Yazı Detayı
13 Kasım 2012 - Salı 16:08 Bu yazı 884 kez okundu
 
GAZİANTEP VE EĞİTİM
Konuk Yazar
 
 

Son yıllarda nerede Gaziantep adı geçse LYS ve SBS sonuçları ile ilgili eğitim, eleştirilerin hedefi haline gelmektedir. Gerçekten de eğitim ilimizde sorunlu haldedir. Ancak, eleştiri yerine sorunun kaynaklarının tespiti ve çözümü için canı gönülden hareket eden kimseler de yoktur. Yapılan çalışmaları görmezden gelmiyorum ama dediğim gibi canı gönülden çaba sarf edeni de göremiyorum. İlgili resmi kurumlar birçok proje, toplantı, kurultay, vb. çalışmaları günü kurtarmaya “Dost bizi alışverişte görsün” mantığıyla yapmaktadır. Özel kişi ve kuruluşlar da resmi kurumların dümen suyuna kapılmış ilgileniyormuş görünme çabası içerisindedirler. Bu düşüncemin doğruluğu en son durum itibariyle  kendini kanıtlamış durumdadır.

 Toplumların eğitimi ile ilgili “Amerikayı yeniden keşfetme” anlayışı ile eğitim politikalarında sık sık değişiklik yaparak eğitimi yönetenlerin, öğretmenlerin, öğrenci ve velilerin kafasını karıştırarak çok şey yapıyormuş gibi görünüp hiçbir şey yapmamak hatasına düşüldüğü aşikardır. Hata kelimesini özellikle kullanıyorum, bazılarının söylediği gibi “eğitimsiz toplumu yönetmek daha iyidir” kastı varsa bu da vatan hainliğinin en iyi örneği olur sanırım.

 Gaziantep’te eğitimin içinde bulunduğu vahim durumu düzeltmek için herkesin çeşitli sebepler göstermesi, birbirlerini suçlaması çözüm için aciz durumda olduklarının da bir belirtisidir aslında.  Bu durumda Gaziantep’te ne oldu da eğitim bu hale düştü sorusunun cevabını eğitim sendikalarının internet sitelerinde bulabiliriz. Çok güzel tespitler yapılmış ama eksikleri ve taraflı  bakış açıları olduğu için burada o düşüncelere yer vermek istemiyorum. Gaziantep’ te eğitim işine yıllarını vermiş biri olarak şu anda ki kaos durumundan “alan memnun veren memnun” havası olduğunu gözlemekteyim. Eğitimin tüm tarafları; yöneticiler- siyasetçiler-öğretmenler-özel eğitim kurumları- eğitim sendikaları memnunlar. Çünkü herkes birbirine suçu atarak işin içinden sıyrılma gayreti içerisindedirler.

 “Beşikten mezara kadar oku.” Ata sözünden anlaşılacağı üzere okumak beşikte başladığı için öncelikle beşikten okula gelinciye kadar insanı eğiten annelerin eğitimli olması gerekir. Bunun içinde kız çocuklarının okullaşma oranının yükseltilmesi gerekir. Evet çözüm önerilerime işin temeli olan kız çocuklarının eğitimi ile başladım.  Öncelikle yerel yöneticiler tarafından(Valilik,Belediye Başkanlıkları,Milli Eğitim müdürlükleri ve ilgili kurumlar) kısa ve uzun vadeli planlar yapmalı. Bu planları yapmadan önce Gaziantep’in mevcut durumu; okur-yazarlık oranı, okullaşma oranı,okul-derslik sayısı, derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, özel ve resmi eğitim kurumlarının durumu, nüfus artış hızı doğumdan  ve göç alışı(göçle gelenlerin demografik yapılarının tespiti) 1-5-10-15 yıllık gibi tespitler yapılmalıdır. Daha sonra da bu planlara göre yapılması gerekenler ile ilgili olarak yerel yöneticiler devlet kaynaklarını,işadamlarının katkılarını  ve hayırsever gönüllülerin katkılarını sağlayarak işe koyulmalıdır.

