Yazı Detayı
20 Eylül 2018 - Perşembe 00:01
 
DAİMA İLERİ
Murat Ertütüncü
 
 

Mesleğe yeni başladığım dönemlerden bugüne kadar Türkiye Uluslararası Nakliyecilik sektörünün önüne çok ciddi engeller çıkarıldığına ,rekabet gücünün azaltılmasına ve ortadan kaldırılmasına matuf projeler ihdas edildiğine çok şahit oldum. Batı’da ,geçiş belgesi kotaları ,1992 Yugoslavya iç savaşı ,Bulgaristan sorunları, doğuda İran faktörü ,Türki Cumhuriyetler ve fahiş geçiş ücretleri ve 1998 Rusya krizini ve buna bağlı yaşanan sıkıntıları ben sektör mensubu olarak yaşadım .

Bir şeyi daha gördüm , o da ; sektörün krizlere karşı gösterdiği direnç ve rekabet gücünü ortadan kaldırma hamlelerine karşı gösterdiği, kendi varlığını idame ettirme refleksi idi !

Bunlar yetmezmiş gibi kendi sektörüne karşı mücadele eden Ulusal mevzuat ile uğraştık ,senelerce yazdık ,çizdik ; yapmayın beyler etmeyin ! dedik ,ancak o kadar tahribattan zaman kaybından ve zarar ziyandan sonra yeni yeni bir şeylerin tanımı yapılmaya sektörün gücü rolü ve önemi anlaşılmaya başlandı .

Sektör geçmişte olduğu gibi günümüzde de krizlere ,engellere karşı direnç göstererek varlığını idame ettirmeye devam ediyor. Aylar önceden krizi hisseden ve en çok zarar gören reel sektör Uluslararası Nakliyecilik sektörüdür .

Her ne kadar ihracat taşımalarında rekorlar kırılsada ithalatın çok az bazı bölgelerde hiç olmadığı bu süreçte ; ihracatta uzun vadeli sözleşme yapan ,ihalelerin tarafı olan ve risk alan bir çok nakliyeci firma bu süreçte kan ağlamaktadır .

Peki , filo büyüklüğü Türkiye’nin yanında esamesi okunmayacak Avrupa ülkelerinin filolarına devletlerinin verdiği destek ve sübvansiyonların hangisi Türkiye’de uygulanıyor ? Hiç birisi !

Döviz krizinden zarar gören, finansal risklerin altından kalkamayacak hale gelen nakliyeci firmaların zarar ve mağduriyetini gidermek üzere devletin herhangi bir planı var mı ? İşte bu can alıcı sorular cevabını bekliyor ,ve sektör her krize olduğu gibi bu krize karşı da direniyor !

Ve direnmelidir ,geriye düşmemenin tek yolu bir adım ileriye atmaktır .

Ülkemizin ve sektörün bu krizin de altından kalkacağına olan inancımızı daima muhafaza etmeliyiz. Bu ülke insanının en önemli özelliği müteşebbis olması ve krizleri fırsata dönüştürmesidir . 1990 başlarında savaş nedeniyle Irak ihracat ve transit taşımaları etkilendi ama Sovyetler Birliği dağılınca Rusya ve B.D.T ülke taşımaları başladı . Yugoslavya iç savaşı çıktı ,Türk Nakliyecisi kendi inisiyatifi ve imkanları ile İtalya Ro Ro alternatifini ortaya koydu .

İran’ın nakliyecimize yaşattığı sorunlara karşın ,geliştirilmek suretiyle Hazar bölgesi geçiş alternatifi var ,bugün ise Uluslararası Karayolu Antlaşmasına taraf olarak Çin taşımaları ,Uluslararası Nakliyecilik sektörümüze yeni ufukların kapısını aralamakta ve yep yeni fırsatlar vadetmektedir.

Gerek transit gerekse İhracat taşımaları açısından çok önemli bir güzergah olan Rusya ile alakalı sorunlar yavaş yavaş çözülmekte veya çözüm mecrasına girilmektedir .Bu ülke ile olan vize anlaşmasının güncellenecek ve vizelerin kaldırılacak olması da heyecan verici bir gelişmedir.

Öte yandan Hazar Denizinde yeni ve büyük kapasiteli Ro/Ro gemilerinin konulması o güzergaha da hayat verecektir . Sektör, önünü açacak bu hamleler ve gelişmelerle kendisini kayıt altına alan hızını kesen ,karlılığını ve üretkenliğini azaltan bu zincirleri kıracaktır .

Evet , başta Dış Ticaret ve Uluslararası Nakliyecilik sektörü açısından durum ,yaşanan krizin olumsuz etkileri anlamında kötü olsa da ümitsiz değil!

Sektör , devletin ve paydaş sektörlerinde de desteği ve elbirliği ile bu krizi de kendi iç dinamiklerini harekete geçirerek mutlaka aşacaktır .Yine geçmişti olduğu gibi patlak günlere ulaşacak daha büyük yatırımlara imza atacaktır .

Kabul etmediğiniz müddetçe yenilmezsiniz , o yüzden kabul etmeyin!

İleri ve daima ileri ...

 
Etiketler: DAİMA, İLERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı