Derya Sabuncu

Derya Sabuncu

Mail: [email protected]

KAHROLASI İNSAN, NE KADAR NANKÖRDÜR

KAHROLASI  İNSAN, NE KADAR NANKÖRDÜR
(Abese Suresi, 17)

Andolsun, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp sonra bunu kendisinden çekip-alsak, kuşkusuz o, (artık) umudunu kesmiş bir nankördür.
(Hud suresi,9)

Ektiklerimizi biçecek,   ve hiç şüphesiz, biçtigimiz mahsullerden faydalanacağız. Zira hiç bir emek Zayi olmayacaktır. Her yapılanın karşılığı olduğu gibi insanın yaptığı her bir "hareketi" kendisine  tattırılıcak... İyiliğine "mükafat" kötülüğüne "mücazat"
Hiç endişeye mahal yok , hiç bir kimse bu hakikatten kaçamayacak! 

Farsça’da “ekmek” anlamındaki nân ile “görmeyen, kör” mânasındaki kûr kelimelerinden oluşan ve “yediği ekmeğin, gördüğü iyiliğin kıymetini bilmeyen, nimeti inkâr eden” (kâfir-i ni‘met) anlamına gelen nânkûrden türetilmiştir nankör...
Mânâ itibariyle oldukça anlamlı bir kelimedir.
İnsanoğlunun zaafiyetlerinden biri olup, İyiliğe karşı inkarcılığında ısrarcı tavrı   ve içinde bulunduğu
nimetler karşısında nankörce davranması insanın;    açlık ve güven ortamının bozulması gibi dünyevî sıkıntılara sebep olacağı durumlarla karşı karşıya geleceği  kurani kerim de bir çok ayette ifade edilmektedir. Şu hâlde insana hacâleti (utanması) olmayan kimsenin Allâh'a karşı hiç eman ve minneti hiç bir şekilde  hissetmeyip duymayacaktır. Ve buna göre bu hâl imana zarar verip kişiyi sağır ve merhametten yoksun bir insana dönüşmesine sebebiyet verir. Bir kıssada okumuştum nankör adama sormuşlar ne yaptı da dostuna kırıldın?   Demiş ki:
-Her dediğimi yaptı, birini yapmadı demiş.

İyiliğe karşı duyulmayan bir gönül
borcu çok şer kapıların ardındaki ince bir çizgidir. Yine yapılan  bir iyiliğe karşı duyulan gönül borcunu ifâ, bir çok hayır kapısındaki ince bir çizgidir.

Nân-kör mutemadiyen  memnuniyetsiz,mutsuz ve kendisine verilen her şeyi
yetersiz görür. Hep daha fazlasını beklemesi,eline geçtiği hâlde hâlâ şükürsüzlüğü,  ruhu mezellet bir konuma getirir. Oysa ruh  güzel makamları hakederken onu aşağı bir konuma getirmek kişinin kendi eliyle kendine  yaptığı en büyük haksızlıktır. Manevi kalbin hastalığı nankörlüktür, iyiliklerden,güzelliklerden,
nimetlerden bi haber olur,kalbi kaskatı eyleyip "kalbin hastalığı" durumuna duçar eyler. Kalbi katı kimse hiç bir vakit nefsini sorgulamaz,Allah'a karşı günahı için tövbe etmez. Nice gönülleri yıkar ,yakar , tarumar eyler. İşte bu kimseleri Allah kalplerine göre değerlendirir.
Nimete liyakat gosterilmezse dünyevî ve uhrevi azaplar çok yakındır.

Bir parça hüzün...
Hüznünü büyük bir kudretle,
bir mücevherat  gibi taşıyıp gizleyenlere de selam olsun...

Gam ve kederin kap karanlık  çöktüğü,  fakat o karanlığı  dahi  şems  gibi aydınlatanlara da selam olsun...

Yarasından da yarasını taze tutan yarinden de hoşnut olup,kader üstündeki kadere kucak açanlara da  selam olsun...

Kapalı kapılar ardındaki hikmete ram olup, açılacak kapılar için celal ve ikram sahibi olanın hatrına o kapılar önünde bekleyene de selam olsun...

Herkesin ondan vazgeçtiği halde kendisi yolundan  vazgeçmeyip sabra müştak  bir yol tutturanlara da   selam olsun...

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın