Nil Akan Palacios

Nil Akan Palacios

Mail: [email protected]

Geri bildirimle insanları mükemmel hale getirebilir miyiz?

Geri bildirimle insanları mükemmel hale getirebilir miyiz?

Cevap HAYIR. Çünkü herkesin mükemmel hali kendine özel. Geri bildirim ise tek tip ve içinde herkesi aynı kalıba sokmaya çalışan bir kaygı barındırıyor. Bu yüzden geri bildirim mükemmelik arayışında geri tepen bir silaha dönüşüyor.

Harvard Business Review (HBR) dergisinin Mart-Nisan 2019 sayısında geri bildirim mekanizmasının yanlışlığı üzerine yazılmış makale mükemmele ulaşmak konusunda bakın neler diyor.

Gerek iş gerek özel yaşamımızın büyük kısmında “mükemmel performans”a ulaşmak üzere çaba sarf ediyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz ortamlarda bize öğretilen bir takım basma kalıp, tek tip “mükemmel” tanımları var. Örneğin çocuk yetiştirme konusunda uzmanlar veya aile bireyleri bize mükemmeli tanımlıyor ve çocuğumuzu bu tanım çerçevesinde yetiştirirsek mükemmel bir iş yapacağımızı söylüyor. Veya iş yerinde patronumuz veya kurum kültürü, o kurumda nasıl mükemmel bir performans sergileyebileceğimizin tanımını yapıyor ve hepimizi bu tanıma uymaya çağırıyor. Biz de var gücümüzle bize gösterilen “mükemmel” tanımlarına uyumlanmaya çalışıyor ve hatta etrafımızdakileri de bu tanıma uydurmak için yollar arıyoruz. Buradaki sorun şu: Mükemmelin tek bir tanımı yok! Her birey kendine has kuvvetli yönleriyle kendi mükemmelini yaratabilir ancak. Ve her bireyin mükemmeli birbirinden farklı görünecektir, zira her bireyi diğerinden ayıran eşsiz bir özellik var. Yani gerçek şu ki; mükemmeli peşin peşin tanımlamak imkansız. Ancak her birimiz için kendi mükemmelimize ulaşmak mümkün ve kolay. İş ki kuvvetli yönlerimizin farkında olalım ve bunları parlatalım.

Mükemmellik kişiye özel. Herkes için şekli ve şemali farklılık gösterir. Herkes kendi mükemmelini içinde barındırır. Örneğin komedi sanatçılarını düşünelim. Kemal Sunal Türk sinema tarihinin en komik ve en düşündüren sanatçılarından. Kemal Sunal’ın tarzı; saf ve art niyetsiz bir karakterin dünyada olup bitenleri ti’ye alması şeklinde vücut buluyor. İlk etapta, karakterde herhangi bir zeka emaresi görünmüyor gibi dursa da izledikçe karakterin altında yatan müthiş zekayı görüyorsunuz ve gülmekten yerlere yatarken büyük bir hayranlık beslemeye başlıyorsunuz. Bir de Cem Yılmaz’ı ele alalım. Cem Yılmaz’da ise ilk etapta anında görünen, keskin bir zeka var. Esprilerinde zekayı alaycı bir tavırla paylaşıyor. Ancak bu alaycı tavır, itici olmak bir tarafa, bizim de gündelik yaşamda içimizde biriktirdiğimiz alaycılığı kahkahalarla dışarı vurmamıza yardımcı oluyor. İkisi de mükemmel sanatçılar. Mükemmel komedyenler. Ancak mükemmele ulaşırkenki tarzları ve kullandıkları özellikleri birbirinden çok farklı.

Mükemmellik, mükemmeli icra eden kişinin bir çıktısı. O kişinin ulaşması gereken, önceden tanımlanabilen, adresi belli bir varış noktası değil. Mükemmellik, bir “olma hali”, varış noktası değil. Yani her birimiz için kendi mükemmelimize ulaşmak aslında kolay ve her an yapılabilir. Mükemmellik, her birimizin kuvvetli yönlerimizin en uç hali. Mükemmellik, güçlü yanlarımızın üzerinde çalışarak kolaylıkla geliştirilebilir. Ancak zorlanamaz.

Mükemmel, başarısızlığın zıttı değildir. Bunu da anlamamız çok önemli. Örneğin hastalık ve sağlık kavramlarını ele alalım. Bunlar da her ne kadar birbirinin zıttı gibi görünse de değildir. Herhangi bir hastalığı çalışan bilim adamları o hastalıkla ilgili birçok bilgi ve tek tip data elde edeceklerdir. Ancak bu hastalığın farklı bireylerin sağlığına etkisi farklı olacaktır. Zira bazı bireylerin sağlığı ve bağışıklık sistemi hastalıkla daha iyi başa çıkabilirlen bazılarınınki daha zayıf kalacaktır. Depresyonda olan birini tıp bilimi, kullanacağı ilaçlar ve yöntemlerle depresyondan çıkartabilir. Ancak bireyin depresyondan çıkması, yaşamdan zevk alacağı ve neşeli olacağı anlamına gelmez. Veya iş yerlerinde işten ayrılanlar için yapılan “çıkış mülakatlarını” düşünelim. Bu mülakatlarda işten ayrılan kişi, ayrılma sebeplerini paylaşır. Ancak şirkette çalışmaya devam eden iş arkadaşlarının neden o kurumda çalışmaya devam ettiklerine dair herhangi bir bilgi paylaşmaz. Kısacası, bir bireyin neden başarısız olduğunu analiz edebilir ve başarısızlığın sebepleriyle ilgili birçok çıkarım yapabilirsiniz. Ancak bu  “başarısızlık analizi” size o kişinin kendi mükemmeline nasıl ulaşacağına dair hiç bir fikir vermeyecektir. Zira mükemmeliğin, başarısızlıktan çok daha farklı bir rotası vardır.

Tüm bunlar ışığında şu sonuca varabiliriz: “Mükemmellik” kişiye özel olduğu ve başarısızlığı iyileştirerek ulaşılamayacağı için bir bireyi mükemmel performansına ulaştırmak için vereceğimiz “evvelden tanımlanmış”, “tek tip” mükemmellik tanımları işe yaramayacaktır. Bireyleri mükemmeliğe ulaştırmak için onlara “bizim penceremizden” vereceğimiz geri bildirim, bireylerin ancak ortalama performansa erişmesine yol açacaktır. Daha iyisi olmaz.

Peki bu durumda etrafımızdaki insanların (çocuğumuz, takım arkadaşlarımız, ekibimiz, vs.) mükemmel performanslarına ulaşmalarını sağlamak için ne yapabiliriz? Onlara nasıl yardımcı olabiliriz? Bir sonraki yazımda:)

“En mükemmel insan, başkalarına en çok yararı dokunan insandır.”
                             Hz. Muhammed (sav)

Sevgiyle,

Facebook Yorum

Yorum Yazın