Yazı Detayı
25 Ocak 2016 - Pazartesi 16:30
 
Bu şehirde yaşayan biri…
Mehmet ANKAY
 
 

Yaşanmaz bir şehir halinialan bu şehir, adeta kapalı bir kutu oldu. Güzelim Türkiye Cumhuriyeti’nin küçük Paris’i olan bu şehir ne hale geldi veya getirildi?

Galiba bu hale gelmesinde hepimizin katkısı var…

Buna yanlış yönetimler mi demek lazım acaba?

Evet, ya…

Aslında bu şehri yeniden dizayn etmekzor olmasa gerek. Tabi bunu rant amaçlı düşünmemek lazım.

Halkı mağdur etmeden, merkezden başlayarak,halk toplantıları yaparak, şehir merkezindeki taşınmazların istimlakları yapılabilir.

Yerel yönetimler taşınmazların yerine yenilerini yaparak, insanları mağdur etmeden taşınmazlarını bir başka yerlere taşıyabilir.

Şehri dışarı taşımak kolay…Ama şehri içerden, yeniden dizayn etmek zor.Ama en güzeli de zoru başarmak..

Şehrin dışındaki tarım arazilerini katletmektense, mahalle bazında düzenleme daha da iyi bence…

Rantı düşünme esamen okunsun. Bunu başaran sen ol…

Gelin bu şehri hep bir elden yaşanır hale getirelim. Adeta dışarıdan şehrin merkezine gelirken, kapalı bir kutuya girmiş gibi oluyor insan…

Gelin bu şehri, Paris’in kendisi yapalım.

Bu şehrin merkezde trafik sorununu rahatlatalım.Kaldırımlarını yürünür hale getirelim. Elbette ki bu, kısa vadeli çözümler değil.

Ama ilk adımı atan siz olun…

Gelin bu şehir yaşanır bir yer olsun. Gelişmiş sanayisi ile Doğu’nun ticarette cazibe merkezi olan bu şehir Doğu’nun da Batı’nın da Paris ‘i olsun

 

 

 

 
Etiketler: Bu, şehirde, yaşayan, biri…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
31 Temmuz 2018
İnce ince…
12 Temmuz 2018
CHP’nin neye ihtiyacı var?
11 Temmuz 2018
Nereye gidiyoruz?
03 Temmuz 2018
Gönüllerin kazananı ol…
02 Temmuz 2018
Sizin iktidar olma düşünceniz yok
29 Haziran 2018
Karından konuşmayı bırakalım…
23 Mayıs 2018
UTANIYORUZ…
07 Mayıs 2018
Geçen yıl ne yazmışız?
12 Mart 2018
Kamil Ocak’ın günahı neydi?
28 Şubat 2018
Üretim mi? Yoksa…
07 Şubat 2018
Anahtara kadar devrimciler…
29 Ocak 2018
Müteahhit mi, şehrin insanları mı?
23 Ocak 2018
HADBİLMEZLER
19 Ocak 2018
Dokunan ah alır
02 Ocak 2018
Ben değil, biz mi !!!!?
29 Aralık 2017
Gazi Şehir’de yaşmak…
25 Aralık 2017
Büyüdük…
22 Aralık 2017
Sorgulayalım…
20 Aralık 2017
Üretmeliyiz…
16 Aralık 2017
Üreten toplum…
22 Şubat 2017
Vah ülkem vah!!
06 Aralık 2016
BEN BAŞKANLIK İSTERİM…
08 Şubat 2016
Yazık Gaziantep teşkilatına…
04 Şubat 2016
Bey Efendiler nerede…?
02 Şubat 2016
Allah akıl fikir versin…
20 Ocak 2016
Bence şapkamızı önümüze koymalıyız…
15 Ocak 2016
Neler oluyor?
14 Ocak 2016
Yorulduk artık yeter!
13 Ocak 2016
Açık sözlü ol...
11 Ocak 2016
Dikkate alınmamak…
30 Aralık 2015
Ne olacak bu Gaziantep’in hali?
23 Aralık 2015
Olması gereken budur
25 Kasım 2015
Oldu bitti…
22 Kasım 2015
Önce aynaya bak!
19 Kasım 2015
Ağabey aranıyor…
02 Kasım 2015
32 Minibüs, 5 Otobüs…
27 Ekim 2015
Kaprislerinizden kurtulun…
28 Eylül 2015
Buruk bir bayram
22 Eylül 2015
Son nokta
20 Eylül 2015
Biz çalarız, biz oynarız
16 Eylül 2015
Üzerimize ölü toprağı atılmış
03 Eylül 2015
Ders almıyoruz
02 Eylül 2015
İşte geldik gidiyoruz...
11 Ağustos 2015
Ayrışma-Kaynaşma
23 Temmuz 2015
Kaza geliyorum dedi
20 Temmuz 2015
Sol gösterip, sağ vurmak
14 Temmuz 2015
Pamuk yansın, keyif olsun
12 Temmuz 2015
Neler oluyor, nedir bu çift başlılık?
10 Temmuz 2015
Dutluk yolunda neler oluyor?
09 Temmuz 2015
Haremlik Selamlık olmadan iftar…
08 Temmuz 2015
Ayrışma Kaynaş
07 Temmuz 2015
Protokolde ayrışma…
06 Temmuz 2015
Antep’in tadı kaçtı
03 Temmuz 2015
Dağları delsen ne yazar…
02 Temmuz 2015
Kedicikler…
01 Temmuz 2015
Kaynayan kazan…
30 Haziran 2015
Yafta yapıştırmak…
29 Haziran 2015
Uzatmaları oynuyorsunuz
Haber Yazılımı