Yazı Detayı
20 Şubat 2018 - Salı 12:52
 
ŞARLATAN
Erhan BAŞER
kullaniciadi@@
 
 

 Sevgisiz ve soğuk bir adamım ben. Şu hayatta asıl gayem kaçmak ve saklanmak. Tam bir kaçık olan Gustave flaubert gibi ölüler kadar kayıtsızım muazzam bir aşağılanış olan şu hayata karşı. Çirkin baylar ve güzel hanfendiler, yazdıklarımı kolayca anlıyorsanız eğer bilin ki sizi aldatıyorumdur ve anlamıyorsanız eğer size zehirli hakikati söylüyorumdur. Hiçbir şey olamamış bir adamım ben burda, tıpkı bir lağım faresi gibi. Lağım fareleri hiçbir şey olamamıştır hayatlarında. Ne diyorum ben!

  Şarlatanlar Çağı’ndayız ve maalesef bu çağda yaşamaya mahkumuz. “Git, bir an önce çekip git bu mezbahadan.” demişti Shakespeare 3. Richard’da. İlerlemiş memleketlerde şahısların varlığı değil, kurumlaşmak önemlidir; aksi takdirde şahıslar bildiğini okurlar. Anlayacağınız bir çeşit diktatörlük. Bizim memleketimiz hep şahısların peşinde sürüklendi ve alkışlar tuttu. Bunlar dedikodu. Cehennemliğin ta kendisiyim ben. Ölüleri hakkında nasıl konuşulacağına bile karar veremeyen bir cemiyet. Yazış tarzım hoşunuza gitmeyebilir fakat umrumda değil. Dün söylediğimi inkar edebilirim ve bu benim ancak ve ancak samimiyetimi gösterir. Yağmurlar yağdığında bedbaht ruhum dinlenirdi ama bu sene yağmur yağmadı. Kızgınım bu cemiyete. Küçük mutluluklara bile sırt çeviriyorum artık. Aklı fikri birbirinin tenasül hayatını gözetlemekten ibaret bir cemiyette ilerlemeler olabilir mi? Kör ve bilinçsiz bir kitle karşısında yalnız başına olan bir adam kurdu bu ülkeyi. Üzülmeyin dostlarım üzülmeyin, yalnızca büyük adamlar düşer, büyük adamlar. Kimsenin heybetine aldanmayın. Evvel zamanın soylusu şöyle haykırır; “size güvenmek mi, yerin dibine batsın size güvenmek.” Haklıdır. Şarlatanlar Çağı’nda kimseye güvenmeyeceksin yoksa İnce Memed’in, Abdi ağayı öldürdükten sonra başına gelenler sizin de başınıza gelir. İnce Memed bir hafta içinde melekten şeytana dönmüştü. Değmez. Hayatım, evet birtanem, veda ediyorum, sonsuz yalnızların, sonsuz ölülerin kimseye ihtiyacı yoktur. Bir incir ağacının altında belki bir gün saçlarımız ağardığı vakit tekrar buluşacağız, ikindi vakti, alçaklarla dolu cemiyetten uzak, kırışmış ellerimiz birbirine uzanırken. Bizim cemiyet çok adam sallandırmıştır darağacında, sonra da ağlamıştır o ağaç altında. Dedim ya yağmur yağmadı bu sene, kızgınım.

 

  Etiyopya’dan getirttiğim kahvemi yaptım. Eskiden mutlu olurdum kahve demlerken. İki yıl önce diktiğim zeytinlerin büyüdüğünü bilip vay be! dedim. Eskiden daha lezzetli domatesler vardı. Şarlatanlar Çağı’nda onun bile tadı kaçtı. Tanrının cezaları.

 
Etiketler: , , ŞARLATAN,
Yorumlar
Haber Yazılımı