar bedellidir, çünkü onlar çürüklüdür. Yeri gelmişken söyleyeyim şahsen ben sadece CHP genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun çocuğunu duydum aslanlar gibi gidip askerliğini yaptığını.

*

Peki, attığı zaman mangalda kül bırakmayan, vatanseverliği, milliyetçiliği dilinden düşürmeyen sözde çakma vekillerimiz, hanginizin çocuğu şuan Suriye’de Barış Pınarı Hareketi’nde görevli veya Doğu’da vatani görevini yapıyor? Hani bu vatan için gerekirse bende oğlumda canımızı veririz diyordu bazı milletvekilleri hadi o zaman sizi tutan mı var oğlunu da seni de Suriye’de vatan savunması için mücadele etmeye cepheye davet ediyorum gün bugündür ve tam da zamanıdır buyurun Suriye’ye. Hani bazı çakma kabadayılar öl de ölürüz kal de kalırız, senin için kefen giyeriz, bizi Afrin’e götür reis diyordu. Neredeler onlar, sesleri neden çıkmıyor? Hadi buyurun Suriye’ye kefen giyeriz diyen çakma kabadayılar. Türbinden şov yapmaya benzemez vatan savunması hadi sizleri de bekliyoruz Mehmetçiklerimizin yanına göğüs göğse vatan için savunma yapmaya.

*

Velhasıl kelam değerli okuyucularım çelişkilerle dolu söylem ve eylemlerimizden kurtulamadığımız sürece; bu zengin-fakir, sen-ben, öteki-beriki, şu-bu ayrımı bitmeyecek toplumsal barış sağlanamayacak sağlanması da mümkün değil. Önce balık baştan kokar misali Ankara kendisine çeki düzen vermesi gerek hal, tutum ve davranışlarıyla halka örnek olması gerek, önce kendi kapılarının önünü temiz tutmaları gerek ki halkta örnek alsın hal, tutum ve davranışlarını sizlere göre uyarlasın. Senin yapmadığın, yapmaya da yanaşmadığın sadece havanda.su dövme edebiyatıyla, lafla peynir gemisi yürütme edebiyatıyla hayatını şekillendirirsen, gelinen nokta şuan ki mevcut tablo olur toplum olarak

Facebook Yorum

Yorum Yazın