Yazı Detayı
08 Şubat 2018 - Perşembe 00:14
 
KARAMSARLIK
Erhan BAŞER
kullaniciadi@@
 
 

Soğuk bir hava, sabah insanı neşeyle uyandırıp alçakça yerini siyahımsı bulutlara bırakan umut taciri bir güneş. Hepimiz mutsuzluğun ortasındayız ve tek yaptığımız birbirimizin suratına bakmak, birazda şakalaşmak. Schopenhauer denen züppe hayatta her zaman karamsar ve ümitsiz olunması gerektiğini ama aynı zamanda da intihar etmenin aptalca olduğunu söyler. Gelecekte güzel şeylerin olacağını bıkmadan hayal edip kendimizi mutlu ederiz. Mutluluk neden hep ‘gelecek’tedir.

 

  Her zaman çok beğendiğim ayaklarımı rezil müziklerin geldiği taraftaki pencereye uzattım. Evet ayaklarım gerçekten güzeldir. İncir ağaçları, sararmış otların arasındaki kaplumbağa, gönderilmeyi bekleyen içi hüzün dolu mektup, kırmızı çizgili eski kazak, ne zamandır yemek istediğim hakiki armut, sevgilisine palavralar atan Cafer, artan Amerikan tahvil faizleri, yanlışlıkla giyilen arkadaş çorabı, ölen ve öldüren insanlar, çocukların gülüp oynadığı insanların mutlu olmaya gittiği Şahinbey parkındaki öldürmekten başka bir işe yaramayan savaş uçağı maketinin önünde fotoğraf çektiren güzel kız, dibi tutmuş tuzsuz pilav, Aşti’deki ıstırap dolu tuvalet sırası. Bir bir tükenen umutlarımız ve gittikçe uzaklaşan güneşli günlerimiz var bizim. Gönlü kırık insanlarla nereye, hangi hedefe yürünür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” dediği hekimlere layık görülen hınç ve kin ile hangi güzellik elde edilir. Dostlarım sanırım hayatım boyunca umutsuz ve karamsar kalacağım. Her işimiz soluk ve ruhsuz. Ne olacağını asla bilemeyeceğimiz gelecekte ve yalanlarla dolu geçmişimizde huzur aramak ahmaklık olmasa bile akılsızlık değil midir? Neden şimdi değil, bizi engelleyen ne, barışa kim engel oluyor? Güneşli günlerimizi çalan alçaklar kimler, kimler o hainler. Aziz Atatürk demiyor mu gençliğe hitabede “ bir gün İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!” diye. Adaletimizin, barışımızın, sevgimizin umut dolu günlerimizin bizden çalınmasına büyük bir karamsarlıkla razı gelip, tatlı şekilde huysuzluk duyacağımız güneşin yakıcılığından bahsetmek yerine her gün ölen insanların acı ıstıraplarından mı söz edeceğiz? Dostlarım korkarım ki bizler her zaman acılardan söz edeceğiz. Hiçbir ışık yok. Sulu armutlar artık olmayacak.kaplumbağalar, kazaklar, palavracı Cafer, güzel kız, incir ağacı. Yok artık bunlar.

 

   Dostlarım ne diyeceğimi bilemiyorum. Her yerde birbirinin suratına bakan mutsuz insanlar görüyorum. Hayalet gibi neşesiz insanlar ve bahtsız kentlerimiz var. Schopenhauer’a züppe dememeliydim. Bu kadar kötü şey ruhumda bir ahlaksızlık yapmış olmalı. 

 
Etiketler: KARAMSARLIK,
Yorumlar
Haber Yazılımı