Mehmet Kasapbaşı

Mehmet Kasapbaşı

Mail: [email protected]

CUMHURBAŞKANI HÜKÜMET SİSTEMİ VE SONUÇLARI

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için evet-hayır oylaması öncesi Saadet Partisi, açık ve net olarak bu sistemin uygulanması halinde telafisi zor olumsuzluklar meydana gelebileceğini açıklayarak HAYIR oyu vereceğini deklere etmiş ve de bizler hayır demiştik.

Birçok sebep sayılmıştı ama en başta kuvvetler ayrılığı prensibinin zedeleneceği ve cumhurbaşkanının denetlenmesinin mümkün olamayacağı, bunun da Türkiye için iyi neticeler veremeyeceği ifade edilmişti.

Sistem EVET oylarının çokluğu ile kabul edilip yürürlüğe girdi ve şu an uygulanıyor.

Önceden de öngörüldüğü gibi yürütme Cumhurbaşkanı’nın eli…

Sadet Partisi’nin en başında ifade ettiği gibi yargı yürütmenin etkisinde kalmıştır. Yürütmenin de tek kişinin elinde olduğuna bakıldığında yargı bağımsızlığı büyük ölçüde zedelenmiş bulunmaktadır. Tatbikatta da bunu apaçık görmekteyiz. Savcılar ve hâkimler görevlerini yaparken göz ucuyla yürütmeye bakmakta, onların temayüllerine uygun olarak kararlar vermektedir. Bu da vatandaşın adalete güvenini sarsmaktadır. En başta Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın ifadelerine de yansıdığı gibi vatandaşların adalete güvenleri yüzde 70’lerden yüzde 30-40’lara gerilemiştir.

Yasamanın durumu ise daha kötü seviyelerde. Cumhurbaşkanı’nın işaret ve yönlendirmeleri dışında inisiyatif kullanamaz duruma düşmüş vaziyette. Tabir caizse sadece gündemine getirilen, yukarının öngördüğü konuları görüşebilmekte, parmak kaldırıp indirmekten öte bir etkinlik gösterememektedir.

Mesela İstanbul Sözleşmesi ve buna bağlı 6284 sayılı kanunun uygulanması aileleri temelden sarsmaya başlamış, evliliklerin azalması, boşanmaların rekorlar kırması, dağılmış ailelerin, ortada kalan çocukların, artan şiddetin sonuçları toplumumuzu sarsarken, gerek bireysel, gerekse sivil toplum kuruluşlarınca, bu hususun bir an önce düzeltilmesi yönünde ortaya çıkan feryatlar yasama cenahını adeta hiç ilgilendirmiyormuş gibi gözükmektedir. Hatta yasama içinden bazıları bu durumu savunmaya bile yeltenmektedirler.

Öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı ve ailesi İstanbul Sözleşmesi’nin arkasında durmaya devam etmekte, bu durumda yasamanın inisiyatif kullanması söz konusu olamamaktadır. Elbette yasamanın ele alması gereken birçok aksaklık, düzeltilmesi gereken birçok husus var. Ama örnekte gördüğümüz gibi yukarıdan bir işaret gelmedikçe bir adım atılması mümkün olamıyor.

Yasamanın durumu ise daha kötü seviyelerde. Cumhurbaşkanı’nın işaret ve yönlendirmeleri dışında inisiyatif kullanamaz duruma düşmüş vaziyette. Tabir caizse sadece gündemine getirilen, yukarının öngördüğü konuları görüşebilmekte, parmak kaldırıp indirmekten öte bir etkinlik gösterememektedir.

Mesela İstanbul Sözleşmesi ve buna bağlı 6284 sayılı kanunun uygulanması aileleri temelden sarsmaya başlamış, evliliklerin azalması, boşanmaların rekorlar kırması, dağılmış ailelerin, ortada kalan çocukların, artan şiddetin sonuçları toplumumuzu sarsarken, gerek bireysel, gerekse sivil toplum kuruluşlarınca, bu hususun bir an önce düzeltilmesi yönünde ortaya çıkan feryatlar yasama cenahını adeta hiç ilgilendirmiyormuş gibi gözükmektedir. Hatta yasama içinden bazıları bu durumu savunmaya bile yeltenmektedirler.

Öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı ve ailesi İstanbul Sözleşmesi’nin arkasında durmaya devam etmekte, bu durumda yasamanın inisiyatif kullanması söz konusu olamamaktadır. Elbette yasamanın ele alması gereken birçok aksaklık, düzeltilmesi gereken birçok husus var. Ama örnekte gördüğümüz gibi yukarıdan bir işaret gelmedikçe bir adım atılması mümkün olamıyor.

Yasamanın durumu ise daha kötü seviyelerde. Cumhurbaşkanı’nın işaret ve yönlendirmeleri dışında inisiyatif kullanamaz duruma düşmüş vaziyette. Tabir caizse sadece gündemine getirilen, yukarının öngördüğü konuları görüşebilmekte, parmak kaldırıp indirmekten öte bir etkinlik gösterememektedir.

Mesela İstanbul Sözleşmesi ve buna bağlı 6284 sayılı kanunun uygulanması aileleri temelden sarsmaya başlamış, evliliklerin azalması, boşanmaların rekorlar kırması, dağılmış ailelerin, ortada kalan çocukların, artan şiddetin sonuçları toplumumuzu sarsarken, gerek bireysel, gerekse sivil toplum kuruluşlarınca, bu hususun bir an önce düzeltilmesi yönünde ortaya çıkan feryatlar yasama cenahını adeta hiç ilgilendirmiyormuş gibi gözükmektedir. Hatta yasama içinden bazıları bu durumu savunmaya bile yeltenmektedirler.

Öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı ve ailesi İstanbul Sözleşmesi’nin arkasında durmaya devam etmekte, bu durumda yasamanın inisiyatif kullanması söz konusu olamamaktadır. Elbette yasamanın ele alması gereken birçok aksaklık, düzeltilmesi gereken birçok husus var. Ama örnekte gördüğümüz gibi yukarıdan bir işaret gelmedikçe bir adım atılması mümkün olamıyor.

Facebook Yorum

Yorum Yazın