Nil Akan Palacios

Nil Akan Palacios

Mail: [email protected]

Farkındalık / Rekabeti bırakınca kazanırsın

Sevgili Dostlarım,

Farkındalıkla ilgili yazı dizim devam ediyor. Daha da bitmeyecek gibi. O kadar geniş etki alanı olan bir konu ki farkındalık, olabildiği kadar fazla açıdan bakmaya gayret ediyorum.

İsviçre’de bazı üniversitelerde not vermiyorlar. Yanlış duymadınız. Öğrenciler derslere giriyor, sınavlardan geçiyorlar ancak bu kadar. Sonunda not yok. Bu üniversitelere Amerika’dan gelen öğrencilerin çoğu bocalıyor. Zira rekabet zihniyetiyle yetiştikleri için rekabetin olmamasını algılayamıyorlar. Ve notlama yapan başka üniversitelere geçiş yapıyorlar. Kalmayı seçen öğrencilerde ise sistemi özümsedikten bir süre sonra güzel değişiklikler oluyor. Bu öğrenciler aralarında yardımlaşmaya ve birbirlerine soru sorabilmeye başlıyorlar. Öğrenme tavan yapıyor.

Rekabetle ilgili benim fark ettiğim en önemli konu şu oldu. Rekabet kişiyi dışarıya ve dışarıdakilere odaklıyor. O ne yapmış, kaç almış, beni geçmiş mi, eyvah.... Rekabetin olmadığı ortamlarda ise kişi kolaylıkla kendi içine ve kendi olma haline odaklanabiliyor.

Günümüz yaşam düzenine baktığımızda ise her yerde rekabet var. Okullarda notlama kreşten başlar hale geldi. Sonraki yıllarda keskinleşerek artıyor (bu arada bu durum sadece bizim ülkemizde değil dünyadaki geleneksel eğitim sistemi bu şekilde işliyor.) Okulu bitirip iş görüşmeleri yapmaya başladığınız vakit karşınıza çıkan ilk soru şu;

“Diğer adaylar yerine neden seni seçelim?”

Yıllarca işe alım yapmış bir yönetici olarak bu ve benzeri sorulardan hiç haz etmedim. Sormadım da. Kişiyi merak eden sorular sordum. Ve görüşmeler sonucunda işe aldığım kişilerin hepsi bugün çok iyi görevlerde bulunuyorlar.

Peki böylesine rekabetçi bir dünya düzeni içerisinde nasıl dışarıdaki çeldiricilere takılmadan kendi içimizde kalıp kendimize odaklanacağız?

Bu sorunun cevabı, “bencil” kelimesinin tanımını yeniden yapmakta yatıyor.

Kendine dönük hayat süren insanları toplum “bencil” diye etiketler. Halbuki bu insanların yaptığı yegane şey, kendi içlerindeki hazineyle bağlantıya geçip bunu gerçekleştirmek üzere içsel bir yolculuğa çıkmaktır. Yani bu insanlar, etraftaki çeldiricilerin kendilerini yatırdığı uyku halinden çıkıp uyanmaya başlamış kişilerdir. Ancak dışarıda, rekabetten ve A kişisinin B kişisinden daha iyi olmasından beslenen dünya, yarıştan kopan kişilerden hoşlanmaz. İster ki herkes yarışta kalsın ve rekabet neyi gerektiriyorsa onun kurallarına göre yaşasın. İşte asıl bencillik tam da budur...

Bu kadar büyük laf edip rekabetin yoğun olduğu hayatlar yaşadıktan sonra şimdi ben de şaşırdım. Hem içimizdeki hazineyi onore edip hem de toplumdan izole olmadan yaşamak için ne yapmak, nasıl olmak lazım acaba?

Sanırım öncelikle İsviçre’deki notlama yapmayan üniversiteleri araştırarak bu konuda biraz daha bilgi toplayacağım. Aydınlatıcı bilgilere ulaştığımda buradan mutlaka sizinle paylaşacağım.

“Akıllı insan kimseyle yarışmaz. Böylece kimse onunla yarışamaz.” Könfüçyus

Sağlıcakla,

Faydalanabileceğiniz Kaynaklar:

1. Tutunamayanlar / Oğuz Atay
2. Biri Beni Dinliyor, Yaşanmış Koçluk Hikayeleri / Dilek Yıldırım Akgün

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın