Yazı Detayı
10 Temmuz 2016 - Pazar 18:36 Bu yazı 3104 kez okundu
 
ÖZGÜRCE/YAZI-YORUM
Hayri Girişken
 
 

SİSTEMİN İÇİ-DIŞI:I-ANKARA

 

            1.-Adalet Bakanlığı, Yargıç-Savcı atama ve yer değiştirmelerini istediği gibi hazırlar, yönlendirir ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu eliyle çıkarılan “Kararnamelerle” bir gecede binlerce Yargıç ve Savcının yerini değiştirir. Buna alışıldı/alışılacak.

            2.-Anayasa Mahkemesi’nde dava açılmasına karşın TBMM’ne getirdiği Anayasa değişikliğiyle Yargıtay ve Danıştay’daki daire başkanları dışında yüzlerce Yüksek Yargıç Üye görevden alınır. Buna da alışıldı/alışılacak.

            3.-Osmanlı’dan kalma 19. yy modeli bir uygulama olan İstinaf Mahkemeleri [şimdi Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM)] olarak diriltilmeye çalışılmaktadır.

            1864-1924 tarihleri arasında (60) yıllık olumsuz bir süreç sonunda ve Türk Devriminin kaçınılmaz bir sonucu olarak 1924 Tarih ve 469 sayılı Devrim Yasalarıyla tarihin derinliklerine gömülen bir Mahkeme türüdür. Buna da alışıldı/alışılacak.

            4.-Adalet Bakanlığı’nın atamalarda doğrudan kullandığı ve kimseye kaptırmadığı yöntem, bakanlık bünyesinde çalışan kamu personeli içerisinden KPS Sınavlarında başarılı olmuş müdür adaylarının Ankara’ya çağrılarak “görüşme” yoluyla [“mülakat” diyorlar] göreve başlatılıp başlatılmayacağı konusunda tek seçicidir. Buna da alışıldı/alışılacak.

            Alışamadığımız; AKP iktidarı döneminde yargıda “Bakanlık Baskısı”-“HSYK Baskısı”-“Siyasallaşma” ve “Kayırmacılık” uygulamalarının bu sistemin içine işlemesi, dışa vuran etkilerinin de kişilerde psikolojik, toplumda sosyolojik olmak üzere olumsuz değişikliklere ve umutsuzluklara yol açmakta olduğu gerçeğidir.

            ***

            HSYK tarafından çıkarılan kararnamelerle bir gecede binlerce Yargıç ve Savcının yerinin değiştirilmesi, yapılan Anayasa değişikliğiyle Yargıtay ve Danıştay’da da yüzlerce Yüksek Yargıcın görevden alınma uygulamasının başlatılması adalet sistemimiz içerisinde daha yerel ve bölgesel yargı alanlarında çalışan diğer kamu personeline ve toplumun tüm kesimlerine bu tür uygulamaların kanıksatılmak istenmesi “yargının en üstü-Yargıtay’dan başlayan göz korkutma çalışması” çok tehlikeli ve ürkütücü uygulamalara dönüşmektedir.

            Adalet Bakanlığı’nın “görüşme” yoluyla müdür ataması da bir o kadar tehlikeli olup “siyasal iktidara bağımlı yönetici ataması” yolunun açılması kabul edilebilir bir uygulama olamaz. Daha önceki siyasal iktidarlar döneminde bu alanda görevli ve yetkili birim, kamu personelinin düzey, verimlilik ve yetkinlik durumunu çok daha yakından izleyen yerel/bölgesel Yargıç ve Savcılardan oluşan Adalet Komisyonları idi.

            Şimdi bu konudaki temel ilkeler “siyasallaşma” ve “siyasal kayırmacılık” yolu olarak açılmış olmaktadır. Değerlendirmenin boyutu da niteliği de değişmiştir.

            Bakanlık, “görsel ve biçimsel” bir yol izleyerek yaptığı birkaç dakikalık “görüşme”  sonunda atama yapmaktadır.

            Özetle; bu durumları kanıksamak ve bu tür uygulamalara toplum olarak alışmış olduğumuzu kabullenmek Ulusal Kurtuluş Savaşı vermiş bu toprakların insanına yakışmıyor.

 

SİSTEMİN İÇİ-DIŞI:II-GAZİANTEP

 

            Gaziantep özeline yansımalarını değerlendirdiğimizde, yakışmayan (2)  konu daha var ki burada da HSYK ve Adalet Bakanlığı atamalarının iki boyutu önem kazanıyor: Birincisi Bölge Adliye Mahkemelerine yapılan atamalar nedeniyle İlk Derece Mahkemelerinde yaratılan boşluk, ikincisi (13) İcra Dairesini tek tek kapatarak [Bir Tek İcra Müdürlüğü] uygulamasına geçilmesi ve icra müdürlerinin atama/yer değiştirmesi…

            1.-2016-2017 Adli Yılında yeni yargı düzenimizde Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM)  adıyla çalışmalara başlayacak olan ve İlk Derece Mahkemesi’nin yanında [İstinaf, Arapça enf=burun sözcüğünden türetilmiştir.]  1+1 [İlk Derece Mahkemesi + Yargıtay] düzeninden 2+1 [İlk Derece Mahkemesi + BAM + Yargıtay] uygulamasına geçişin Yargıtay’da iş yükünü azaltacağı belirtiliyor. İş yükü ve tıkanma, yeniden kuruluş ve dirilişin gerekçesi olarak açıklanıyor.

