Yazı Detayı
23 Mart 2016 - Çarşamba 16:13 Bu yazı 654 kez okundu
 
CAHİL SEVİCİLER VE ZOMBİLERİ
Ömer Kılıç
 
 

  "Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır. Onlar bu yanlışların hiç birisini yapmazlar. O beyannamenin ben neresinden tutayım. Daha önce Jön Türklerin yaptığı gibi ateşe sürüklüyorlar Türkiye'yi. Türkiye'nin okumuş kesimi, profesörlerden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Çünkü zihinleri berrak. Üniversite ve sonrası durum çok vahim çünkü gidişatı okuyamıyorlar. Zihinleri bulanık. Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor." (Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr. Bülent Arı)

 

            21 Mart 2016 tarihinde bir televizyon kanalında yapılan mülakattan alıntıyı dikkatlerinize sunuyorum. Sosyal medyada hızla yayıldı, herkes konudan haberdar. Ama Ekspres Gazetesi arşivinde bulunsun, çocuklarımız büyüdüğünde Türkiye'nin bu kirli döneminin asıl sebebinin ne olduğunu görebilsinler diye kaleme aldım bu satırları.

 

            Çocuklarınız var. Okula gönderiyorsunuz. Bu adamlara teslim ediyorsunuz çocuklarınızı. Bu adamları rektör yapan zihniyeti tanıyoruz. Çok yazdım yine yazıyorum. "Eğitim düzeyi arttıkça oy oranımız düşüyor" demişti muktedirin eski enerji bakanı zat. Gerçek düşüncelerini saklamıyorlar artık. Açık ve net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Çocuklarımıza bu adamların okullarda ne  anlattıklarını, anlatacaklarını da anladınız değil mi.

 

            Muktedirin enerji bakanının ve cahil sevici bu profesörün açıklamalarını ayrı ayrı değil, birlikte değerlendirmek gerekir. Son on yılda bu açıklamalara benzer başkaca profesör açıklamaları da hafızamızdan silinmedi. Bunları da aynı sepete koyup değerlendirdiğimizde muktedirin neden hala muktedir olarak kalabildiğini çok daha iyi anlıyoruz.

 

            Profesör, hizmet ettiği amaca uygun davranmıştır. Söyledikleri cehaletle beslenen ve büyüyen bir yapının ayakta kalmasını sağlamak adına doğrudur. Bu bir tez değildir. Dediğim dedik, çaldığım düdük diyebilmesi için birilerinin; başka birilerinin "dedik" kavramından bihaber, "düdük" kavramından haberdar olması gerekir. Demokrasinin terk edildiği, diktanın hakim kılınmaya çalışıldığı siyasal alanlarda olması gereken, yapılması gereken tam olarak da budur. Düşünmeyen, okumayan, yazmayan, sorgulamayan kalabalıklar ayakta tutar düdükçüleri. Nüansı hatırlatırım. Bireyler değil, kalabalıklar sayesinde ayakta kalırlar. Birey, okuyarak, yazarak, düşünerek, sorgulayarak olunabilen bir şeydir.

 

            Bundan sonraki süreçte çocuklarımızı okula gönderirken onları teslim edeceğimiz öğretmenleri iyi araştırmak zorundayız. Çünkü bir profesörü, okumuş kimseler aklına geldikçe afakanlar basıyor ise durum gerçekten vahim. Düşünsenize, akademik kariyer yapmamış sıradan bir öğretmen de ülkenin ayakta kalabilmesi için cahil seviciliği yapıyor ise, çocuklarımızdan birer zombi yaratabilir.

 

            Sevgili oğlum Ulaş, sevgili kızım Elvin. Ülkede bunların konuşulup tartışıldığı bu yıllar çok fena. Bu yazıyı Ekspres Gazetesi'nin arşivinden bulup okuduğunuz şu an her biriniz gencecik insanlarsınız. Umarım sizleri gerçek eğitimcilere teslim etmişimdir

 
Etiketler: CAHİL, SEVİCİLER, VE, ZOMBİLERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri