Yazı Detayı
18 Aralık 2017 - Pazartesi 00:07 Bu yazı 312 kez okundu
 
Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan’ın İddialarına Cevap
Halil İbrahim YAKAR
 
 

“Bir çakıl taşı getirin kafidir, ilmi nesiller tamamlar.”

Fuad Köprülü

Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi olarak Gaziantep edebiyatı, kültürü ve tarihi ile ilgili yayınlar yapmaya çalışıyorum. Bu zamana kadar Gaziantep’le ilgili 17 kitap ve onlarca makale yayınladım, 4 belgesel film yaptım. Halen de Gaziantep’le ilgili çalışmalara devam etmekteyim.

2015 yılında Gaziantep Savunması Hatıralar-Belgeler adıyla 567 sayfadan oluşan bir kitap yayımladım. Gaziantep savunmasına katılan gazilerden, şehit-gazi yakınlarından ve döneme tanıklık eden şahsiyetlerin hatırlarından oluşan kitabın amacı, Antep savunmasındaki hatıraları derli toplu olarak bir araya getirmekti. Bu minval üzerine geçmiş dönemlerde yayınlanmış, gazete ve dergi köşelerinde kalmış Osmanlı Türkçesi ve Günümüz Türkçesiyle yazılmış hatıralar ve Antep savunmasıyla ilgili bazı belgeler bir bütün halinde bir araya getirildi. Kitapta toplam 144 hatıra, 25 belge, 256 fotoğraf yer almaktadır. Hatıra ve belgelerin bir arada sunulmasındaki amaç, bütün dünyaya örnek olmuş Antep savunmasının bir kesitini detaylarıyla ortaya koymaktı.

Kitabın yayımlanmasından yaklaşık 2 yıl sonra Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan 23, 24 25 Mayıs 2017 tarihli Gaziantep Ekspres gazetesinde kitaba yönelik pek de akademik eleştiri ölçütlerine uymayan, hakaretamiz cümlelerle dolu bir yazı serisi yazmış. Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan daha sonra 7, 8, 9 Temmuz 2017 tarihli Gaziantep Ekspres gazetesinde bu defa da Aralık 2015 tarihinde yayınladığımız Ayıntab Etraf-ı Şehir Cepheler Kumandanlığı Tahrirat, Telgraf, Telefon, Tamim Defteri kitabımız üzerine yine akademik eleştiri üslubundan çok uzak seviyesiz bir yazı dizisi daha kaleme almış. Elimdeki çalışmaların yoğunluğundan dolayı bu zamana kadar cevap verememiştim. Ben cevap vermediğim için kendisi sağda solda hakkımda ileri geri konuşmaya, eline dosya alıp kapı kapı dolaşmaya başlayınca kendisine cevap verme lüzumu htim.

Gaziantep Müzesi uzmanlarından Sayın Ü. Gülsüm Yaprak Pusat hanımla beraber 2014 yılından beri Antep savunması ile ilgili 4 kitap yayınladık. Antep savunmasının ana kaynakları olan çalışmalar şunlardır:

1-Antep Savunması Askeri İaşe Defterleri-Açlığın Günlüğü, Gaziantep 2014,

2- Antep Savunması Hastane Defteri-Bir Şehrin Feryadı, Gaziantep 2014,

3- Ayıntab Etraf-ı Şehir Cepheler Kumandanlığı Tahrirat, Telgraf, Telefon, Tamim Defteri -Sessizliğin Çığlığı, Gaziantep 2015,

4- Ayıntab Heyet-i Merkeziye İaşe Satınalma Defteri- Bir Şehrin Dayanışması, Gaziantep 2017

Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan, özellikle Askeri İaşe Defterleri ve Hastane Defteri çıktıktan sonra şahsımla ve kitaplarla ilgili olumsuz sözler söylemeye başlamış. Benim edebiyatçı olmam hasebiyle çıkarmış olduğumuz Antep savunması kitaplarını itibarsızlaştırmaya çalışmış.

Sosyal bilimlerin tarih ve edebiyat kolları, araştırma metotları itibariyle birbirleriyle uyumlu ve bağlantılı disiplinlerdir. Gaziantep kültür tarihi araştırmalarına devam ederken Antep savunması ile ilgili o zaman kadar yayınlanmamış ana kaynaklara ulaşınca, defterleri günümüz ve gelecek nesillere ulaştırmak amacıyla tıpkı basımlarıyla beraber yayınlamaya başladık. 2017 yılı itibariyle Antep savunmasının beş ana kaynağını bir külliyat olarak ortaya koyduk.

Bilim kimsenin tekelinde değildir. Her akademisyen bilimsel ölçütlere uymak şartıyla, alanı veya alanı dışında çalışma yapabilir. Buna karışmaya kimsenin hakkı da yoktur, haddi de değildir. Eğer siz yapılan yayınlarda bir kısım eksiklikler bulursanız bunu yazıyla dile getirir ve tarihe not düşersiniz. Gerisine tarih karar verir.

Şimdi, Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan’ın kitapların eleştirisinde nelere değindiğine bir bakalım ve örnek olması bakımında nasıl bir üslupla karşılaştığımızı görelim. Aralık 2015 yılında yayınladığımız “Ayıntab Etraf-ı Şehir Cepheler Kumandanlığı Tahrirat, Telgraf, Telefon, Tamim Defteri- Sessizliğin Çığlığı” adlı esere Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan 8 Temmuz 2017 tarihli yazısında şu eleştiriyi getiriyor. İfadeleri aynen alıyorum:

“s, 65: “Fotoğraf 36: Mustafa Kemal Paşa” (6,2 X 8) iken neden Yakar s, 87: “Fotoğraf: 56: General Gobo” (6,2 X 9,3). Mustafa Kemal Paşa’nın fotoğrafının boyutları, General Gobo’nun fotoğrafının boyutlarından neden daha küçük olarak basılmış? Mustafa Kemal Paşa’nın fotoğrafı neden sayfanın alt tarafına basılmış da, General Gobo’nun fotoğrafı sayfanın üst başına basılmış? Keza, Fevzi Çakmak, Karayılan ve Ragıb Bey’in fotoğrafları da, her ne hikmetse, General Gobo’nun fotoğrafından daha küçük boyutta basılmış. Neden?”

Evet yanlış okumadınız. Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan hiç üşenmemiş eline cetvel almış ve kitapta basılan fotoğrafların ebatlarını ölçmüş ve fotoğraf ebatlarından hareketle hüküm veriyor. Bizi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Fevzi Çakmak’ın, Karayılan’ın ve Ragıp Bey’in fotoğraflarını küçük basmakla ve kitabın alt taraflarına koymakla, bizi adı geçen büyük şahsiyetlere karşı -güya kendince- hakaret etmekle suçluyor. Pekdoğan, kitap sayfası düzenlemenin ne olup olmadığını bilmediğinden olsa gerek, saçma sapan bir düşünceyle bizi suçluyor. Ve arkasından Neden? diyerek bir cevap bekliyor. Erbabı bilir ki, kitap mizanpajı yapılırken ilgili sayfanın düzeni baz alınarak fotoğrafların ebatına karar verilir. Pekdoğan’ın getirdiği eleştiri, niyetini ve ruh halini ortaya koyması açısından ilginç. Fazla söze ne hacet.

Pekdoğan 8 Temmuz 2017 tarihli yazısında şöyle diyor: “Gelelim kitaptaki yanlışlara: Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınan defter, maalesef yine çok sayıda okuma yanlışları ile dolu. Biz burada kitap sıfır hatalı olmalıdır iddiasında değiliz. Bizim de hatalarımız vardır. Osmanlı Türkçesiyle yazılan eserlerin transkripsiyonunda elbette bazı hatalar olabilir, ancak, bu kitapta olduğu gibi çok aşırı ise o zaman orada ciddi bir sorun var demektir. Burada bunların hepsini vermek, takdir edersiniz ki mümkün değildir. O nedenle örnek olması bakımından sadece çok çarpıcı birkaç tanesini vermekle yetineceğim.” diyerek uzun uğraşlar sonucu kitapta bulduğu okuma hatalarını sıralıyor.

Sayın Yrd. Doç Dr. Celal Pekdoğan, 467 sayfalık, 258 belgeden ve yaklaşık 45 bin sözcükten oluşan belgelerden bula bula toplam 11 tane okuma hatası ve okunmadan atlanan kelime bulmuş; mal bulmuş mağribi gibi hop oturup hop kalkıyor. Akademik eleştiri üslubuna sığmayan cümlelerle hakaretamiz ifadelerle kendi seviyesini ortaya koyuyor. Doğrusunu verdiği 11 kelimelik okumalar için kendine teşekkür ediyorum. 45 bin sözcük içinde yanlış okunan 11 kelime. Vay be, Osmanlı Türkçesi okumalarında ne büyük hata yapmışız. Bu okumalar üzerine aylardır yaygara koparıyor. 5-8 Temmuz 2017 tarihleri arasında yani 4 günlük yazı dizisinde toplam 11 okuma hatası.

Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan’ın kitabımıza eleştiri getirdiği hususlar, ihtisas gerektiren Osmanlı Türkçesi belgeleri üzerine değil de, önsöz ve sonuçta yazdığımız değerlendirmeler üzerinedir. Kitaptaki ana konulara girip belgeler üzerinde değerlendirme yapamadığı için, kitapta kullandığımız fotoğrafların boyutuyla, kitaplara verdiğimiz alt başlıkların isimleriyle uğraşıyor, kendince bizleri toplum üzerinde algı operasyonları yapmakla suçluyor.

(Devamı Yarın…)

 

 

Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar

Gaziantep Üniversitesi Fen-Edeb. Fak.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğr. Üyesi

 
Etiketler: Yrd., Doç., Dr., Celal, Pekdoğan’ın, İddialarına, Cevap,
Yorumlar
Haber Yazılımı