Yazı Detayı
22 Ocak 2018 - Pazartesi 00:51
 
BARIŞ, BİRLİK, BOLLUK
Sait Köse
 
 

Birbiri ile içi içe girmiş, birbirinden ayrı düşünemeyeceğimiz üç kavram. Bu kavramlar çokta çözümlenemeyen, algılanamayan, girift kavramlar değil. Birbiri ile dost, birini diğerinden ayrı düşünemeyeceğimiz hatta birinin eksiği ile yaşamın güçleşeceği, ayrıca tüm canlı dünyasını kavrayan kelimelerden söz edeceğim. 

Barış  kelimesi, düşmanlığın olmaması genel anlamında kabul görür. Başka bir anlatımla kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük, sükunet, sessizlik, huzur  içinde yaşamak olarak da tanımlanabilir. Şimdi sorumuz; bu tanıma göre mi yaşıyoruz ? Şu yada bu nedenlerle güç gösterisi ile dünyanın herhangi bir bölgesini birbirimize ve birlikte yaşamak mecburiyetimiz olan diğer canlı dünyasına da yaşanmaz kılan bir anlayış içerisindeyiz. Güçlünün haklı olduğu bir anlayışa karşı çıkılmadığı sürece bunun böyle gideceği de açıktır. Barışın; hak, hukuk, adaletin tesis edilmediği yerde olamayacağını anlamak bizlere maddi, manevi pahalıya mal olmaktadır. Huzur içinde yaşamı sürdürebilmek öncelikle barış kelimesini içselleştirmemizle bağlantılıdır. Huzur sevginin olduğu yerden beslenir. Nedir bu sevgisizlik tohumlarının ekilmesi, beslenmesi ? Kime ne faydası var? 

Dünyanın, toplam yüzölçümü 510.065.284 km²'dir. Bu yüzeyin  70,8'i (361.126.221 km²) sularla, 29,2'si (148.939.063 km²) karalardan oluşmaktadır.  Artan nüfusu ile hepimize yetecek kadar büyük. Sorun, adil paylaşımı tesis etmememizde, varlıkları bilinçsizce yok etmekte yatıyor. İnsan hırsı, Rabbena hep bana'dan soyutlanmadıkça, kaynakları biz değil ben anlayışı ile elinde tutma veya sahip olma anlayışı, savaşlara neden olmaktadır. Savaşın yerine barışı, sevgiyi, saygıyı koyduğumuz an sorunlarından kurtulmuş  insanlığı yaratmış olacağız. Sadece egolarımızdan kurtulmakla yaratılacak uyum, birliği, beraberliği, bütünlüğü sağlamaya yetecektir. İnsanlık, tarihi boyunca yeterli acıyı çekti diyorsak en yakınımızdan başlayarak sevgi tohumlarını ekmeye başlayalım. Göreceğiz ki bu bize huzur ve sükunet içinde bir yaşamı sağlayacaktır. Bu yaklaşım birlikte güçlü olmanın yaratacağı sinerji ile güzelliklere dönüşecektir. Bunu insan ilişkilerinde  vazgeçilmez politikalar olarak yaşarsak kazanan yine insan olacaktır. Bunun için önceliğimiz iç barışın sağlanmasıdır. 

Birlik, bir arada olmak ancak topluluklara güç verir. Çocukluğumuzda ders kitaplarımızda okuduğumuz; otağ beyi hasta yatağında çocuklarını etrafına toplayıp, bir tanesinden bir ok istemiş  kolaylıkla kırmış. Birden çok ok istemiş o desteyi de kırmış. Çok daha fazla sayıda istemiş gücünü göstermiş ancak kıramamış. En güçlü çocuğa vererek kırmasını istemiş yine kırılmamış. Ders, birlik olunduğunda kırmanın zor olacağı. Ağacın kurdu bedeninden olunca çürümesi kolaylaşır. Aklın üstünlüğü ile, ortak akıl ile tesis edilen birliği bozmaya hiçbir  güç  yeterli olmayacaktır. Bir elin nesi var, iki elin sesi var özdeyişini rehber edinen, toplumsal dayanışmada imece usulü birlik, beraberlik ile zoru başaran bir toplumun bireyleri de mutlu olur. Bu anlayışı daha fazla zaman geçirmeden yeniden tesis etmek zorunda olduğumuz günlerdeyiz. Birlikte, bir arada yaşamaktan başka şansı olmayan toplumların ötekileştirme politikalarına, ayrıştırılmasına itibar edilmemelidir.  

Bolluk, üretken toplumlar için alışıldık bir kavramdır. Bolluk, bereket, istemekle elde edilemez. Gayretle, olanakları en verimli şekli ile hayata geçirmekle, kaynakları  israf etmeden tüketmekle bolluktan söz edebiliriz. Üretimden elde edilen payın adil paylaşımı da, sürdürülebilir üretim için bir koşuldur. Sağlıklı yapılmayan bir üretim planlaması ve politikalarının geri dönüş sürecinde hiç kimseye faydası olamaz iş işten geçmiştir. Yöneteni ile, yönetileni ile birlikte bolluk içinde yaşamadığımızda bundan fırsatla toplumu bölmek, parçalamak kolaylaşır. İnsan gereksinmesinin temel öğelerinden besinin herhangi bir öğesinin üretimde ki azlığı , satın alım değerini arttırırken herkesin ulaşmasını da güçleştirecektir. Bunun sonucunda birinci  yol, isteğinden vazgeçip kaderine razı olma, diğer yolu, elde etmek için meşru olmayan yollardan temin etme,  yani anarşi doğacaktır. Bu da toplumsal barışı bozacaktır.

 Barışın olmadığı yerde birlik, beraberlikten bahsedilemeyeceği gibi doğal kaynakların bolluğundan da kimse nasibini alamayacaktır. İnsan akılla bu sorunlardan uzaklaşmadığı sürece anarşi ve savaş bitmeyecektir. Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi, Vatanın müdafaası mecburiyeti olmadıkça, savaş bir cinayettir. Tüm Emperyalist senaryolara karşın inadına barış, her koşulda barışı sonuna kadar savunmak insan akıl ve davranışına en uygun olandır.   

                                                                                                            M.Sait KÖSE 

 

 
Etiketler: BARIŞ,, BİRLİK,, BOLLUK, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı