Yazı Detayı
13 Kasım 2012 - Salı 16:08 Bu yazı 826 kez okundu
 
GAZİANTEP VE EĞİTİM
Konuk Yazar
 
 

Son yıllarda nerede Gaziantep adı geçse LYS ve SBS sonuçları ile ilgili eğitim, eleştirilerin hedefi haline gelmektedir. Gerçekten de eğitim ilimizde sorunlu haldedir. Ancak, eleştiri yerine sorunun kaynaklarının tespiti ve çözümü için canı gönülden hareket eden kimseler de yoktur. Yapılan çalışmaları görmezden gelmiyorum ama dediğim gibi canı gönülden çaba sarf edeni de göremiyorum. İlgili resmi kurumlar birçok proje, toplantı, kurultay, vb. çalışmaları günü kurtarmaya “Dost bizi alışverişte görsün” mantığıyla yapmaktadır. Özel kişi ve kuruluşlar da resmi kurumların dümen suyuna kapılmış ilgileniyormuş görünme çabası içerisindedirler. Bu düşüncemin doğruluğu en son durum itibariyle  kendini kanıtlamış durumdadır.

 Toplumların eğitimi ile ilgili “Amerikayı yeniden keşfetme” anlayışı ile eğitim politikalarında sık sık değişiklik yaparak eğitimi yönetenlerin, öğretmenlerin, öğrenci ve velilerin kafasını karıştırarak çok şey yapıyormuş gibi görünüp hiçbir şey yapmamak hatasına düşüldüğü aşikardır. Hata kelimesini özellikle kullanıyorum, bazılarının söylediği gibi “eğitimsiz toplumu yönetmek daha iyidir” kastı varsa bu da vatan hainliğinin en iyi örneği olur sanırım.

 Gaziantep’te eğitimin içinde bulunduğu vahim durumu düzeltmek için herkesin çeşitli sebepler göstermesi, birbirlerini suçlaması çözüm için aciz durumda olduklarının da bir belirtisidir aslında.  Bu durumda Gaziantep’te ne oldu da eğitim bu hale düştü sorusunun cevabını eğitim sendikalarının internet sitelerinde bulabiliriz. Çok güzel tespitler yapılmış ama eksikleri ve taraflı  bakış açıları olduğu için burada o düşüncelere yer vermek istemiyorum. Gaziantep’ te eğitim işine yıllarını vermiş biri olarak şu anda ki kaos durumundan “alan memnun veren memnun” havası olduğunu gözlemekteyim. Eğitimin tüm tarafları; yöneticiler- siyasetçiler-öğretmenler-özel eğitim kurumları- eğitim sendikaları memnunlar. Çünkü herkes birbirine suçu atarak işin içinden sıyrılma gayreti içerisindedirler.

 “Beşikten mezara kadar oku.” Ata sözünden anlaşılacağı üzere okumak beşikte başladığı için öncelikle beşikten okula gelinciye kadar insanı eğiten annelerin eğitimli olması gerekir. Bunun içinde kız çocuklarının okullaşma oranının yükseltilmesi gerekir. Evet çözüm önerilerime işin temeli olan kız çocuklarının eğitimi ile başladım.  Öncelikle yerel yöneticiler tarafından(Valilik,Belediye Başkanlıkları,Milli Eğitim müdürlükleri ve ilgili kurumlar) kısa ve uzun vadeli planlar yapmalı. Bu planları yapmadan önce Gaziantep’in mevcut durumu; okur-yazarlık oranı, okullaşma oranı,okul-derslik sayısı, derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, özel ve resmi eğitim kurumlarının durumu, nüfus artış hızı doğumdan  ve göç alışı(göçle gelenlerin demografik yapılarının tespiti) 1-5-10-15 yıllık gibi tespitler yapılmalıdır. Daha sonra da bu planlara göre yapılması gerekenler ile ilgili olarak yerel yöneticiler devlet kaynaklarını,işadamlarının katkılarını  ve hayırsever gönüllülerin katkılarını sağlayarak işe koyulmalıdır.

  Şimdiye kadar bu kaynaklar kısa vadeli planlar çerçevesinde kullanılmıştır mutlaka. Ancak eğitim yöneticilerinin bakanlıktan başlayarak yerel düzeyde de eğitimci olmayan ve eğitimden anlamayan siyasilerce rant elde etmek amacıyla ehliyetsiz kişilerin göreve getirilmesi nedeniyle bu kaynakların heba olduğu ortadadır. Bu anlayışla yönetilen eğitim sistemi içerisindeki velinin okul çalışanlarına, okul çalışanlarının yöneticilere güvenini azalmış olduğundan sorunların çözümünde “bananecilik” anlayışı yerleşmiştir. Öncelikle bu güven sorunun aşılması için yönetici atamalarında ve eğitimin her alanından siyasilerin elinin çektirilmesi gerekmektedir. Belirli liyakat esasları çerçevesinde yönetici ve öğretmen atamaları gerçekleştirilerek yukarıda bahsettiğim kısa ve uzun vadeli planların uygulanması için eğitimin tüm paydaşlarının katılacağı organizasyonlarla harekete geçilmesi gerekir.

 

                Yukarıda bahsettiğim çözüm önerilerinin yüzde yüz gerçekleşmesi için Cumhuriyetimizin ilk kurulduğu yıllardaki Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk ve arkadaşlarının tavizsiz uyguladıkları eğitim seferberliği anlayışı ile hareket edilmesi gerekmektedir. O yıllarda eğitim problemini çözmekte üstün başarı gösteren bu anlayışın sahipleri bu milletin içerisinden çıkmıştır. Çözümü başkaları getirip bizim önümüze koymaz. Yeter ki biz canı gönülden isteyelim. Çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur.

Aziz İKİDİŞLİ

 
Etiketler: gaziantep, eğitim, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri