Yazı Detayı
19 Ocak 2015 - Pazartesi 15:13 Bu yazı 1416 kez okundu
 
Kadına yönelik şiddet
Konuk Yazar
 
 

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği/

Gaziantep Şubesi Başkan   Erdal Kılınç

 

Türkiye’de her yıl binlerce kadının şiddet mağduru olduğu, bu mağduriyetlerin bazen ölümle sonuçlandığı bilinen bir gerçektir. Dünya sağlık örgütünün farklı ülkelerde yaptığı araştırmalar, dünyada kadına yönelik şiddetin % 10 ile % 69 arasında değiştiğini göstermektedir. Türkiye’de kadına yönelik şiddet sorununu araştırmaya yönelik Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun yaptığı çalışmada kadınların %34’ünün fiziksel şiddete (dayak, darp gibi), % 53’ünün ise sözel şiddete (aşağılanma, hakarete uğrama…gibi) uğradığı görülmüştür. Kadına yönelik şiddet kültürel olarak kadına atfedilen değer, aile içi çatışmalar, işsizlik, şiddet uygulayan kişinin bazı olumsuz kişilik özellikleri veya psikolojik problemleri gibi toplumsal veya bireysel birçok nedenden kaynaklı olabilmektedir.

Şiddet, kadın ve çocuklar üzerinde ciddi psikolojik ve bedensel hasarlar oluşturabilen bir olgudur. Şiddete uğrayan kadınların duygu dünyalarında derin izler oluşmakta ve bu izlerin silinmesi çoğu zaman yaşam boyu mümkün olmamaktadır. Çocukların şiddete uğraması onların ruh sağlığını ciddi etkilediği gibi aile içi şiddete şahit olmaları yani anne babanın birbirlerine şiddet uyguladıklarını görmeleri veya duymaları onların psikolojik sağlığını ciddi şekilde olumsuz etkiler. Araştırmalar aile içi şiddete şahit olan kız çocukların yaşamlarının birçok evresine içe kapanma, depresyon gibi bazı psikolojik sorunlar yaşadıklarını, erkek çocukları ise daha yoğun şekilde dışa yöneldiklerini, okula ve çevresine karşı düşmanca tutumlar sergilediklerini ve saldırganlaştıklarını göstermektedir. Bir anlamda şiddete şahit olan çocukların gerek kendi ailelerine ve gerekse çevrelerindeki diğer insanlara karşı saldırganlaştıkları yani şiddetin şiddet doğurduğu söylenebilir.

            Ülkemizde kadına yönelik şiddeti engellemeye yönelik çalışmaların çoğunlukla vaka ortaya çıktıktan sonra polisiye ve adli tedbirler şeklinde olduğu, ancak dünyada kadına yönelik şiddeti azaltmaya yönelik politikaların çoğunlukla bu sorunun ortaya çıkmasını önlemeye yönelik olduğu söylenebilir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için öncelikle bu soruna yönelik toplumsal bir bilincin oluşması gereklidir. Diğer bir değişle öncelik böyle bu sorunun varlığı toplum tarafından kabul edilmelidir. Bu bilinçlendirme çalışmaları öncelikle erkeklere yönelik olmalıdır çünkü şiddetin uygulayıcıları genellikle erkeklerdir. Diğer taraftan kadınlar da bu konuda bilinçlendirilmesi gereklidir çünkü araştırmalar bazı kadınların şiddeti normal gördüğünü, erkeğin kendisine şiddet uygulamasını onun bir hakkı olarak algıladığını göstermektedir. Söz konusu bilinçlendirme çalışmaları erken yaşlarda özellikle lise yıllarında yapılması sorunun uzun vadeli olarak önlemesini sağlayabilir. Bu noktada Aile Sosyal Politikalar, Milli Eğitim, İç İşleri, Sağlık gibi bakanlıkların ortak protokoller yapmaları ve okullardaki psikolojik danışma servislerinden söz konusu bilinçlendirme çalışmalarında destek alınması yararlı olabilir. Kadının toplum içinde güçlendirilmesi, kadına yönelik şiddete yönelik yasal yaptırımların ağırlaştırılması ve yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının söz konusu sorunun önlenmesine yönelik sorumluluk almaları şiddeti belli oranda azaltabilir.    

 

 
Etiketler: Kadına, yönelik, şiddet,
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri