Yazı Detayı
13 Temmuz 2016 - Çarşamba 15:31 Bu yazı 1505 kez okundu
 
TAHAMMÜL SADECE TAHAMMÜL DEĞİLDİR
Ömer Kılıç
 
 

   Halen devlet büyüklerinden sadece cumhurbaşkanına hakaret suçlaması adı altında devam eden dava dosya sayısı " 6.000 sınırına dayandı. Bazı dosyaların sanık sayısının birden fazla olduğu bilindiğinden, tahminen an itibari ile cumhurbaşkanına hakaret ettikleri gerekçesi ile yaklaşık 10.000 kişinin yargılandığını söylemek mümkün. Devam eden dosyanın iki katı kadar da bitmiş dosyalar olduğu yine aşikar olduğundan, yargılanmış kişilerle birlikte yaklaşık 50.000 kişinin sadece TCK 299. maddesinden yani cumhurbaşkanına hakaretten yargılandığı, çok büyük bir kısmının mahkum edildiği ortada.

            Duruma sadece rakamsal olarak bakınca bile vehametin boyutu ne denli ürkütücü, görüyoruz. Konuyu ceza hukuku ve evrensel hukuk düzleminde devam yazımda ele alacağım. Burada esas üzerinde durmaya çalışacağım, devletin bir numarasında oturan kişinin tahammül sınırlarının, onun şahsi durumuyla değil, ülkenin demokrasi anlayışıyla ilgili olduğu savıdır.

            Bir çok köşe yazısına konu edilmiş bir olay: 1979 yılında dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in avukatı tarafından başbakana hakaret ettiği gerekçesi ile tutuklanan bir vatandaşın dosyası aynen aşağıdaki şekilde anlatılmıştır.

       "Demirel'e bu durum anlatılınca güldü, bir yandan da tutuklanan vatandaş için üzüldü. Bana aynen şunları söyledi:

‘Bu ülkenin vatandaşı durup dururken Başbakan'a hakaret etmez, sövmez. Biz farkında olmadan adama ne kötülük etmişizdir. O da canı yandığı için yaratana sığınıp sövmüş, basmıştır küfrü. Adamı içeri atarak, tutuklayarak cezalandırmanın ne gereği var.
Senden ricam, hemen partiden bir araba al, bana söven adamı cezaevinden çıkarttır. Bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapın. Adli tatile birkaç gün kalmıştı. O ilçeye gittim, müdahil dilekçemi verdim ve ‘suçtan zarar gören olarak duruşmaya katılmamıza karar verilmesini' talep ettim. Bu isteğimiz kabul edildi, mahkemede ‘Biz sanıktan şikayetçi değiliz. Başbakan'a söven sanığın tahliyesini istiyoruz. Başbakan da sanığın tahliyesine karar verilmesi yönünde benden talepte bulundu' dedim.

            Evet yıl 1979. tabii ki dönem, ülke demokrasisi için çok sancılı bir dönem. Gayet tabii ki Demirel'in bu dosya ile ilgili görüşleri kendisinin çok demokrat bir kişilik olduğunu ortaya koymamıştır. Ancak yine de takdire şayan bir insani duruş sergilediğine şüphesiz kimse itiraz etmeyecektir.

            Hukuk fakültesine başladığım ilk yıldı. O dönem Anayasa dersi hocamız olan Sn. İbrahim Kaboğlu, bir ülkede demokrasinin ölçüsünü görmek istiyorsanız bunu ancak bir deneye tabi tutmanız gerekir demişti. Devamında pasta deneyi olduğunu şu şekilde açıklamıştı:

            "Gittiğiniz ülke ne kadar demokrat, anlamak mı istiyorsunuz. Takip edin ülkenin başbakanı yahut herhangi bir devlet adamı kamusal alanda bir konuşma mı yapıyor. Pastaneye gidin, bayatlamış pastalardan bir tane alın ve devlet adamı konuşurken suratına fırlatın. Karşılaşacağınız tepki size o ülkenin demokrasi derecesinin ne olduğunu gösterecektir."

            Hocamız bu deneyi doğu ülkelerinde yapmamamız gerektiğini ayrıca ve muzip bir yüz ifadesi takınarak özellikle hatırlatmıştı.

            Devlet büyüğü tahammülkar olmalıdır. Bu, onu hem şahsi olarak yüceltir, hem de ülkede demokrasi kültürünün oluşması ve gelişmesinin önünü açar. Demokrasi amaçsa tabii.

 

 
Etiketler: TAHAMMÜL, SADECE, TAHAMMÜL, DEĞİLDİR,
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri