Yazı Detayı
22 Aralık 2017 - Cuma 00:36 Bu yazı 120 kez okundu
 
Pekdoğan’ın İddialarına Cevap (5)
Halil İbrahim YAKAR
 
 

“Bir çakıl taşı getirin kafidir, ilmi nesiller tamamlar.”

Fuad Köprülü

Yrd. Doç. Dr. Celal Pekdoğan 7 Temmuz 2017 tarihli yazısında şöyle diyor: “Sayın Yakar, “Salahaddin Adil Paşa, bu mektubunda bir askerî bir yetkiliden ziyade bir şeyler yapmaya çalışmasına rağmen elinden bir şey gelmeyen bir idareci edasına sahiptir” cümlesiyle, Adil Paşa hakkında haddini aşan bir yorumu yapma hakkını kendinde nasıl görebiliyor. Sayın Yakar, bu şikâyetlerle ilgili olarak, defterde mevcut olan, Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reîsi Fevzi tarafından, “Ayntâb Müdâfiî Özdemir Bey ve Rüfekâsına” gönderilen yazıda, “…Selâ­haddin Adil Beyefendi ordumuzun en güzîde ve en nezîh kumandanıdır..” ifadesini görmediniz mi? Sayın Yakar, bu konu ile ilgili defterdeki gerçekler karşısında, Selâ­haddin Adil Paşa ile ilgili, “elinden bir şey gelmeyen bir idareci edasına sahiptir” iddianızın dayanağı nedir?

Yayınladığımız kitabın 314. sayfasında Selahattin Adil Paşa, Özdemir Bey’e yazdığı mektupta şöyle diyor:

Cephe Karargâhı, 1/2.2.37, Kıymetdâr Özdemir Bey

Pek ağır ve ithâmkârane yazılan 29.1.337 târîhli şifrenize bu defa da yenilerini ilâve ediyorsunuz. Şahsınıza ve rüfekânıza beslediğim fart-ı hürmete içinde bulunduğumuz müşkül ve elîm hâle; karşısında âciz kaldığımız fecî ve nâçâr vaziyete binâen cevâb vermeyi hisse mağ­lûbiyet addi ile sükût ediyorum.

Yalnız şunu arz edeyim ki mevcûdi­yetini kıymet ve kâbiliyetini sizden saklayarak birçok zamân ev­vel yazdığım kolordu 70 gün zarfında 15 zâbit ve 600 nefere bâliğ olan zâyiâtına 31.1.1337 günü de Hacıbaba’da 3 zâbit ve adedi henüz taay­yün efrâd ilâve etmiştir.

Milletden (Ayıntâb’ı) tahlîse uğraşan zümre-i kalîlenin neferinden ku­mandanına kadar her ferdinin azamî istitâatını sarf ettiğine emîn olu­nuz.

Kısmen sizce meçhûl kalan esbâb-ı muhtelifeden dolayı maalesef millet (Ayıntâb’ın) fedakârlığına ârzû ettiği derecede hizmet ve muâve­netle mukâbeleye meydân bulamamıştır. Netîceden müttehim eşhâs ve ferdler değildir.

Kasabanın sukûtu Türklük nâmına pek müellim ve esef-engîzdir. Ne çâre ki mukadderâtı tağyîr imkânı yokdur. Millet bugün yapamadığını yarın yapmaya âzimdir.

Temdîd-i mukâve­met ve müdâfaadan dolayı sizi ve rüfekânızı ithâma kalkışacak mahdûd eşhâsa mukâbil sizleri takdîr ve tebcîl eden koca bir millet ölmez bir târîh olduğunu unutmayınız. Plevne Rus topları altında harâb olur­ken belki merhûm Osman Paşa’ya tan edenler de var idi. Ne Osman Paşa ne o şânlı müdafâyı temdîde çalışanlar netîcenin şeklinden lekedâr olmadılar. Belki şân ve şerefle yâd olundular. Hâriçten yapılacak yeni bir teşebbüsde yüzde bir ümîd-i muvaffakiyet görsem emir ver­mekte tereddüd etmem. Ne çâre ki artık Ayıntâb’ı şimdilik mukadderâta terkden başka maalesef yapılacak bir şey kalmamıştır. Bu elîm acı ha­kîkati ne tahammülsüz bir ıztırâb-ı vicdânî ile yazdığımı takdîrinize ha­vâle ederim. Ayıntâb’ın sukûtu ile Türklük ölecek değildir. Bugün li-sebebin yapamadığını yarın yapacağına ve yaşadıkça Ayıntâb’ı da Türk ya­şatacağına şüphe yokdur.

