Yazı Detayı
23 Ekim 2017 - Pazartesi 19:51 Bu yazı 431 kez okundu
 
HAKİKATİ KONUŞMAKTAN KORKMAYINIZ !
Murat Ertütüncü
 
 

Tarihi Kayacık (Fatih Sultan Mehmet)  İlkokulunun bahçe duvarında saç bir levha üzerinde yazılı olan “Hakikatı Konuşmaktan Korkmayınız “ vecizesi geçen uzun yıllara inat ve terkedilmişliğe unutulmuşluğa isyan edercesine hâla yerinde duruyor.Bu vecize ,ilkokul yıllarında benim ruhumda şimşekler çaktıran içimi titreten bir etki yapmıştı ,daha sonraki yıllarda da bir mürşit gibi hayatımı,fikir yapımı ,düşüncelerimi şekillendiren en önemli unsur ve saik olmuştur.Her sabah işe giderken okulumun önünden geçer bu vecizeyi bir kez daha okurum,çocukluk yıllarımda okulun bahçesinde ki akasya ağacının altında kendi kendime tekrarladığım sözü bugünde kendime rehber ittihaz eder ,kendi kendime mırıldanırım.”Hiçbir zaman yalan söylemeyeceğim ,hiç zaman hakikati ifade etmekten korkmayacağım “

Düşünüyorum da ilkokul yıllarından itibaren üniversiteye kadar her dönemdeki öğretmenlerim benim hayatımda dimağımda ayrı ayrı ve silinmez etkiler,izler bırakmış ve bana unutamayacağım şeyler öğretmişlerdi. O öğretmenler ki,kadri kıymetleri bilinmeyen,yokluk,imkansızlık ,sefalet ve fakr-u zaruret içinde boynu bükük,yüz ifadelerinde ise ifa ettikleri şerefli mesleğin gurur ve onurunun yanı sıra ,vefasızlık ve unutulmaktan mütevellit bir sitem ,hüzün ve inkısar-ı hayal’i  görmek ,okumak mümkündür.

O eli öpülesi insanlar ki ,İlkokulda Sn.Asiye Şen ,ortaokulda Resim öğretmeni Sn. Yaşar Göğüş ,Lisede Sn. Orhan Yalkın,Sn.İsmail Müftüoğlu ,Sn.Mehmet Gürsu hocalarımızın her fırsat ve vesile ile bizlere vermeye anlatmaya çalıştıkları her biri bir hayat dersi olan tecrübe ve ikazlarını bir hikaye tadında büyük bir ilgi ve hayranlıkla dinlerken ,anlattıkları konuların , aktardıkları hayat tecrübelerinin ,ikazların ,birgün hayatın acı ve kaçınılmaz gerçekleri içerisinde yüzümüze bir tokat gibi çarpılacağını bilememiş ve anlayamamıştık.,

Aradan geçen uzun yıllardan sonra şahsen ben kendi hayatımda hocalarımızın telkin ve ikazlarına hakkıyla riayet edemediğim için yaptığım telafisi mümkün olmayan ciddi hataların pişmanlık ve vicdan azabını yaşıyorum.

Her biri kendi çapında  büyük mesleki ve kültürel donanıma,birikimlere sahip olan değerli hocalarımızın kıymetini bilememiş ,bizlere telkin ettikleri hayat tecrübelerinden ve can alıcı ikazlarından gerektiği gibi faydalanamamış ve onlara hakketikleri saygı ve değeri göstermemiştik.Gaziantep Ticaret Lisesinde, Meslek dersi öğretmenliğinin de ötesinde akademik seviyede bir donanım ve birikime sahip olan Saygıdeğer Orhan Yalkın hocamızın , Cumartesi Pazar ve diğer tatil günlerinden fedakarlık yapmak suretiyle Üniversite sınavlarına hazırlanan ya da meslek derslerinde zayıf olan öğrencilere herhangi bir karşılık gözetmeksizin,ve okulda idarece tahsis edilen bir yerde ayrıca özel ders vermesini, 20 yılı yakın zaman geçmesine rağmen hiç unutmuyorum. O aziz öğretmenler ki ,öğrencisindeki bir eksikliği ,yetersizliği kendileri için kaygı ve dert edinen kimselerdi.Onlar öğretmen kimliğinin yanı sıra kültürleri,dünya görüşleri ve yaşantıları ile öğrencileri ve toplum için numune-i imtisal olan insanlardı.Okul dışında da öğrencilerinin sorunları ile birebir ve yakından ilgili , öğrencilerinin başarıları ile iftihar ettikleri gibi başarısızlıklardan da üzüntü ve ızdırap duyacak hassasiyete sahiptiler.Hocalarımızın hata ve eksikliklerimizden dolayı tenbih ve  ikazlarına kulak vermek  bizlere zûl geliyordu fakat maalesef aradan geçen uzun yılar içinde o ikazları dinlememenin bedelini çok ama çok ağır ödeyecektik .Hocalarımız haklı çıkmıştı,hayat bizlere o eksiklik ve hatamızın bedelini ödetmekte hiç tereddüt etmemişti.

Mümkün olsa idi o günlere geri dönebilmek ve o okul sıralarında saygıdeğer hocalarımın anlattıkları dersleri  tekrar dinleyebilmek ve o hataları yapmamak ,her şeye yeniden başlayabilmek için çok şeyler feda edebilirim.

Bugünün gençlerine öğrencilerine, okullarının ve öğretmenlerinin kıymetini bilmelerini , derslerine ve okul yaşantılarına azami titizlik ve hassasiyeti göstermelerini ,kendilerini okul haricinde de en iyi sosyal ve kültürel donanım ile teçhiz ederek yetiştirmelerini  bir birey olarak, aile ,toplum  ve ülkelerine karşı sorumlu oldukları şuuru ile hareket etmelerini tavsiye ederim. Her ne surette olursa olsun “Hakikati konuşmaktan asla korkmayınız ! ”

 
Etiketler: HAKİKATİ, KONUŞMAKTAN, KORKMAYINIZ, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı