Bihter Köse

Bihter Köse

Mail: [email protected]

CAN MI YAKIYORUZ, SINAV MI YAPIYORUZ?

Her yıl binlerce gencimizin hayatını belirleyen üniversite sınavı... Maratona başlama yaşımızın getirdiği maddi manevi olumsuzluklar konusuna hiç değinmeden bu yılki üniversiteye yerleştirme sınavına gelelim;

Evet sınavın ilk basamağı yoruma dayalıydı kabul ancak bir kişi okuduğu çook uzun bir paragrafı yorumlayıp, birbirine yakın şıklar arasından hemen doğru cevabı bulmak için ciddi bir hız, mantıksal düşünme ve analiz yeteneğine sahip olması gerekir. Peki biz çocuklarımıza lisede neyi ne kadar verebiliyoruz düşündük mü?

Sürekli bir soru çözme hali, ezbere dayalı bir sistem daha da acısı özel takviye alacak gücü olmayan için çok çok zorlayıcı bir sistem var ki bu işin başka bir sosyo-ekonomik problem boyutu bence. Eşitlik ilkesine aykırı!

Sınavı verilen sürede yetiştirebilmek neredeyse imkansız. İkinci gün iki oturumda da gözlemlediklerim pek de farklı olmadı ne yazık ki. Kapıda çocuklarını bekleyen ailelerin durumları gerçekten o kadar trajik ki, üzülmemek elde değil. Yıllarca yememiş, içmemiş para dökmüşler okullara, dershanelere ancak bir iki saatin sonunda belirlenecek çok da adil olmayan bir sistemle boğuşuyorlar. Çocukları kazanınca iş bitmiyor, mezun olunca bitmiyor... Her durumda bir rant ile karsı karsıyalar zaten. Bu arada aklıma gelmişken; sınav binasına yakın yerde bir masa koymuşlar her aldıkları araba anahtarı yada emanet için para alıyorlar. Çocuk evin anahtarını alıp sınava geldiyse  ve parası da yoksa vay haline?

Yani demem o ki yıllar geçiyor olsa da hiç bir iyileştirme göremiyorum ben ne yazık ki. Bin kez sistem değişse de mutlu edecek adil yola çıkamıyor gençler. Yetenekleri, istekleri göz ardı edilerek hepsi o aynı saatlere mahkum ediliyor...

Facebook Yorum

Yorum Yazın