Yazı Detayı
22 Mart 2018 - Perşembe 20:19
 
TADIMIZI KAÇIRMAYIN (4)
Sait Köse
 
 

Daha önceki bağlantılı yazılarımda; Şeker pancarının yarattığı katma değeri ve tarımda, sanayide sağladığı istihdamıyla, hayvancılık ve yem girdisi başta olmak üzere, Ülkemiz için stratejik önemi olan, 54 ilimizin,2 bin 297 yerleşim biriminde,1 905 678 Dekar alanda dekar başına ortalama 5,96 ton verimle pancar tarımı üretimi yapıldığı, yılda yaklaşık 10 milyon ton civarında pancar üretildiği,  yaklaşık 70 bin üretici, hane halkı düzeyinde 2.5 milyondan fazla insanımızın şeker pancarı tarımı ve şeker üretiminden geçimini sağladığı bilgilerini paylaşmıştım. Ayrıca her biri aynı zamanda birer küçük besici olan pancar üreticisine, istihkak olarak pancar posası verilerek, ülke hayvancılığının sürdürülmesine de katkıda bulunulmaktadır. Ülkemizde yaşanan et sorunu ot sorunundan kaynaklanmaktadır. Sorunun çözümüne katkı olmak üzere saman ithal ettiğimiz unutulmamalıdır. Meraların yok edilmesinin yanında bilinçsiz tarım politikalarına birde şeker pancarı tarımı da eklenmek sureti ile dolaylı olarak hayvancılığımıza  darbe vurulmaktadır.  Bilimsel araştırmalarla  insan sağlığının  çoklu organ bozulmasına neden olan,  fabrikasyon sentetik şeker NBŞ kotaları birçok ülkede alınan kararlar ile düşürülmektedir. Hükümet, son 16 yılda 2017 yılı hariç her yıl NBŞ kotalarını ülkenin ihtiyacı olmadığı halde arttırmıştı. Sağlık Bakanlığı, kamuoyunda ciddi tartışma konusu olan nişasta bazlı şekerlerle ilgili Bilim Kurulu’nu 8 yıl sonra yeniden topladı. Kamuoyunda ciddi tartışma konusu olan nişasta bazlı şekerlerle ilgili her biri alanında uzman 12 bilim adamından oluşan Bilim Kurulu, nişasta bazlı şekerlerin insan vücuduna olan etkilerini bilimsel araştırmalar ışığında yeniden değerlendirerek hazırladığı raporunda, nişasta bazlı şekerlerin zararları saymakla bitirilemezken, hükümetten kotaların biran önce düşürülmesini talep etti. Bu güne kadar Hükümetin nişasta bazlı şeker üretimi kotasını arttırmasında tabii ki besin endüstrisinin baskısı etkili oldu. Nişasta bazlı şekerde ortaya çıkan bilimsel sonuçlara dayalı sorun, devletler üzerine endüstriyel baskının hazin bir örneğidir. Ancak Türkiye'de Hükümet  geçtiğimiz günlerde konunun Kamuoyunda tartışılmaya başladığının ertesinde kotanın düşürüldüğünü açıkladı. NBŞ’nin insan sağlığına olan olumsuz etkilerine yönelik olarak kaygıdan öte somut gerçekler Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı,Çevre Bakanlığı,Milli Eğitim Bakanlığı  başta olmak üzere mevcut tüm Bakanlıklar durumdan vazife çıkartmalıdır. Bu anlayışla Hükümet acilen NBŞ için kota konusunu gündemlerinden çıkartarak daha fazla pancar  üretimi için teşvik ve önlem almalıdır. Toplumumuzda şeker tüketiminin azaltılması için tüketicinin bilgilendirilmesi, bebeklik ve çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenme kültürünün tesis edilmesi, Sağlık Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili tüm sektörlerle ve kamu kuruluşlarıyla işbirliğinin sağlanması hususunda gerekli önlemler alınmalıdır. Nişasta Bazlı Şekerden elde edilen Fruktoz, glikozdan daha tatlıdır; bu nedenle başta çocuklar tarafından tüketilmesi ve damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesi göz önüne alındığında gelecek nesillerin ciddi  sağlık sorunları ile  karşı karşıya olduğu açıktır.  Zaman varken önlem alınması en gerçekçi yaklaşımdır. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarının okul kantinlerinde hamburger, kola vb. mısır şurubu içeren yiyeceklerin satışına yasak getiren kararı sıkı denetimlerle takip edilmelidir.Bu yasaklama atılmış olumlu bir adımdır. Sağlık Bakanlığı  sigara konusunda verdiği mücadelenin aynısını nişasta bazlı şekerler için de vermelidir.  Mevcut “aşırı yedirme, iştahı artırma" özellikleri dikkate alındığında yaklaşan Ramazan ayından kilo almadan çıkmanın önemli bir yönteminin NBŞ'yi özellikle aç karnına aşırı tüketmemek olduğu açıktır.İçeriğinde ki maddenin insan DNA'sına uygun olmadığını Üreticilerin kendilerinin  itiraf ettikleri “kolalı içecekler" olarak gruplanabilecek ürünlerin, özellikle Ramazan'da “iftar sofralarının ayrılmaz bir parçası" olduğunu vurgulayan reklamların tüketime olan katkısı ciddi bir biçimde gözden geçirilmelidir. NBŞ Beyin üzerine yarattığı işlevsel değişikliklerle algıda zayıflama yaratarak “daha fazla, daha fazla" tüketim isteği uyarmakta  ve bağımlılık yapmaktadır. Bu tüketim isteği sadece içeceğe yönelik olmayıp, yiyeceklerden alınan kalori miktarını da artırmaktadır.  Paketlenmiş ürünleri alıp tüketirken daha dikkatli olmaya çalışmalı, şekerden uzak durmalı en azından işlenmiş şeker ve türevlerini tüketmek zorunda kalacaksanız çok çok az miktarda tüketmeye çalışmanız gerekmektedir. İlla ki şeker tüketmek zorunda iseniz şeker pancarını işleyen fabrikalarımızdan temin edilen şekerleri tüketmeye çalışmalısınız. Aynı zamanda sentetik, insan organizmasına uygun olmayan gıdaların tüketilmemesi içinde çaba göstermemiz gerekiyor. Dengeli beslenmeye dikkat etmemiz gerekiyor.  Türkiye'de tüketilen, Türkiye'ye ithal edilen gıdaların büyük bir bölümü bizi zehirleyen şeylerle dolu. Her taraftan saldırıyorlar. Bir taraftan GDO'lu gıdalar. Pirinç, mısır, soya ve benzeri...Şimdi buna birde şeker pancarını ekleyen anlayışa karşı bu oyunu, TADIMIZI KAÇIRMADAN  bilinçli bir kamuoyu ile bozacağımızdan hiç kuşkum yoktur.  

  

                                                                                                                                              M.Sait Köse 

 

 
Etiketler: TADIMIZI, KAÇIRMAYIN, (4),
Yorumlar
Haber Yazılımı