Özgür ZOR

Özgür ZOR

Mail: [email protected]

“KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK”

“KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK”

Düşün

“KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK”

Bir kervan Bağdat yönüne doğru ilerlerken yolda Veba’ya rastlar. Kervan başı Veba’ya, “Sen niye Bağdat’a gidiyorsun?” diye sorar. Veba, “5 bin kişinin canını almak için” diye yanıt verir. Aradan zaman geçer, Bağdat’tan dönen kervan dönüş yolunda yine Veba’ya rastlar.

Kervan reisi Veba’ya, “Bana yalan söyledin. 5 bin kişinin canını alacağım dedin. Ama sen 50 bin cana kıydın” diye bağırır.

Veba, bunun üzerine şu yanıtı verir:

“Ben 5 bin kişiyi öldürdüm. Geri kalanı korkudan öldü.” Korkunun ecele faydası yok, derler. Bunu bildiğimiz halde korkarak yaşamamızın nedeni ne? Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, “Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.”

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor: “İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor… Düşünmekten korkuyor,sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”

O kadar çok korkuyoruz ki, korkularımızdan yaşamaya zaman kalmıyor.

Oysa mutluluk, eyer vurulacak bir at değil. Garantisi yok, süresi yok.Onun için mutluluk yakalandığında, korkmakla vakit kaybetmek yerine, onu değerlendirmek gerek. Ama bunu kaçımız başarıyor? Kaçımız, “Bugün mutluyum. Tadına varayım” diyebiliyor? Lord Byron’ın dediği gibi, “Mutluluğu tatmanın tek yolu onu paylaşmaktır, çünkü mutluluk ikiz olarak doğar.”

**

Hisset

BUNCA YÜZYILDIR

Biz uygarız haaa!..

Biz, diyorsam… Yanlış anlaşılmasın,

Bir Türk olarak söylemiyorum

Türklük adına değil, konuşmam…

Hem ne haddime,

Bu işin tapusunu taşıyanlar var cebinde.

Aman yanlış anlaşılmasın,

Biz, diyorsam…

Dünyalılar adına konuşuyorum,

Biraz da insan olaraktan,

Biz diyorum, biz uygarız haaa!..

 

Kuşkuluyum durumumuzdan doğrusu,

Uygarlıkta nerelerdeyiz,

Kaç karış ilerde?

Öyle ya bunca çaba

Bir düzey tutturabilmek içindir,

Bir amaca ulaşmak için olsa olsa.

Soruyorum, nereye vardık,

Arpa boyu yol alabildik mi?

Hangi düzeydeyiz uygarlıkta?

Hele bir göz atalım özgeçmişimize

Neler yapmışız bu uğurda,

Neler başarmışız insan olarak?

 

Taş dönemi, kazma, balta

Tunç dönemi, demir dönemi,

Kılınç kalkan, top tüfek…

Daha da önemlisi

Uzayda perendeler ata  ata

Füzeler çağına girmek…

Bütün bunlara izninizle

Vurduk mu yaldızını sanatın,

Uygarlığın görevi tamam!

Tüm bu çabalar, sözümona,

İnsan olmamız içindir,

Uygarlık bi yana!..

 

Ne denli kalın kafalı,

Ne denli dar görüşlüymüşüz ki

Öğrenelim diye insanı iyice

Kıymışız binlercesine acımadan.

 

Yetmiyormuş gibi,

Tüm ezilmişlere yıkmışız

Bu kırımların suçunu bir de…

Ne insanmışız, değil mi?

Tüh be!

 

Kulağımız Kirişte  adlı şiir kitabından 1983

Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)

 

 

 Rıfat ILGAZ

**

Gülümse

Su borusu          

Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp, bacağını dört yerinden kırmıştı. Hemen hastaneye kaldırılmış, doktor bacağı boydan boya alçıya almış ve:

 

- "Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok", demişti. Üç ay sonra kırıklar kaynamış, alçı çıkarılmıştı. Adam bu arada doktora:

- "Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim?" diye sormuş, doktor da:

- "Tabii, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız", demişti.Adam doktorun bu cevabı üzerine sevinçle bağırmış:

- "Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı."

**

Kulağına küpe olsun

"Yara en çok avucunun içindeyse sana aittir! Sıkarsın avucunu, canın yanar ama senden başka kimse bilmez neden acıdığını."

 

Jean Christophe

Facebook Yorum

Yorum Yazın