Yazı Detayı
06 Eylül 2014 - Cumartesi 09:02 Bu yazı 783 kez okundu
 
UĞUROL ÖĞRETMENİM
Konuk Yazar
 
 

Kabataş Erkek Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarım, iki özel insanı tanımama vesile olmuştur. Bu özel insanlardan ilki hayatımı birleştirdiğim kıymetli eşim, diğeri ise daima örnek aldığım Uğurol Barlas öğretmenimdir.

 1995-1999 yılları arasında, İstanbul boğazının en nadide yerindeki tarihi eğitim yuvasında Uğurol öğretmenimi tanımak bana nasip oldu. Kaderin bu güzel tecellisi sayesinde, bir insanın çevresine nasıl aydınlık olabileceğini, topluma nasıl fayda sağlayabileceğini gözlerimle gördüm.

 

Uğurol öğretmenimle ilk karşılaştığımız yer, okulun yeni hizmet binasında kurulan kütüphane olmuştu. Ömrü okumakla, yazmakla, araştırmakla, kitaplarla geçmiş bir insanla karşılaşmak için bundan daha uygun bir yer olamazdı zaten.

 Büyük bir özveri ve emekle kütüphaneyi öğrencilerin faydalanabileceği hale getirmişti. Kütüphaneye gelen öğrencilerle bizzat ilgilenir, Einstein’e atfedilen ‘’bilgi arttıkça ego azalır’’ sözünü doğrulayan bir tevazu içinde ve gerçek öğretmenlere mahsus bir fedakarlıkla öğrencilerine yardımcı olurdu.

 İlk başlarda Uğurol öğretmenimin sayısız bilimsel araştırmalar yapmış ve yaşımdan (o zamanlar 15 yaşındaydım) daha çok kitap yayınlamış bir ilim adamı olduğunun farkında değildim. 

 

Zaman geçtikçe öğretmenimin tıp tarihinden, halk bilimine, Cumhuriyet tarihinden, milli kültüre uzanan geniş alanda durmaksızın araştırmalar yapmış, eserler üretmiş, ‘’iki günü eşit olan ziyandadır’’ şeklindeki kutsal uyarıyı yaşantısının her gününde dikkate almış bir ilim adamı olduğunu anladım. Bu durum kendisine olan sevgimin ve saygımın daha çok artmasını sağladı. Kütüphanede kendisiyle yaptığımız, tarih ve kültür üzerine ufuk açıcı sohbetler fikir dünyamın gelişimine önemli katkılar sundu.

 Öte yandan, kaderin bir başka güzel tecellisi olarak, Uğurol öğretmenim, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersimize girmeye başladı. Atatürk’ün Türk Milleti’ne duyduğu derin sevgi ve bağlılığı öğretmenimin anlatımıyla kavradım, Türk Milleti’nin aydınlanması ve gelişmesi yolunda verdiği destansı mücadeleyi öğretmenimin sayesinde idrak ettim.

 Liseden mezun olduktan sonra, Marmara Hukuk Fakültesi’nde öğrenimime devam ederken, biraz yaşımızın, biraz şartlarımızın, biraz da büyükşehrin kargaşasının tesiriyle olsa gerek, birkaç sene Uğurol öğretmenimle irtibatımız koptu.

  Hiç unutmuyorum, bir gün Çamlıca tepesine doğru takside seyir halindeyken, telefonum çaldı. Açınca arayanın Uğurol öğretmenim olduğunu anladım. Hayran olunacak bir tevazu ve vefa ile önce evimi arayıp, değiştirmiş olduğum cep telefonu numaramı öğrenerek bana ulaşmıştı. Sesindeki şefkat ve sevgi, gözlerimi doldurdu, onu ne çok özlediğimi hatırlattı.

 Bu hadise ile Uğurol öğretmenim bana bir kez daha öğretmenlik, rehberlik yapmış oldu. Gönül yüceliğinin, vefanın, maziye hürmetin, tevazunun ne demek olduğunu gösterdi. Sanıyorum, öğretmen olmak böyle bir şey… Her sözünüzle, her hareketinizle öğrencilerinize bir ders verirsiniz tıpkı Uğurol öğretmenimin yaptığı gibi…

 O günden sonra kendisiyle irtibatımız hiç kopmadı. Uğurol öğretmenim yine araştırmaya, okumaya, yazmaya velhasıl biz öğrencilerine örnek olmaya devam ediyor.

 Bize de gururla, Uğurol Barlas’ın öğrencisi olduğumuzu, kendisinden ders okuduğumuzu ifade etmek bahtiyarlığı düşüyor.

 İyi ki varsınız öğretmenim.

 

Ben, eşim ve oğlumuz ellerinizden öperiz.

 

 

Av.Uğur TARHAN

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: UĞUROL, ÖĞRETMENİM
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri