Yazı Detayı
05 Mayıs 2018 - Cumartesi 00:06
 
RABAN’dan MANZARALAR
Mustafa ASİLTEKİN
 
 

Çünkü her şeyden önce söz vardı. İnsanoğlu önce sözün kutsal büyüsünü keşfetti. Derdini, kederini katlanmak, haykırmak için ağıt yakmış; sevincini, övüncünü ve mutlu günlerini kutlamak için de türküler söylemiştir. Söz hep var ola gelmiş, kendini yenileyerek, üzerine daha güzel, daha duru anlamlar yüklenerek, bir kuş gibi kanatlanarak. Sonrasında mürekkep ve matbaanın keşfiyle de artık yalnız kulaktan değil, kuş tüyünden divitlerle arzu hallerini kağıtlara döküp şimdilerde tarihin tozlanmış sayfalarına not düşmüşlerdir.

Zamanı kelimelerle avlayan birçok yazar, şair, düşünür gelip geçmiş bu yorgun coğrafyanın üstünden. Öyle güzel öyle ihtişamlı dizeler düşmüşler ki hem dizelerini hem de hayatlarını okurken onların zamanında onlarla aynı mevsimi aynı düşlerin dünyasında yaşayası gelir insanın. 

İnsan ve insana dair olanı kalemiyle kuşanan tüm söz ustalarına saygı ile .

Bir de kendi coğrafyasının büyülü gerçeğini yazmak, tarihe bir not düşmek güzeldir kanımca .

 

Salkım Salkım

Yüreğimde bir yaz yanığı

Sabahların şafağında

Ekin başlarındayım

Anız ve firik yumağında

Dumanlar yükselir

Yazıda, yabanda

 Raban’da.

 

Mavi ve yeşil

Ekin başları

Yücelerde mağrur bulutlar

Buza kesmiş kar suları

Karadağın gözünden ovaya.

Geceler ala çalar

Ateşinde çobanların

saçları kınalı

yanıbaşımız Kızıldağ

Gerdanında boncuk boncuk

Uzayıp giden köyler.

Boz bulanık suyu

 

Fırat’a kulaç atar

Gürül gürül

Dibinde Karasu

Baraja kurban

Şimdi memeden

Kesilmiş boncuk gözlü bir bebek.

Usta bir arı

Usta ellerim

Nelere kadir bir bilsen

Dalda reçellenmiş incir

Bağda ballanmış üzüm

Beni böyle divane

Salkım salkım gezdiren

Dişlerimde patlamayı bekleyen

Sevdadır iki gözüm.

 
Etiketler: RABAN’dan, MANZARALAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı