Mehmet Kasapbaşı

Mehmet Kasapbaşı

Mail: [email protected]

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ İYİ OKUMALIYIZ

Evet, bir 15 Temmuz’un yıldönümünü daha geride bıraktık. Bizler darbeleri çok sık gören ve yaşayan bir milletiz. Bu hususta şerbetliyiz, kanıksamışız. Her darbe gününü coşku ile kutlayarak hatırlıyor ve yâd ediyoruz. 27 Mayıs’ları bile törenlerle kutladık. Ancak üzerinden bir darbe daha geçince kutlama programlarından kaldırdık. Bunun da ne kadar süreceğini Allah bilir. Bütün bu olanları düşünürken darbelerin esas faktörlerinin dış mihraklar olduğunu düşünüyor ve biliyoruz. Ama içerideki unsurları bir türlü tespit edip, ayıklama cihetine gidilmiyor. Yani yaşı kurudan ayırmadılar. Esas müsebbiplerinden maalesef hesap sorulmadı. Buna “ihmal mi” dersiniz yoksa “feraset noksanlığı mı?” bilmiyoruz ama iktidarın önde gelen isimlerinden şu cümleyi duymuştuk: “Şimdiye kadar at gözlüğü takmışız. Etrafı görememişiz. Şimdi olayları daha iyi analiz ediyoruz.” Yani Milli Görüşçü iken, Erbakan Hocanın yanındayken at gözlüklüymüş de, sonradan ufku açılmış, etrafı iyi görmüş, nasıl görmüşse… İktidarda önemli bir yere gelince FETÖ’ye methiyeler dizmiş ve onun programlarında gözyaşları sel olmuştu.  Erbakan Hocanın siyasi hayatı boyunca hiçbir platformda bir araya gelmediği FETÖ ve çevresiyle maalesef kanka olmuşlardı. Sonra 15 Temmuz hadisesi olunca “biz aptalmışız, biz ahmakmışız” gibi sözlerle ancak kendi vicdanlarını rahatlatmaya çalıştılar. “Ne istediniz de vermedik?” diyip, sonra da, “Yanılmışız Allah affetsin” diye tövbe cümlelerini sarf etmek zorunda kaldılar. Evet, Allah affedicidir, affetmeyi sever. Ama ya kul hakkı? At izini it izine karıştırıp, yaşı kurudan ayırmadan, üç aylık bebeklerin adliye koridorlarında uyumasına sebep olmanız… Anne ve babasını hiç yok sebepten “sen FETÖ’nün kapısının önünden geçmişsin” diyerek işinden gücünden edip, hapse tıktıklarınızın hesabı ne olacak? Ki bunlar onbinlerle ifade edilecek sayıda mazlum ve mahzun insanlar… Ve halen mahkemece masumiyetine karar verip işine dönemeyenler…

Meşhur atasözlerini hatırlamamak da mümkün değil. “Keser döner sap döner, gün geçer hesap döner” diğer bir deyimle “alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste”. Aslında bu bir öç alma duygusu değildir.  Lakin söz konusu mazlumlar olunca Allah’ın adaletinin tecelli etmesini kim istemez? Mutlaka Allah’ın indinde de bir kamu davası vardır.

Burada asıl söylenmesi gereken hususlardan biri de bu 15 Temmuz gibi hain bir kalkışmanın sebeplerinden bize göre en başta geleni iktidar liderlerinin Milli Görüş gömleğini çıkardık diyerek bazı çevrelere hoş görünme, Erbakan Hocayla araya mesafe koyma ve onu dinlemesidir. Hâlbuki Hoca söz konusu bu oluşum için “bunlar Yahudi’ye asker yetiştiriyor yani Siyonizm’e hizmet ediyor” demiş idi. Bize öyle geliyor ki, büyük sözü dinlememenin cezasını da bütün bir millet olarak çektik.

Şimdi geçmişten ders alarak hazır üçüncü yıldönümü gelmişken bu örgütün siyasi ayağını da sorgulamak ve sorumluları tespit etmek ve adaleti sağlamak için gerekli adımların atılması ve çalışmaların yapılmasını istemek de bu milletin tabii hakkıdır. Evet, bu vesileyle de olsa TBMM’nin özel oturumla toplanması, eski başbakanlar ve Meclis’te temsil edilen parti liderlerinin de katılması, milli birlik ve beraberlik için önemli bir gelişme… Umarız ki milli birlik ve beraberliğimizi geliştirecek bu tür toplantılar sıkça yapılır. İç ve dış düşmanlara karşı en iyi mesaj verilir.

Selam ve Dua ile

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın