Yazı Detayı
12 Ocak 2018 - Cuma 00:44 Bu yazı 1399 kez okundu
 
VEFA DUYGUSU
Murat Ertütüncü
 
 

Bu hayattaki bir çok  şeyi anlamlı kılan ,değerli hale getiren Vefa Duygusudur. Ahdlerine karşı vefasız olan,verdiği sözü yerine getirmeyen,hilaf-ı hakikat konuşmayı adet haline getiren kimseler vefa duygusundan nasibini almamış kimselerdir. Verdiği sözü yaptığı bir akdi ne pahasına olursa olsun kayıtsız şartsız yerine getiren,kendisine yapılan küçük bir iyiliğe karşı bile takdir ve vefa duygusu hisseden insanlar, kendilerini görebilen hassas ve dikkatli gözler için gökte parlayan yıldızlar gibidirler. Onlar,karşı konulamayan,reddedilemeyen ve kalplere nüfuz eden gerçek fedakarlık ruhuna sahip kimselerdir.Çünkü  fedakarlık ve merhamet aşktan da üstün  duygulardır. Necip Fazıl Kısakürek’in “kâht-ı ricâl” ifadesini kullanırken tam olarak ne demek istediğini bu hakikatler ışığında daha iyi anlıyorum.Verilen bir  sözün,yapılan bir akdin,taahhüdün hiçbir anlamının kalmadığı bu zamanda ,çocukluğumun, verilen sözün senet yerine geçtiği, insanların bu değer yargılarıyla dopdolu ,birbirlerine karşı yüksek bir itimat ve emniyet içerisinde yaşadığı o günleri çok özlüyorum. Ebedi hayat önderimiz Hz.Muhammed’in (asm) yüzyıllar ötesinden ebede uzanan ,söz ve fiiliyatı ile bütün insanlığa hayat rehberi olacak şu hadise bizlere insanlığın hayatında hâkim kılması gereken en önemli düsturlardan birisini ihtar ediyor. Rasulullah (asm) kendisi ve bazı ashabına zulüm ve eziyet yapılan Tâif’ den dönüşünde, Mut’im B.Adiyy  adında bir Yahudinin evine ve arazisine sığınır,yardım ve misafir etme talebini reddetmez,ondan yardım ve himaye görür. O günden sonra kendisine karşılıksız yardım ve himaye eden bu Yahudi’yi hiç unutmaz. Bedir harbinden sonra ,hârp meydanında toplanan esirlere bakarak “Şimdi Mut’im B.Adiyy sağ olsaydı onun hatırı ve hukuku için bu esirleri serbest bırakırdım” der. İşte Fahri kainatın (ASM) kendisine yapılan bir iyiliğe karşı gösterdiği hâkbilirlik ,taktir ve vefa duygusunun bütün insanlığa numune-i imtisal olan tatbikatı . Hayatımızı bu ulvi ve yüce hakikatın istikametinde yaşayarak bütün insanlara karşı,dini dili ırkı ,mezhebi ne olursa olsun daima hâkkı,adaleti iyiliği,doğruluğu ve vefa duygusunu esas alarak muamele etmeliyiz.  İnsanlara karşılıksız yardımcı olmak ve onları karşılıksız ,çıkarsız sevmekte vefâ duygusu kadar anlamlı bir duygudur.Bir insana birkaç kez karşılığını almasak bir daha merhaba bile diyemeyiz değil mi ? Bir insanı aşk anlamında ya da diğer anlamda karşılıksız sevmek, onun için hakikat nazarında çok değerlidir ,üstün bir erdem ve fazilet göstergesidir. Dini ,ırkı kimliği ne olursa olsun, hayatımızı ,tüm insanlara karşı daima iyilik ,yardım ve fedakarlık hisleri ile dolu yaşamalıyız,.Yaptığımız iyilikleri hiçbir karşılık beklemeden yapmalıyız,kimilerinin tapacak derecede bir muhabbetle bağlandığı bu dünya hayatı bütün mevcudiyeti ile birlikte bir gün yok olup gidecektir.Her ölüm bir dünyanın yıkılışı değil midir aslında .Her şey anlamını kaybettiğinde ,geride yalnız bu ulvi ve yüce değerler kalacaktır

 
Etiketler: VEFA, DUYGUSU,
Yorumlar
Haber Yazılımı