  Şimdiye kadar bu kaynaklar kısa vadeli planlar çerçevesinde kullanılmıştır mutlaka. Ancak eğitim yöneticilerinin bakanlıktan başlayarak yerel düzeyde de eğitimci olmayan ve eğitimden anlamayan siyasilerce rant elde etmek amacıyla ehliyetsiz kişilerin göreve getirilmesi nedeniyle bu kaynakların heba olduğu ortadadır. Bu anlayışla yönetilen eğitim sistemi içerisindeki velinin okul çalışanlarına, okul çalışanlarının yöneticilere güvenini azalmış olduğundan sorunların çözümünde “bananecilik” anlayışı yerleşmiştir. Öncelikle bu güven sorunun aşılması için yönetici atamalarında ve eğitimin her alanından siyasilerin elinin çektirilmesi gerekmektedir. Belirli liyakat esasları çerçevesinde yönetici ve öğretmen atamaları gerçekleştirilerek yukarıda bahsettiğim kısa ve uzun vadeli planların uygulanması için eğitimin tüm paydaşlarının katılacağı organizasyonlarla harekete geçilmesi gerekir.

 

                Yukarıda bahsettiğim çözüm önerilerinin yüzde yüz gerçekleşmesi için Cumhuriyetimizin ilk kurulduğu yıllardaki Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk ve arkadaşlarının tavizsiz uyguladıkları eğitim seferberliği anlayışı ile hareket edilmesi gerekmektedir. O yıllarda eğitim problemini çözmekte üstün başarı gösteren bu anlayışın sahipleri bu milletin içerisinden çıkmıştır. Çözümü başkaları getirip bizim önümüze koymaz. Yeter ki biz canı gönülden isteyelim. Çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur.

Aziz İKİDİŞLİ

 
Etiketler: gaziantep, eğitim, ,
Yazarın Diğer Yazıları
03 Haziran 2017
Sessiz Çığlık
13 Mayıs 2016
MİHRİBAN DEMİR
27 Ekim 2015
Sayılı günler kaldı
04 Ekim 2015
TECRÜBE
19 Mayıs 2015
19 Mayıs'ın Anlam ve Önemi
10 Mayıs 2015
UYGAR TUTARLILIK
27 Nisan 2015
KONUMUZ OTİZM
19 Ocak 2015
Kadına yönelik şiddet
14 Ocak 2015
ÖĞRENCİM UĞUROL BARLAS
17 Ekim 2014
Bermuda Şeytan Üçgeni: AKP – HDP ve Çözüm Süreci
12 Eylül 2014
Kim “Benim Kardeşim” dir.
11 Eylül 2014
DEĞİŞEN DÜNYADA TÜRKÇENİN ÇIRPINIŞI
06 Eylül 2014
UĞUROL ÖĞRETMENİM
20 Ağustos 2014
ARADA BİR
08 Ağustos 2014
NASİHAT
01 Ağustos 2014
STRES
25 Temmuz 2014
Heyecanı ve enerjisi hiç bitmeyen bir halkbilimci; Uğurol Barlas
18 Temmuz 2014
HEDEFE FIRLATILAN OK OLSAYDIM
11 Temmuz 2014
BEYAZIN ÖYKÜSÜ
04 Temmuz 2014
Ülkemiz deprem ülkesi.
27 Haziran 2014
BAŞARI İÇİN KÜÇÜK SIRLAR
20 Haziran 2014
Bunları biliyor musunuz?
13 Haziran 2014
Bal Arısı Mucizesi 2
29 Mayıs 2014
KRALİÇE ARILAR
27 Mayıs 2014
BAŞARI İÇİN KÜÇÜK SIRLAR
06 Mayıs 2014
BİR ZAMANLAR ÇOCUKTUK
19 Aralık 2012
İklimin insan üzerinde etkisine inanır mısınız?
14 Aralık 2012
ELVEDA DEMEDEN
03 Aralık 2012
Bize isim verin!
11 Kasım 2012
GÖKKUŞAĞI RENGİNDE YAŞAMIN İÇİNDEN II
06 Kasım 2012
GÖKKUŞAĞI RENGİNDE YAŞAMIN İÇİNDEN...
17 Ekim 2012
Bir devlet iki millet
29 Eylül 2012
O öğrenci bir kobay gibi incelenmeli
01 Ağustos 2012
Sen Rahat Uyu Diye
01 Ağustos 2012
O Çocuk Büyüdü
01 Ağustos 2012
Bartın Şehrimize Ses Verdi
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri