Abdullah Yeniekinci

Abdullah Yeniekinci

Mail: [email protected]

KALKINMAK İÇİN ÜRETİM ŞART

Değerli okuyucularım her ulusun, her milletin, her devletin, adına her ne derseniz deyin konumu, saygınlığı ve statüsü kalkınmışlık durumuna göre belirlenmekte ve derecelendirilmektedir. Bugün ABD’ye dünyanın jandarması diyor isek, Almanya ‘ya dünya otomotiv devi diyor isek, Japonya’ya teknoloji imparatorluğu diyor isek, Rusya’ya silah pazarının anavatanı diyor isek, İngiltere, Fransa vb gibi Avrupa ülkelerine sanayi devi diyor isek bunların hepsinin altında yatan neden, üretim devi olmalarından kaynaklandığı gerçeğidir. Yani üretim olmadan hiç birşey olmaz, ne saygınlık, ne itibar ne konum ne statütü...

 

Peki ne yapılması lazım, bir zamanların tarım devi olan dünyada tarım alanında kendi kendine yeterli ve dünyaya tarım ürünü ihraç eden birkaç tarım ülkesinden birisi olan Türkiye, bugün neden, neredeyse tarım ürünlerinin tamamına yakınını dışarıdan ithal eder duruma geldi?  nedeni çok basit üretim yapmamak, var olan kaynakları da verimli şekilde üretip değerlendirememek.

 

Çözüm ne?

 

Çözüm elbette üretim,

Yerli ve milli üretim.

Lafla değil fiiliyata dönüştürülerek, gerçekleştirilecek üretim.

 

Bu kapsamda, üretim alanında yapılması gerekenleri kısaca sıralayacak olursak;

 

Yerli ve milli tarım politikası;

Anadolu’nun verimli coğrafyasındaki ovalarında, tekrar Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi yerli ve milli üretimin, kalkınma tarım modellerinin uygulanması kaçınılmaz ve zaruri bir durumdur. Anadolun farklı bölgelerinde bulunan; Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak vb gibi büyük akarsularımız üzerinde kurulan barajları sulama alanına yönlendirerek derhal ve zaman kaybetmeden yerli ve milli tarım ekonomi modelini biran önce faaliyete geçirmek.

Üretmek gerek ki ithal tarım ekonomisinden kurtulup tekrar eskisi gibi ihraç eden tarım ekonomisine kavuşalım ve güçlü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edelim.

 

Bir başka husus ise madenlerimiz;

Maden kaynaklarımızı derhal üretime sokmak gerek, demir, linyit, altın, bakır, volfram vb gibi. Örneğin; Güney Afrika Cumhuriyeti’nden sonra en çok altın rezervi bulunan ülke Türkiye’dir, ama her ne hikmetse bir türlü altın madenlerimiz üretime açılamamaktadır. Almanya dünya altın pazarının, topraklarında çıkarılmamasına rağmen belirleyicisi durumundadır. Neden Altın sektörünün lideri Türkiye değildir, Çünkü elinde olan madenleri kullanamıyorsun üretime açamıyorsun. Oysaki bugünkü Türkiye nüfusunun, bilim adamlarının araştırmalarına göre 10 katını besleyecek altın madeni kaynaklarımız var. Özellikle Gümüşhane civarında ama her ne hikmetse ve her ne nedense bunları bir türlü üretime sokamıyoruz. Sanayi de öncü devlet, lider devlet olmanız için madenlerinizi etkin ve verimli bir şekilde rafine edip üretime sokmanız lazım. Kalkınmanın ve ilerlemenin temel şartı buradan geçmektedir.

