Mehmet Kasapbaşı

Mehmet Kasapbaşı

Mail: [email protected]

EY MÜSLÜMAN KARDEŞİM SEN GÜÇLÜSÜN

DÜNYA sıcak günler yaşıyor. Mevsim sıcaklığından çok, diplomatik hareketlilikten söz ediyoruz Sömürgeci güçler amaçlarına ulaşmakta acele ediyorlar. İsrail, 2022’ye kadar Süleyman Tapınağı’nı inşa edemezse yok olacağına inanıyor. Muharref Tevrat’ta belirlenen inançları böyle. ABD Başkanı’nın İsrail’e “tam destek” vermesi en büyük ümitleri…

ABD, Ortadoğu’da Müslümanlarla mücadele halindeki İsrail’i desteklemeyi menfaatine uygun görüyor. ABD’nin Ortadoğu üzerinde ciddi hesapları var. Bölge, dünyanın kalbi özelliğinde… Kültür ve zenginlik merkezi… Ortadoğu’yu bu yüzden önceliyor. Yeraltı kaynaklarını, tarıma elverişli arazilerini kontrol etmek istiyor. Ortadoğu ısrarının sebebi bu…

ABD, İsrail’in güvenliğini ulusal bir mesele olarak görüyor. Siyonistleri stratejik noktalara getiriyor. “Yüzyılın Anlaşması”nın asıl amacı İsrail’in güvenliği. Kudüs’ü İsrail’in ebedi başkenti yapmayı amaçlıyor. Ortadoğu’daki hedeflerinin önünde Mısır’ı, İran’ı, Türkiye’yi engel olarak gördü. Çünkü bunlar tarihi geçmişi olan ülkelerdi. Mısır’ı darbeyle etkisiz hale getirdi. Darbeci Sisi’ye sinsi planlarında önemli görevler yükledi.

Mısır’dan sonra İran’ı hedef tahtasına koydu. İran’dan sonraki hedefi Türkiye… Sık sık tehditler savurmasına rağmen şimdilik Türkiye’yle iyi geçinmeye çalışıyor. Çünkü düşman sayısını artırmaktan korkuyor. Türkiye, ABD’nin hedefe koyduğu ülkelerle iyi ilişkiler kurmak zorunda. Çünkü o kaleler aşılırsa sıranın Türkiye’ye geleceği kesin. Ortadoğu’da görülen hareketli diplomatik trafiğin asıl sebebi bu.

HESAP KUDÜS ÜZERİNE

ABD ve Avrupa, İsrail’in güvenliğini sağlamayı görev biliyor. Kudüs, İsrail için bir sembol. İslâm dünyası için de “kutsal” mekânlar. 3. Dünya Savaşı’nın Kudüs üzerinden çıkacağı anlaşılıyor. ABD, Filistin üzerinden sistematik bir kumpas içinde… Sisi meşrulaştırılıp aktif görevlere hazırlanıyor. ABD ve İsrail’in kontrolünde uydu bir devlet kurdurularak Filistin mücadelesi bitirilmek isteniyor.

“Yüzyılın Anlaşması”yla İslâm ülkeleri silahsızlanmaya teşvik ediliyor. Bunun için anlaşmalar yapılıyor; ya da tehditler savruluyor. Gerçekte büyük bir “dayatma” ile karşı karşıyayız. Filistin’in Miye Miye Kampı’ndaki silahlar tasfiye edildi.

ABD, bölgede kendisine karşı direnebilecek hiçbir güç görmek istemiyor. Bu yüzden Mısır’daki İhvân-ı Müslimîn’i; İran’daki Devrim Muhafızları’nı; Filistin’deki HAMAS veya dünyadaki benzeri kuruluşları “terörist” listesine alıyor. İslâm dünyası bu sinsi planlara “direnç” göstermek zorunda!

24 Haziran’da Bahreyn’de “ABD destekli” “Filistin Çalıştayı” yapıldı. Çalıştaya tek Filistinli çağrılmadı. Arap Birliği ve bazı ülkeler bu görüntüyü protesto etti. Çalıştay’ın yapıldığı salona Filistin bayrakları astılar. Filistin’in yok sayılmasına tepki gösterdiler.

HAMAS’ın Siyasi Büro Üyesi Ebu Merzuk, “Filistin alınıp satılacak bir mal değildir” diyerek çalıştayı protesto etti. Bahreyn çalıştayı amacına ulaşamadı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran’a karşı blok oluşturmak için bölgeye gitti. Suudi Arabistan, BAE gibi ülkeleri ziyaret etti. İsrail bölgede gizli görüşmeler içinde. Sömürgecilerin sinsi planları iyi izlenmeli.

 

MÜSLÜMAN! GÜCÜNÜ BİL

MÜSLÜMAN kardeşim! Sömürgeci güçlerin gayretkeşlik içinde olması sakın gözünü korkutmasın. Sen “belirleyici olmak” durumundasın. Gücünü ve görevini bil. Sömürgeciler zulüm, yalan ve ayak oyunlarını sonuna kadar sürdüremezler. Zalimler gücünü mazlumların bilgisizliğinden alıyor.

Dünyanın jandarmalığına soyunan ABD sanıldığı kadar güçlü değil. Vietnam hezimetini hâlâ unutabilmiş değil. Son yıllarda da nice başarısızlıklar yaşadı.

Üzerinde senelerce çalıştıkları 15 Temmuz darbe girişimi sonuçsuz kaldı.

Havalara girerek ilân ettikleri “Yüzyılın Anlaşması” projesi umdukları gibi yürümüyor. Belirledikleri süreyi 2 kez ertelemek zorunda kaldılar.

Bahreyn Manama’daki Filistin Çalıştayı hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

Dışişleri Bakanı Pompeo Ortadoğu turlarında beklediğini bulamadı.

ABD ekonomisi, mağdur ve mazlumların sömürülmesi üzerine kurulu…

Mağdur ve mazlum durumundaki İslâm dünyasının uyanıp ayağa kalkma zamanı… Malcolm X diyor ya: “Uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.” Olup bitenlerin farkında olanlar, bütün güçlerini Müslüman kardeşlerini uyarmaya harcamalılar.

Görev o kadar da zor değil. Her şey başaracağımıza inanmakta… Erbakan Hoca; inandı, 1 yıllık iktidarında İslâm dünyası nüfusunun yarısını oluşturan 8 büyük ülkeyi bir araya getirip D-8’leri kurdu. İslâm Birliği’nin temellerini attı. Çalışmanın nasıl yürüyeceğini gösterdi.

Bu öksüz yapı ustada kalmamalı. İslâm’ın yeni kaleleri düşmeden görevimizin başına geçmeliyiz.  Bu görev Müslümanların! Başkalarından beklemek gafillik olur. “Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!” Selam ve Dua ile

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın