Yazı Detayı
19 Mart 2018 - Pazartesi 08:57
 
TADIMIZI KAÇIRMAYIN(2)
Sait Köse
 
 

 

Şeker konusu basit ama Arapsaçına dönmüş durumda. Nişasta bazlı şeker, yani Fruktoz içeren Mısır şurubu diye piyasada bilinen adı ile ucuz şekerin üretimi 1800’lü yıllara dayanır. 1800’lü yılların ortalarında  Amerika da şurup imalatı yapan işletme kurulmuştur. 1970’lere kadar düşük miktarlarda üretimi yapılan mısır şurubu 2000’li yıllarda önemli şekilde Pazar payını arttırmıştır. Mısır şurubu üreticileri Amerika, Japonya, Kanada olarak görülmektedir. AB ülkelerinde Nişasta bazlı şeker için ortalama 2’lik kota bulunurken, şeker pancarından şeker üretiminde ilk sıraları paylaşan Fransa ve Almanya da 0,50 ila 0,90 civarında iken Ülkemizde ise 2001 de çıkan şeker yasası ile nişasta bazlı şeker kotası 10 belirlenmiş ise de Bakanlar kurulu kararı ile 50 arttırıma gidilmiştir! Bunun sonucunda 15’e çıkmıştır. 1970 den 1990’a kadar ki yıllarda Mısır şurubu tüketimi çok fazla şekilde artarak 40 paya kadar çıkmıştır. Fruktozun sakkaroza göre tercih edilmesinin en büyük nedenleri ekonomik olması ve fabrikasyon üretim için uygun olmasıdır. Kişi başı üretim 1970’lerde 0,5 kg iken, bu rakamlar 2000’li yıllarda 35 kiloyu geçmiştir. Hükümet son 16 yılda 2017 yılı hariç her yıl NBŞ kotalarını ülkenin ihtiyacı olmadığı halde artırmıştı.  Konu dönüp dolaşıp 2001'de ülkemizde IMF zoruyla çıkarılan Şeker Kanunu'na dayanmaktadır. Ne var ki 2001 yılında Türkiye şeker üretimine gerekçesi çok açık olmayan ve mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotası konmuştur. “Şeker üretiminin yüzde 7,5'inin NBŞ'ye dayalı olması" şeklinde başlayan bu yaklaşım ertesi yıl yüzde 15'e çıkarılmıştır. Bakanlar Kurulu 29.6.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/2003 Sayılı Kararı ile 2010/2011 pazarlama yılı için Şeker Kurumu tarafından 244 bin 400 ton olarak belirlenen NBŞ kotasını yüzde 50 oranında artırmıştır. Türkiye'de bu üretimi destekleyecek kadar çok mısır yetiştirilmediğinden bu kez mısır ithal edilmeye başlanmıştır. NBŞ (Nişasta bazlı şeker) mısır nişastasından yapılmış bir tatlandırıcıdır. Dünyada yiyecek ve içeceklerde kullanılan ve sofra şekeri olarak bilinen ‘sakkaroz’dan (sükroz) sonra ikinci büyük paya sahip tatlandırıcı türü nişasta bazlı şekerlerdir.Mısır, patates, buğday, kasava (tapioka) gibi bitkilerden izole edilen nişastadan elde edilen ve genel olarak glukoz şurubu ve izoglukoz (fruktoz içeren şurup) olmak üzere iki ana türü bulunmaktadır. 

Fruktoz, glikozdan daha tatlıdır; bu nedenle başta çocuklar tarafından tüketilmesi ve damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesi daha kolay olmaktadır. NBŞ de yer alan fruktoz ve glukoz çok hızlı bir şekilde kana geçer. Halbuki sukrozdaki (çay şekerinde) glukoz ve früktoz emilmek üzere sindirime uğraması gerekir.  

Mısır şurubu pancardan elde edilen şekere göre çok ucuz olduğu için (250'de bir) fabrika üretiminde tercih ediliyor. 

Kamuoyu, Türkşeker’in 14 fabrikasının özelleştirme sürecine dair gelişmeleri yakından takip ederken, bu sürecin gelecekte şeker sektöründeki üretim ve tüketim yapısını nasıl etkileyeceğini de merak ediyor. Merak etmekte de çok haklı.Zira Türkiye’de basit bir ifadeyle pancar şekeri ile mısır şurubundan elde edilen ve kamuoyunda nişasta bazlı şeker olarak  bilinen  NBŞ  arasında ciddi bir rekabet var.  

Tüm güçleri ile şekerpancarından yapılan şekerin yerini glikoz, izoglikoz ve fruktoz şurubuna bıraktırmak isteyen lobiler var güçleriyle çalışıyor. Burada amaç, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi.  

Ülkemizde pancar çiftçisinden esirgenen kaynaklar AB`nin pancar, ABD ve Arjantin`in mısır üreticilerine ve çokuluslu agro-sanayi tekellerine aktarılacaktır.  

(DEVAM EDECEK)                                                                        M.Sait Köse 

 

 

 
Etiketler: TADIMIZI, KAÇIRMAYIN(2), ,
Yorumlar
Haber Yazılımı