Yazı Detayı
08 Haziran 2016 - Çarşamba 15:41 Bu yazı 1239 kez okundu
 
YARIM PORSİYONLUK ADAMLAR..
Ömer Kılıç
 
 

            KADINLAR… AH SİZ KADINLAR…

 

            "Kadınlar… Ah siz kadınlar…" Bu cümlelerle başlamak istemiştim. Olmadı. Onlar yüzünden. İşi gücü bırakıp kadının yaşam tarzına ayar vermeye çalışanlar yüzünden. "Hayatı ve her şeyi yapılandıran, belirleyen,sanatın ve aşkın sebebi…" Diye devam etmekti gayem. Olmadı. Klavyemden aşağıdaki satırlar döküldü. "

 

            Olur şey değil. Gerginlik seven birileri, uzun zamandır kendilerine özgü kasma germe aletleri ile yarattığı gerginlik yetmezmiş gibi, sistematik bir şekilde kadın bedenini de toplumu kasma germe edevatı olarak kullanmaya devam etmekteler.

 

            Kadınların kahkahası, yüksek topukları, hamilelik durumları, iş hayatındaki durumları, kaç çocuk yapmaları gerektiği, tam mı yarım olup olmadıkları ve daha neler neler…

 

            Kadın bedeni üzerinden konuşmakla neyi hedeflemekte olduklarını, hayata bir kafesin içinden, küçücük bir pencereden bakanlar ve hayatın ve dünyanın o küçük pencereden ibaret olduğuna kendini inandırmışlar kadınlar çok daha iyi anlamalıdır. Zira hedefin gerçekleşmesi, onların o küçücük pencerelerinin de zifiri siyaha boyanması sonucunu ortaya çıkaracak;  hayatsız kadınlar olarak, yaşıyor (muş) gibi yapıp öylece kalakalacaklar karanlığın orta yerinde.

 

            Birileri, değişik zamanlarda kadın bedeninin tırmalanmasını klasikleşen "gündem saptırma" gayreti olarak  düşünebilir. Benim itirazım var. Yok işte o iş öyle değil. Kadın bedenini bu şekilde tırmalayanların esas gayesi kadını etkisiz kılmak, sosyal yaşamdan ve iş yaşamından uzaklaştırmak, onu dört duvar arasına hapsederek erkek egemen Arabi-Türki bir toplumsal düzen temin etmektir.

 

            Sosyal bilimler üzerinde çalışanlar çok iyi bilir, toplumsal dönüşümleri bir anda yapamazsınız. Bu dönüşümler için şartların olgunlaşması gerekir. İşte bu noktada küçük tırmalayışların dönüşüm için algısal zemin oluşturma gayretinin bir unsuru olduğu sonucu ortaya çıkar.

 

            Kadın tırmalayıcılar her alanda bu yöntemi kullanmadılar mı? Her gün duyduğumuz bomba, roket, ölümler, sakatlanmalar, hukuksuzluklar düşünsenize önemli bir kesim için yaşamın olağan akışı haline gelmeye başlamadı mı?

 

            Kadın bedeni üzerinden topluma ayar verenlerin asıl amaçlarının yukarıda da belirttiğim üzere kapalı erkek egemen toplum yaratmak olduğunu daha açık ve net kavramak için bu tırmalayıcıların son 20 yılda değişik zamanlarda, değişik yerlerde yapmış oldukları konuşmalara, yazdıkları yazılara bakmanız tavsiye olunur.

 

            Türkiye tarihinin her dönemi bu tür tırmalayıcıları gördü. Çok denediler. Başaramadılar. Bu kez yine başaramayacakları kanaatindeyim. Biz yönümüzü batıya da dönsek doğuya da dönsek kadınların konumlanması yine bize dair olgularla yerini bulacaktır.

 

            Bu coğrafya on bin yıl da geçse aradan, anaerkil aile yapısından vazgeçemez. Buralarda son söz hep kadınındır. Kadının da erkeğin de buralarda kanıksadığı anlayış budur.

 

            Kadın bedeni üzerinden kendilerine rant sağlamaya çalışanlara, unuttukları bu olguyu hatırlatmış olmakla heveslerini kursaklarında tıkamış birinin huzuruyla doluyum.

 

                    

                                                                                                              

 
Etiketler: YARIM, PORSİYONLUK, ADAMLAR..,
Yorumlar
Haber Yazılımı