Yrd. Doç. Dr. Pekdoğan yukarıdaki yazısının devamında şöyle diyor: “Yakar, kitabın “Sonuç” kısmında, “Salahaddin Adil Paşa hakkında şehirde ortaya çıkan olumsuz haberler üzerine Paşa, Antep eşrafına karşı kendisini savunmak ve haklılığını ortaya koymak amacıyla böyle bir yazı kaleme almıştır” diyor. O halde bu “olumsuz haberler”i açıklamak mecburiyetindedir Sayın Yakar, aksi halde yine suizanda bulunmuş olacaktır. Açıklamazsanız, bu milletin, kahramanlarına kuşku ile bakmasına sebep olmuş olacaksınız. Buna hakkınız yoktur.

            Yine yayınladığımız kitabın 316. sayfasında Selahattin Adil Paşa şöyle diyor:

 

Cevâp: 31.1.1337, 1/2.2.1337, Cephe Karârgâhı’ndan

Muhterem Ayıntâb Eşrâfına

Müşterek imzâ ile gönderilen tahrîrâtı aldım. Bu mıntıkaya vusûlümden beri tahlîsine hasr-ı evkât ve vakf-ı vücûd ettiğim Ayıntâb’ın felâketi hâlinde en büyük azâb ve teessür duyanlar sırasında bulunaca­ğımı fakat vazîfe-i askeriye, millîye ve dîniyemden mütevellid mes'ûliyet-i maddiye ve maneviye karşısında zerre kadar titremeyerek gerek Allah’ıma ve vicdânıma ve gerek mâ-fevklerime karşı cevâba hâzır oldu­ğuma sizi temîn eder ve şimdiye kadar pâk kalan nâmûs ve şeref-i zâ­tiye ve askeriyemin nazar-ı millete şâibedâr olmaması hasebiyle mese­linin tahkîkini Büyük Millet Meclisinden bizzât istirhâm edeceğimi ve şikâyetinizi ken­di elimle takdîm edeceğimi arz ederim. Ancak, aylardan beri yalnız muhîtini değil bütün Anadolu’yu, Türklüğü, kahramânlıklarıyla yük­selten, vazîyet-i müşkilesiyle dağdâr-ı teessüf eden kasabanızın gerek fedâkârlığı ve gerek açlıktan mütevellid ıztırâbâtı karşısında azamî de­recede müteessir ve müteellim olan ve buna çâresâz olmak için sa’y[i] fevkinde çalışan kolordumun yazdığınız ithâm altında kalmasını kabûl edememem. Ve kumandanı bulunmak sıfatıyla bu vazîfede bana taalluk eden hâlini, iktidarını Özdemir Bey’in pek âlâ bildiği kolordum her te­şebbüsünü taleb ettiğiniz katî azimle ve azamî istitâati ile yapmıştır. Ve­sâitin fikdânı, zamânın kılleti, ahvâl-i hevâiyenin adem-i müsâadesine rağmen mevcûdu bazan kasaba müdâfiîni mikdârına bâliğ olmayan kol­ordum, kasabanın mahsûr kaldığı 70 gün zarfında; üçü tabur kuman­danı olan 5 şehîd ikisi kezâ tabur kumandanı olmak üzere 15 zâbid yaralı vermiş ve efrâd zâyiâtı 150 şehîd 400’den fazlası mecrûh olmak üzere takrîben 600’e bâliğ olmuştur. Yapılan harekâtın nümâyişten ibâret olmadığına ve hatt-ı muhâsarayı yarmak için azimle çalı­şıldığına şu rakamlar en belîğ bir bürhândır. Teessüf olunur ki kısmen sizce malûm olan ve kısmen meçhûl kalan esbâb-ı muhtelifeden dolayı millet, Ayıntâb’ın fedâkâr evlâdlarına lâyık olduğu hizmet ve muâveneti îfâya vakit bulamamış ve yapamamıştır. Bundaki kusûrun Kolorduya âid olmadığını zamân ve ahvâl [isbât edecek.] Ve inşâallâh bugün harâbesiyle Türklüğe şeref bahşeden kasabanız Türk bayrağı altında yine eski mamûriyetini alacaktır.

Kasabanın nâmûskâr vatanperverleri hâ­riçte de aynı yürekte milletdaşları bulunduğunu unutmamalıdır. Cümle­nizi hürmetle selâmlar, [Cenâb-ı Hak] yürüdüğümüz yolda bize muîn olsun.

İkinci Kolordu Kumandanı Salâhaddîn

 

 
Etiketler: Pekdoğan’ın, İddialarına, Cevap, (5),
Yorumlar
Haber Yazılımı