Sait Köse

Sait Köse

Mail: [email protected]

KIRMIZI PUL BİBER KAVGASI

KIRMIZI PUL BİBER KAVGASI

Öncelikle biberin ilk nerede üretildiği, dünyaya yayılma yolları bilgisi ile başlayalım.

Biberin orijininin Orta Amerika olduğu bilinmesine karşın yapılan bilimsel sınıflandırma çalışmaları ile biber orijinlerinin türlere göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Bugünkü Meksika, Şili ve Peru'nun olduğu bölgelerde yaşayan Azteklerin yazıtlarında da bu bitkiden söz edilmiştir.Bu yazıtlarda "beiberaxql" olarak geçmekte. Ancak Aztek hiyeroglifleri ilk defa çözülürken yapılan bir yanlışlıkla, kelime biber olarak okunur ve günümüzde de bu adla anılır.

Özellikle acı biberlerin Güney Brezilya ile Bolivya orijinli olduğu bildirilmektedir. Tarihte ilk biber yetiştiriciliğinin M.Ö. 7500 yıllarında yapıldığı ve Amerika'da ilk yetiştirilen bitki türleri arasında yer aldığı, biber kültürünün Amerika'yı keşfeden Kristof Kolomb'un gemisiyle birlikte  Amerika'dan Avrupa'ya buradan ise Çin ve Hindistan'a hızlı bir şekilde yayıldığı bildirilmektedir. Ticari yetiştiriciliği 1600'lü yıllardan itibaren yapılan  biber, bu tarihten sonra hızlı bir şekilde tüketim zincirindeki yerini almıştır. Biberin ülkemize Avrupa ülkeleri ile kurulan ilişkiler ile girdiği düşünülmesine karşın yapılan son araştırmalarda farklı görüşler ortaya çıkmıştır.

Türkiye'ye biberin üç değişik noktadan girme ihtimali üzerinde durulurken, bunlardan birincisinde biberin İspanya'dan deniz yolu ile Güney Afrika kıyılarından Hindistan'a ulaştığını buradan Asya kıtasına yayıldığı belirtilirken, Basra Körfezi veya Kızıldeniz yolu ile Suriye'ye buradan Türkiye'ye girdiği düşünülmektedir. İkinci görüşe göre Amerika kıtasından İspanya'ya gelen biber, Fas üzerinden Mısır'a buradan İskenderun yolu ile İstanbul'a kadar ulaşmış, balkan ülkelerine hatta İtalya'ya İstanbul ile yapılan ticaret ile ulaştığı düşünülmektedir. Ayrıca Hindistan'dan Asya Kıtasına yayılan biberin, Afganistan ve İran üzerinden Türkiye'ye girdiği, buradan İstanbul'a ve bazı Doğu Avrupa ülkelerine yayıldığı diğer bir görüş olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu üç görüşün ortak noktası ise biberin ülkemize 15-16. yy. arasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde birçok ülke ile yapılan ticaret ile girdiği, hatta bazı tüccarlar tarafından kara bibere rakip olmak üzere birçok ülkeye pazarlandığı bildirilmektedir.
Kırmızı biberi, kullanma kültürü, damak zevki ile ilgili olarak besin değeri ve aroması ile verdiği tadı değerlendirirsek, C ve A vitamini, folik asit ve potasyum oranı yüksek bir besindir. İçeriğindeki kapsaisin maddesinin diyabeti önleyici ve kötü kolesterolü düşürücü etkisi vardır. Yemeklerde, salatalarda ve öğünlerde tüketilebilen "Kırmızı altın" olarak nitelendirilen  biber, salça ve  sofralık toz ve pul biber olarak üretilip,pazarlanmaktadır.

Türkiye’de 9 ilde baharatlık kırmızıbiber üretimi yapılmaktadır. Bu iller üretim miktarlarına göre sırasıyla Şanlıurfa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis, Hatay, Bursa, Aydın, Adıyaman ve Muğla illeridir. Yaygın olarak ülkenin güneyinde üretilen baharatlık kırmızıbiber sırasıyla en çok Şanlıurfa, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis illerinde üretilmektedir.

Kırmızı biber ekili alanın %43.37’sine sahip olan Şanlıurfa ilinin, toplam üretim içindeki payı da %53’e karşı gelmektedir. Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis illeri toplam baharatlık kırmızıbiber ekili alanın %48.80’ini karşılarken, üretimin de %37.43’ünü karşılamaktadır.                                                                                                                       

Şimdi; Ülkemizdeki ekim,üretim gerçeğini bilmeden yapıldığını düşündüğüm Sayın Fatma Şahin'in başlattığı popülist sahiplenme söylemleri ile ne yapılmak istendiğini anlayamıyorum. Bu sahiplenme,tüm tarımsal ürünlerde olduğu gibi biberde de, girdi maliyetleri yüksek,yerli tohum ekimi yasaklanmış, ürününe geç ve düşük belirlenen taban fiyattan dolayı mağdur, ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçinin sorununu gerçekten çözüyorsa çözüm için ortak akılda birleşip  mücadele edelim. Tarımı bitmiş,tüketicisi bir türlü gerçek değerinden ürün alamayan  bir ülkenin, birde bölgesel birleşme yerine yukarıdan aşağıya her süreçte tüm politikalarda olduğu gibi ayrıştıran bir dil ve kavgadan bıktık.

Çukurova Üniversitesi, Mustafa Kemal Üniversitesi,Sütçü İmam Üniversitesi,Harran Üniversitesi Ziraat Fakültelerinin bilim insanları ve mezunlarını, bilimi, üretimin emrine vererek, üretim ve iş gücü  istihdamı arttıracak eylem için birlik yaratmalıyız.Birlikten kuvvet doğar.Ayrıca, bu davranışların  üretimde rekabeti arttırmayacağını da bilmemiz gerekir. Boş laflarla kafamızı yormayınız lütfen, yaramazlık yapanın ağzına acı biber sürerler.                                                                                    M.Sait KÖSE

Facebook Yorum

Yorum Yazın