Yazı Detayı
24 Ocak 2018 - Çarşamba 00:43
 
HAYAL
Erhan BAŞER
kullaniciadi@@
 
 

   Cenneti bir kütüphane olarak hayal etmiş Borges. Cennette mantık ve kurallarının geçerli olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Borges’e göre sanırım cennette herşey mantık. Azizler sizlere daha önce, asla herhangi birşey okumamanızı öğütlemiştim. Borges’e göre sizleri açıkça cehennem hayatına özendirmişim. Tanrının tüm buyruklarını yerine getirdikten sonra özlem duyarak gitmek istediğiniz yer çirkin suratlı Borges’in ki gibi biryer ise dostlarım beni daha iyi anlıyorsunuzdur.

 

   Tanrının belası sırılsıklam bir gecede, karanlık çöreklenmiş yazıhanesine, başında şapkası oturuyor masasına... neleri hayal ediyorsunuz şu yaşadığınız zamanlarda, bir ilkyaz günü zeytin ağacının altında yatarken hemen sağındaki otlardan bir tane koparıp ağzına alıp oynayan biri gibi günler öncesinden güneş en tepedeyken buluşmayı kararlaştırdığınız saatlerde onun-sevdiğinizin size gelirken gülümseyen yüzünü mü mesela, ya da ismi Zeliha olan karınıza “Zeliha’ya selam söyle” diyen şeytan yüzlü en yakın arkadaşınızın size atmayı planladığı kazığı mı? Ne yöne gidiyoruz, ne yöne gidiyor düşlerimiz, onlarla beraber aynı yöndeysek eğer bizden iyisi yok. Umutsuz kalabalıklar, eski arabalar, teneke yığınları, delik deşik olmuş asfalt, asla anlaşılamayacak iri iri harfler, okunmayan afişler, çok dakik bir şekilde otomatik olarak okunan ezanlara asla dikkat etmeyen ümmet(!), toz, çamur, çirkin suratlar vs vs. Bu çöküntülerden beklenebilecek birşey yok. Peki ya hep beklediğimiz o güneşli günler, bu günlerde beraber yürümek istediğimiz o kişiler. Neredeler. Umut ve özgürlük hep ekmeğin olduğu yerde midir? Hayal ettiğimiz yerde mi yoksa? En umutsuz ve yalnız zamanlarda bile bize eşlik eden hayallerimizdeki o kadın, elimizden tutup her zaman bizi bekleyeceğini söylediğinde hayalin içindeki gerçek olmayan umut, gerçekten umudumuz olmamış mıdır hiç? Ah dostlarım neleri istemiyoruz ki şu umut beklemediğim topraklarda. Mesela bugün çok arzu ettiğim birşeyi söyleyeyim: yapmakta olduğum talihsiz bir yolculukta, en arka sağ köşede pinekler gibi otururken güneş gelmesin diye örttüğüm gri kirli perdeyi otobüs durduğundan dolayı açmışken, dışarıdaki kahverengi paltolu, yeşil eşarplı, gözlük derecesini bir buçuk olarak tahmin ettiğim, telefonunun diğer ucunda bir ahmağın olması gereken kişiye hararetli bir şekilde bir şey anlatan masum kızın yanına gidip “merhaba ben Cafer, boş zamanlarımda kitap okurum” demek istedim. Siz ne demek isterdiniz?

 

    Borges’in ki kadar büyük hayal sahibi değilim elbet. Yahu en azından düşlerimiz büyük olsun demi. Ekşi portakalları hiç sevmem. İçi ılık yorganlar. Peki ya sizce bu çirkin Borges’in cehennem hayali nasıldır? Bize anlatılan cennet gibi mi yoksa...

 
Etiketler: HAYAL,
Yorumlar
Haber Yazılımı