            Bölge Adliye Mahkemeleri’ne yapılan atamalarla İlk Derece Mahkemelerinin Yargıç,  Savcı, Müdür, Yazman ve Mübaşir yokluğu giderek “yargıda tıkanmaya” dönüşecektir.

            Yılda (2) ya da (3) duruşma yapan İlk Derece Mahkemelerinde başlayan tıkanıklık ve işlerin yürüyüşü nasıl hızlanacak, bundan kim sorumlu olacak ? Asıl ona bakmak gerek.

            Aziz Nesin yanıt veriyor: [Sorumluluk, bizim ülkede nargile şişesinin başındaki tömbekiden   düşen ateşe benzer. Sorumluluğu kimse kabul etmez, biri ötekinin, öteki başka bir ötekinin kucağına atar durur.]

            Bir örnek de bizden: [Bir tarihte, işlerin çok hızlı(!) yürüdüğü İdari Yargıyı (şimdi daha da gerilerde) idari yargıda görevli bir İdare Yargıcı ile görüşürken, göğsündeki ambleme bakarak “        Değiştirin artık şu ambleminizi de kaplumbağa yapın !” demiştim de acı acı gülmüştük sistemin ağlanacak haline.]

            2.-Gaziantep’te birkaç yıl öncesine kadar gereksinim duyuldukça açılan (13) adet İcra Dairesi varken bu kez dağınıklığı giderme adına bu daireler birer birer kapatılarak ve dosyalar Bir Tek İcra Dairesi’ne aktarılarak “Exogen=Dışsal Şişmanlık” yaratılıyor…

            “Exogen” sözcüğü, sistemin işleyişine dışarıdan etki yaratan ögeleri belirtmek üzere kullanılan bu sözcük. Aslında bir ekonomide kullanılıyor, ama oluşa göre tıpta da hukukta da kullanılabiliyor. İç ve öz yapıda yer almamasına karşın sistemin ya da düzeneğin işleyişine etki yaratan etkenleri açıklayan bir sözcük.          Bu bağlamda “Endogen=İçsel” sözcüğü de herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer anlamında “Exogen” sözcüğüyle bağlantılı olabiliyor.

            Toplumsal olay ve gelişmelerin değerlendirilmesinde “kibrit kutusunun içi-dışı” gibi, “sistemin içi-dışı” gibi değerlendirmelerde    ya da Çetin Altan’ın örneksemesiyle:[Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir.]

Uzmanların açıklaması: [Ortamın iç ögelerinin çok gerildiği ve patlamaya hazır duruma geldiği  olumsuz koşullarda bir politik davranış yükselmeye son verip tepe aşağı bunalım veya durgunlaşma evresini başlatmış olabilir. Tersi de düşünülebilir. Exogen unsurlar çoğu zaman topludurumun(=konjonktürün) alttan yukarıya veya yukarıdan alta dönüm ve büküm noktasını tayin ederler. Ancak şu var ki, exogen etkenin yarattığı değişim kısa zamanda sistemin endogen ögelerine aktarılarak asıl önemli olan iç oluşum ortaya çıkar.]biçimindedir.

            ***

            Adalet Bakanlığı’nca Bir Tek İcra Dairesi uygulamasında “pilot bölge” olarak belirlenen Gaziantep’te işler iyi gitmiyor. İcraya Müdür dayanmıyor.

            Sistemi ister savun ister eleştir hemen atama/yer değiştirme uygulaması ve Kararname kapsamındasın. Bu bir “mobbing” uygulamasıdır ve kayırmacılığın karşıtı cezalandırmadır.

            Adalet Bakanlığı, güç ve kontrol duygusunu sıkıyönetim uygulamasıyla sürdürdüğü sürece zaten “yürümüyor” dediğimiz bu sistemi hiç mi hiç yürütemez. Sinirli ve kindar bir toplumun yaratılmaya çalışıldığı ve başarıldığı anlaşılan bu ülkede, kamu personelini de çalışamaz duruma getirirseniz sisteminiz tümüyle çöker ve batar.

            Birkaç yıl içinde, göreve getirilen Müdürlerden Osman Bey gitti-İrfan Bey geldi. İrfan Bey gitti-Harun Bey geldi.

            Şimdi Haziran 2016 Kararnamesiyle Harun Bey de diğer müdürler ve müdür yardımcıları ile birlikte tam (15) kişi gitti, sıra yeni gelecek Başmüdür* Karun Bey’de her halde…[*Yeni Bir Tek İcra Dairesi örgütlenmesinde o kadar çok müdür var ki, Ankara Merkezdeki Genel Müdürlük ağı gibi bir oluşumda onlara ancak “Başmüdür” diyebiliyoruz.]

            “Mahkemenin kadıya mülk olmadığını” biz biliyoruz. Siyaset kurumunun da bilmesi gereken şeyin; “bir gün iktidardan gidecek olduğunu bilmesini” istiyoruz.

            Özetle; AKP iktidarına“Yeni Osmanlıcılık=Yeni Türkiye” uyutma/dayatmasının hukuk alanında da tutmayacağını anımsatalım ve onlara “Yeni” yok, “Genç Türkiye var” diyelim.

            ***

 

 
Etiketler: ÖZGÜRCE/YAZI-YORUM, , , ,
Yorumlar
Haber Yazılımı