 

Bitme noktasına gelen hayvancılık;

Başta doğu Anadolu olmak üzere, Ege, Karadeniz ve Akdeniz’de bugün itibarıyla hayvancılık bitme noktasındadır. Zaten bunun göstergesi de dışarıdan et ithal etmemiz değil midir? Oysaki 1990’lı yıllarda küçükbaş hayvancılıkta, dışarıya hayvan ihracatı gerçekleştiriyorduk. örneğin 90’lı yıllarda, Hac mevsiminde Türkiye, Arabistan’a küçükbaş hayvan ihracatı gerçekleştiriyordu. Bugün Arabistan Avrupa’dan ve Amerika’dan küçükbaş hayvan ithalatı yapıyor. Hayvancılık noktasında biran evvel gerekli tedbirlerin alınması ve milli sınırlarımız içerisinde yerli hayvancılık modelinin teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. Taşıma su ile değirmen dönmez gerçeği unutulmamalıdır.

 

Bir başka sıkıntımız Turizm;

Ülkenin her köşesi farklı bir turizm cenneti iken, bugün dünyada turizm gelirleri arasında son sıralarda yer almaktayız.

Neden peki?

Çünkü değerlerimizi dünya pazarına sağlıklı bir şekilde tanıtamıyoruz,

Pamukkale, Efes, Aspendos, Meryem Ana, Sümela, Hasankeyf, Ürgüp-Göreme, Saklı Cennet Halfeti, Doğa harikası, Karagöl, Uzun göl, Abant, Yedi Göller, Manyas Kuş Cenneti ve Denize kıyısı olan illerimizde birbirinden güzel doğal plajlar gibi birçok güzellik yeteri kadar dünya turizm pazarında tanıtılamadı. Tanıtılamadığı gibi, turizm bölgesinde yaşayan gerek bölge sakinleri, gerek işletmeciler gelen turistleri de fırsat odakçılığı çerçevesinde kaçırma çabası yarışına girdiler. Zaten nitelikli gelir getiren turist sayısı yetersiz, gelen yabancı turistlerin çoğu da gelir düzeyi olarak çok fazla getirisi olmayan Asya ve Avrupa ülke vatandaşı işçi sınıfından oluşmaktadır. Turizm sektörünün de; teşviklerle, devlet ve özel ortak birlikteliği çerçevesinde tanıtılması ve dünya turizm pazarında hak ettiği noktaya getirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak yukarıda saydığımız bu hususların üretim noktasında faaliyete dönüştürülmediği sürece, “elif kızım bina okur döner döner gene okur misali”, kendimizi avutmaya devam anlamını taşımaktan öteye geçmeyeceği gerçeğini bilmemiz gerekmektedir. Keza yerli ve milli üretime geçilmediği sürece ABD, AB, Uzak Doğu vb gibi ekonomilerin kölesi olmaya devam ederiz hep birlikte. Güçlü olmadığımız sürece de ne siyaset karnımızı doyurur, ne senin parti ne benim parti edebiyatları, ne de kısır döngü iç çekişmeler. Olan yine biz paralelinde Türkiye’ye olur. Unutmayalım ki dünyada; gerek siyasi ve politik, gerek sanayi, gerekse askeri alanda saygın, söz sahibi ve güçlü bir Türkiye yaratmanın yolu üretimden geçmektedir. Siyasi ve politik iç çekişmeleri bir kenara bırakıp her alanda yerli ve milli üretimi gerçekleştirmek gerek, zira yarın çok geç olabilir. Üretim hamlelerinin yapılması, terörün son bulması, huzur ve barışın ülkeye egemen olmasını da beraberinde getirecektir. Bugün ülke milli gelirinin neredeyse %70’i milli savunmaya ve terör olaylarıyla mücadeleye aktarılmaktadır. Üretimle kalkınmak demek terörün ortadan kalkması ve terörle mücadeleye aktarılan gelirin yatırımlara dönüşmesi demektir. Saygı değer siyasi yetkililerimize buradan duyurulur.

 

 

Makale Yorumları

  • Beyza24-07-2019 10:47

    Mükemmel bir yazı başarılarının devamını dilerim baba

  • Sevda24-07-2019 10:20

    Ülkemizin en önemli sorunlarından birine değindiğiniz için öncelikle teşekkür ederiz. Kaleminize emeğinize sağlık. Yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz

Facebook Yorum

Yorum Yazın