Nejat Güneri

Nejat Güneri

Mail: [email protected]

AYKIRILIK

 

 

Hakikaten hayatta kalan bizim kuşak insanları biraz tuhaf mıyız, ne?

Ya da insan yaşlandıkça dündeki alışkanlıkları olsun, bildikleri olsun daha mı dikkat ediyor, ne?

Ya da ben bu konuda bir istisna mıyım?

Bilemiyorum?

Antep dışında bizim ÇARŞI EKMEĞİ dediğimiz ve de bizim bildiğimiz tırnaklı ekmek, açma ki, şimdilerde benzerine lavaş deniyor, küppan ekmek var mı bilemiyorum?

Ekmek almak için ekmekçiye ilk defa gidiyorum…

Benim önümdeki müşteriye fırından yeni çıkmış tüm tüm tüten ekmeği ekmekçi usulen bir parça kâğıdın arasına koyuyor, sonrada plastik poşete…

O güzelim mis gibi kokan, çıtır çıtır ekmek,  ekmeği alan kişinin gideceği yere varıp ta poşetten çıkarttığında o güzelim ekmek suya batırılmış gibi ıpıslak…

Yazık değil mi?

Dün ilk defa gittiğim ekmekçiden benim önümdeki genç adam ekmeğini aldı. Ekmekçi yine fırından yeni çıkan, tabiri caizse dumanı tüten ekmeği poşete koyarak müşteriye verdi. Ekmeğini alan genç arkadaş herhalde ekmekçiyle ahbap ki, ekmekçiyle bir şeyler konuşmaya devam etti.

Bu arada ekmekçi benim istediğim ekmeği kâğıdın arasına koydu poşete uzandı ki; ekmekçinin omzuna dokunarak:

“Aman benim ekmeğimi poşete koyma.” Dedim. Ekmekçi bir tuhaf yüzüme baktı, tabii öbür genç adamda aynı…

Ve bana, “niye ki, amca” diye sordu.

“Yazık değil mi bu sıcacık fırından yeni çıkmış çıtır çıtır ekmeğe. Sen eve gittiğinde bu ekmekleri poşetten çıkarttığında hamamda terlemiş gibi ıslak olmuyor mu?

Ekmekçi yüzüme baktı, tebessüm ederek: “Nerede sizin gibi düşünen, kaldı mı, beyefendi? Özellikle poşete koyduranlar var!”

Herhalde yukarıda da dediğim gibi ya bu benim bir aykırılığım, ya da bizim kuşak yaşlılarının…

    

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın