Yazı Detayı
21 Haziran 2018 - Perşembe 00:17
 
İktisatta ‘Değer Paradoksu’
Mehmet KOÇAK
kullaniciadi@@
 
 

İktisatta ‘Değer Paradoksu’ olarak adlandırılan elmas ile su karşılaştırmasını duydunuz mu bilmiyorum! Adam Smith 1776 yılında ‘Ulusların Zenginliği’ adlı yayınında iki kavram ile İktisat Literatürüne zenginlik katmıştır. Birinci kavram; ‘Kullanım Değeri’ yani bir maldan elde edilen toplam faydayı ifade ediyor. İkinci kavram ise ‘Değişim Değeri’ bunun da manası; diğer malları satın alma gücünü anlatıyor. Elmasın kullanım değeri yaşamın kaynağı olan ‘Su’ya göre düşük ama değişim değeri yüksektir. ‘Suyunda’ değişim değeri ‘Elmas’a’ göre düşük kalmaktaydı. Buna Değer Paradoksu ismi verildi. Günlük yaşamda su elmastan daha değerli olsa bile değişim değeri yoktu. Yani birisine su vererek ev alamıyorsunuz.

Buradan nereye geleceğimi tahmin etmişsinizdir. Üzüntü ile belirtmek isterim ki yaşamın içinde faydalı olmakta epey yüksek değerlere sahip ama değişim değeri yani fiyatı çok düşük insanlar var. Bunlar tabiatın zalimane akışı içinde mücadele edemiyorlar. Çocukluk devirlerinden itibaren ebeveynlerin evlatlarına daha yüksek ve garanti vaat eden işler ve mesleklere yönlendirmeleri ile toplum fiyat eksenli bir zeminde ilişki yürütmektedir. Topluma değer katabilecek, faydalı birer birey olabilecek insanlar ise ‘Değer Paradoksu’ karşısında geri adım atarak ‘Fiyat Eksenli’ bir insan kitlesine boyun eğmektedir.

Ben hayatım boyunca bulunduğum her ortama değer katma üzerine bir varlık mücadelesi geliştirdim. Yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi ‘Etiket’ ve ‘Fiyat’ beklentisi içinde olan insanlara karşı kaybettim. Üreten, aykırı bir düşünüşe sahip, farklı yollardan da bir şeylerin yapılabileceğini bilen, şirket yönetiminde bürokratik ve bir adamın hegemonyasına dayalı yönetimlerde varlık gösteremeyen ama değerli, faydalı insanların barınması ve yaşaması mümkün değildir. Zihinler tamamen basit kavramlara odaklanmış ve dünya gerçeklerinden uzak şişirilmiş rakamları görmeye ve duymaya odaklanmış insanlara bir şeyler anlatmanız mümkün değil.

Değer yaratmak, zaman-mekân-insan üçlüsünden bağımsız bir eylemdir. Hâlbuki ‘Fiyat’ öyle midir? Fiyat etiket ile doğru orantılıdır. Etiketli insanların hayatlarında diğerlerine göre ‘tutunmalarında’ avantaja sahiptirler. Yine de hayatın acı ama net gerçekleri bize gösteriyor ki, değerli insanlara sahip olamayanlar etiketli insanların işleri nasıl berbat ettiklerini izlemekten başka bir şey yapamamaktadırlar.

Değerler ortak bir paydada organize edilip organizasyonun tüm kademelerine dağıtılmalı ve paylaşılması sağlanmalıdır. Aynı hissiyata sahip, farklı düşünseler de belli paydalarda bir araya gelebilecek insanları oluşturan yegâne şey organizasyon değerleridir. Tüm katılımcılar tarafından benimsenmesi ve ortak değerler kümesine katkıda bulunulması sonucu üretim ve hizmetlerin kalitesinde pozitif yansımalar olacaktır. Çıktıların kalitesinde belirgin ve önemli iyileşmelerinde tetikleyicisi olacaktır. Para ve maddi menfaatler ya da korkutma ile bir arada tutulan organizasyon üyelerinin ürettikleri her şeyi sürekli ve sıkı bir şekilde kontrol etmek zahmetli ve çoğu zaman istenilen düzeyde olmamaktadır. Bunun en basit çözümü değer üretimi ve dağıtımıdır.

Hayatta ender bulunan şeylerin fiyatlarının yüksek olmasını iktisat bize arz-talep kanunları ile açıklar. Ancak hayatın kimyası bunun böyle olmadığını ispat edercesine önümüze yeni hikâyeler koyar. Kıt şeyler pahalı olsa bile değerli olacaklar diye bir bağlantı kurmak zorunda değiliz. Değerli şeylerin fiyatlarının ucuz olmasının en basit açıklaması maddiyatçı bir beyinlere sahip insanların servet sahibi olmalarıdır. Böyle olunca değer odaklı bir yaklaşım yerine fiyat odaklı bir yaklaşım tercih edilir. Çünkü her şeyin sözüm ona kıymeti servet sahiplerine bıraktığı rakamlar ölçüsündedir. İş böyle olunca para kazanan ama dünya ölçeğinde bir firma olamayan, evrensel bir marka değerine sahip olamayan yüzbinlerce firma ve organizasyon kısır döngünün içinde kıvranmaktan kurtulamamaktadır.

 
Etiketler: İktisatta, ‘Değer, Paradoksu’,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Haziran 2018
İnsanın tabiatı okumak yerine seyretmeyi seviyor!
13 Haziran 2018
GÜNCEL EKONOMİDEN NOTLAR
12 Haziran 2018
Bir İneğin bir insandan daha fazla Medeniyete katkıda bulunması
08 Haziran 2018
Sosyal Patlamaya Doğru!
07 Haziran 2018
Back to Back: Bir Türk Banka Hortumlama Hikâyesi
06 Haziran 2018
Kısa Vadede Zengin Olmanın Hikâyesi: Türk Bankerciliği ve Hazin Sonu
05 Haziran 2018
Doların ateşinin yükselmesi ve Banker Yeşuva
04 Haziran 2018
Gaziantep’te İhracat Ne oldu?
02 Haziran 2018
Dış Ticarette açık: 27,4 Milyar Usd oldu.
01 Haziran 2018
Üniversite paradoksu?
31 Mayıs 2018
Kime Kafa Tuttuğunuzun Farkına Varabilmek.
30 Mayıs 2018
Ben Nesli!
29 Mayıs 2018
Kâr ve Yolsuzluk!
28 Mayıs 2018
Aile Şirketlerinde Başarı
26 Mayıs 2018
Hepimiz Köle’yiz. Sadece Fark Edenler Anlayabilir!
25 Mayıs 2018
Ekonomide Güncel Gelişmeler
24 Mayıs 2018
Planlandığı gibi gerçekleştirilemeyen iki tehlike: Batılılaşma ve Modernleşme
23 Mayıs 2018
MİLLETVEKİLLİĞİNDEN PARTİ VEKİLLİĞİNE! GEÇMİŞ OLSUN!
22 Mayıs 2018
FİNANSAL YÖNETİMİN ALTIN KURALLARI
21 Mayıs 2018
Zeytin, Zeytinyağı Üretimi ve Sorunları
19 Mayıs 2018
Türkiye’nin en Önemli Sorunlarından birisi: Serveti Yatlara ve Katlara Bağlayan İş Adamları
18 Mayıs 2018
Moody’s ne yapmaya çalışıyor?
16 Mayıs 2018
SİYASİ PARTİLER BİRBİRLERİNİ YERKEN EKONOMİ SOS VERMEYE DEVAM EDİYOR!
15 Mayıs 2018
Sayılarla Aile
14 Mayıs 2018
Finans Müdürü Ne İş Yapar?
12 Mayıs 2018
İTHALATA KARŞILIK VEREMEYEN BİR ÜLKE!
11 Mayıs 2018
MUHTEŞEM İKİLİ: GAZİANTEP VE İHRACAT
10 Mayıs 2018
Yeni Saadet Zinciri: Girişimcilik!
09 Mayıs 2018
Büyüme ve Kalkınma
Haber Yazılımı