Yazı Detayı
13 Haziran 2014 - Cuma 16:25 Bu yazı 1005 kez okundu
 
Bal Arısı Mucizesi 2
Konuk Yazar
 
 

 

            Bal arılarını hayatının her anını çalışarak geçirmesiyle tanırız. “Arı gibi çalışkan” deyimini sık sık kullanırız. Ama arı kadar çalışamayacağımız kesindir. O hıza yaklaşanlar da sürmenaj yani çok çalışmaya bağlı atlatması zor olan yorgunluk ve stresi içinde barındıran hastalığa yakalanıyorlar. Acaba düzenli bal ve polen yesek onların hızına yaklaşabilir miyiz?  Denemek lazım diye düşünüyorum. Küçüklerimizin emaneti olan dünyayı teslim ederken iç huzuruyla “üstüme düşeni yaptım sıra sen ve çocuklarında” diyebilmek için.

            Bal arılarının en çalışkanı işçi arılardır. İşçi arılar kovan düzeni, savunma, bal-polen-propolis-su toplayıcılığı, depo ve yumurta evleri yapımı, kraliçe-erkek arı-yumurta ve larva bakımı görevlerini üstlenmiş paylaşmış çalışkanın ötesinde arılardır.

            Bu soruların cevaplarını araştıran Alman böcek bilimci Gustav Rosch yaptığı bir dizi deney sonucunda, işçi arıların kovanda aldıkları görevlerin yaşlarıyla bağlantılı olduğunu keşfetmiştir. Buna göre işçi arılar hayatlarının ilk 3 haftasında birbirinden tamamen farklı görevler alırlar.1 Bu dönemler;

—    Birinci dönem: 1. ve 2. gün

— İkinci dönem: 3–9. günler

— Üçüncü dönem: 10–16. günler

     — Dördüncü dönem: 17–20. günler

    — Beşinci dönem: 21. gün ve sonrası olarak gruplanabilir

            Pupadan çıkan dişi işçi arılar gözlerini dünyaya açar açmaz kovan temizliğine katılırlar. Bana sormayın valla nasıl diye benden araştırması yorumu siz yapın.

            İşçi arılar 3.ve 5. günlerinde dadılığa başlar. Nasıl mı? Larvalara kafalarındaki özel bir bezden arı sütü vererek. Nerdeyse diyeceğim ki emzirme işi yapar. Bilim adamlarını şaşırtan bu işlemi kraliçelere altı gün uygular. Diğer arılara bu sütü üç gün verip arı ekmeği denen bal polen karışımı vermeye devam ederler. Yeri gelmişken bir hatırlatma yapayım. Kraliçe arılara verilen arı sütü yumurtalıklarını geliştiriyordu.

            10. gün heyecanlıyız..! İlk kez dışarı çıkacağız, çevremizle tanışıp çiçeklerin rengini ilk kez göreceğiz.

            12. gün ve arı sütü bezleri kuruyup balmumu bezleri gelişiyor. Oysa bal mumu sadece inşa ya da kovan harabiyeti durumunda gerekecektir.

            İşçi arıların bir diğer önemli görevi de toplanan balları getirenlerden alıp gereken kadarını depolamak ya da kovan içindeki açları doyurmakta kullanmaktır.  20

İşçi arıların aynı dönemde yaptıkları üçüncü iş ise kovan temizliğidir. Temizlik, kovan sağlığı açısından çok önemlidir. Bu yaştaki arılar, hücrelerden yeni çıkan arıların geride bıraktıkları parçaları, işi biten petek kapakçıklarını, kovan içinde ölmüş olan arıların cesetlerini ve buna benzer pek çok yabancı maddeyi kovanın çıkışına sürükler ve metrelerce uçarak kovandan uzağa atarlar.2

Ancak eğer kovan içinde bulunan şey taşıyamayacakları kadar büyükse bunu "propolis" adı verilen bir madde ile kaplarlar. Arılar propolisi bazı ağaçların yapışkan tomurcuklarından alt çeneleri yardımıyla kemirdikleri reçineye ağız salgılarını ekleyerek üretir. Daha sonra arka ayaklarındaki özel keselere yerleştirerek kovana taşırlar. Arı reçinesi de denen propolisin özelliği içinde bakteri barınamamasıdır.3

Arılar propolisin anti bakteriyel özelliğinden çok isabetli bir şekilde yararlanırlar. Kovan içinde öldürdükleri ve dışarı taşıyamayacakları kadar büyük olan böcekleri propolisle kaplayarak bir nevi mumyalama işlemi yaparlar.

            Bu arı milleti profesör bence. Ya da uzaylı. Zekâ ötesi yaratık olduklarına bir kere daha inandım. Gardiyanlık dönemleri geldiğindeyse işçi arıların vücutlarındaki salgı bezleri birdenbire zehir salgılamaya başlar. Eğer tesadüfî bir gelişim söz konusu olsaydı, pek çok problem yaşanırdı; daha doğrusu tesadüfî bir gelişimle böyle düzenli bir sistemin meydana gelmesi asla mümkün olmazdı. Örneğin larva besleme döneminde işçi arıların vücudundan arı sütü yerine zehir salgılanabilirdi. Bu durumda larvaların tümü ölür ve arıların da soyu tükenirdi. Ama bütün bu görev değişimleri sırasında hiçbir problem çıkmaz. Her şey çok kontrollü bir şekilde, kusursuz bir düzen içinde gerçekleşiyor.

            Arılar hayatlarının dördüncü dönemlerinde kovan girişinde nöbetçilik yaparlar. Vücutlarında bir değişim olur; iğne bezleri gelişir ve zehir üretmeye başlar. İşte bu dönemdeki arılar, kovan kapısında nöbet tutarak davetsiz misafirlerin içeri girmesini engellerler. Gelen her canlı -arılar bile- kapıdaki nöbetçinin kontrolünden geçerek içeri girebilir. Nöbetçi arının yerinden ayrılması durumunda ise hemen başka bir işçi arı gelir ve kovan kapısındaki nöbeti devralır.4

            Bakın şu işe bizde güvenliğimizi sağlıyoruz zannediyoruz. Galiba arıcıklardan almamız gereken dersler var.

            Kovan bekçisi arılar kendi kovanlarının kokusunu taşımayan arılara sert tepkiler gösterir. Yani komşu ya da arkadaş ziyareti gibi şansları olamaz. Olsa da başka kovan kokusu üzerlerine sineceği için tekrar eve dönme şansları yoktur. Bekçi arı gelen ziyaretçiye ne kadar sert tepki veriyorsa o kadar keskin bir koku salgılıyor. Bundan sonra olanlar oluyor ve işte bütün işçi arılar birden savaşçı kesiliyorlar. Saldırıyorlar. Yeterli gelmezse düşmanı aralarına alıp vücutlarını titreştirip ısı üreterek öldürüyorlar. Evet, doğru okudunuz. Düşmanı ısıtarak kavurup öldürüyorlar. 50santigrat dereceye ulaşan bu ısı düşmanı öldürmeye yeterli olur bence de. Bal arıları bu sıcaklıkta ölmezler ama işte size bir sürpriz daha.

Nöbetçi arı hayatı pahasına kovanını korur. İğnesini sapladığı zaman büyük ihtimalle çekemeyecek ve iğne takımları beraberinde kopacaktır. Bu da ölmesi demektir. Ama onlar bir an bile düşünmez ölümü. Bir benzerlik var sizde fark ettiniz mi? Kurtuluş savaşına giden gencecik insanlarımızda bunu bir an bile düşünmemişlerdi. Ruhları şad olsun…

İşçi balarılarının hayatlarının son dönemlerindeki görevleri besin toplamaktır. İhtiyaçları olan tüm besin maddelerini çiçeklerden temin ettikleri polen (çiçek tozu) ve nektar (bal özü) sayesinde karşılarlar. Polen protein yönünden zengin bir maddedir, nektar ise hem enerji kaynağıdır, hem de balın ana maddesidir. Arılar kışın besin bulamayacakları için kovanlarına bal depo ederler. Kış için ayrıca polen depo edilmez, yalnız yağmurlu havalarda kullanılmak üzere yavru arılara yetecek kadar polen biriktirilir.5

Polen ve nektar toplama görevi 21 günlük işçi arılara düşmektedir. Bu aşamada artık balmumu yapmaya yarayan mum bezleri mum salgılamayı durdurur. İşçi arılar kovan dışına çıkarak yeni ve tehlikeli görevlerine başlarlar. Çiçekler arasında dolaşma görevi tehlikelidir. Çünkü arıların bütün düşmanları (örümcekler, yusufçuklar gibi) dışarıdadır.

Aynı zamanda arılar, kovan ve yiyecek kaynağı arasında sürekli uçuş halinde oldukları için de bu görev oldukça yorucudur. Uçuş kasları yıpranan arılar kısa bir süre sonra ölürler.

            Pentagondan bal arıları için haberler var yine. Araştırmanın Başkanı Tim Haarmann, ulaştıkları sonucun umut verici olduğunu belirterek, bunun savunma ve iç güvenlik açısından çok yarar sağlayacağını söyledi. Haarmann, arıların bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki el detektörleriyle taşınarak çeşitli yerlerde patlayıcı aramalarının sağlanabileceğini açıkladı. Haarmann, bundan sonraki adımın arıları kullanacak güvenlik görevlilerinin eğitilmesi olduğunu söyledi.(Copyright (C) 2005, IUAA USA
All rights reserved.)

 

 

 1-National Geographic Society, The Marvels of Animal Behaviour, 1972, s.127

  2- Mark L. Winston, The Biology of the Honey Bee, Harvard Unv. Press, 1991, s.96

 3-Mark L. Winston, The Biology of the Honey Bee, Harvard Unv. Press, 1991, s.85  

4- L. Winston, The Biology of the Honey Bee, Harvard Unv. Press, 1991, s.100
 5-Prof. Karl von Frisch, Arıların Hayatı, s.29–30

 

Nimet Asiltürk

 
Etiketler: Bal, Arısı, Mucizesi, 2
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Haziran 2017
Sessiz Çığlık
396 Okunma.
13 Mayıs 2016
MİHRİBAN DEMİR
2123 Okunma.
27 Ekim 2015
Sayılı günler kaldı
1051 Okunma.
04 Ekim 2015
TECRÜBE
606 Okunma.
19 Mayıs 2015
19 Mayıs'ın Anlam ve Önemi
1045 Okunma.
10 Mayıs 2015
UYGAR TUTARLILIK
600 Okunma.
27 Nisan 2015
KONUMUZ OTİZM
762 Okunma.
19 Ocak 2015
Kadına yönelik şiddet
1479 Okunma.
14 Ocak 2015
ÖĞRENCİM UĞUROL BARLAS
1431 Okunma.
17 Ekim 2014
Bermuda Şeytan Üçgeni: AKP – HDP ve Çözüm Süreci
1180 Okunma.
12 Eylül 2014
Kim “Benim Kardeşim” dir.
1033 Okunma.
11 Eylül 2014
DEĞİŞEN DÜNYADA TÜRKÇENİN ÇIRPINIŞI
624 Okunma.
06 Eylül 2014
UĞUROL ÖĞRETMENİM
847 Okunma.
20 Ağustos 2014
ARADA BİR
1037 Okunma.
08 Ağustos 2014
NASİHAT
799 Okunma.
01 Ağustos 2014
STRES
881 Okunma.
25 Temmuz 2014
Heyecanı ve enerjisi hiç bitmeyen bir halkbilimci; Uğurol Barlas
828 Okunma.
18 Temmuz 2014
HEDEFE FIRLATILAN OK OLSAYDIM
890 Okunma.
11 Temmuz 2014
BEYAZIN ÖYKÜSÜ
794 Okunma.
04 Temmuz 2014
Ülkemiz deprem ülkesi.
823 Okunma.
27 Haziran 2014
BAŞARI İÇİN KÜÇÜK SIRLAR
874 Okunma.
20 Haziran 2014
Bunları biliyor musunuz?
800 Okunma.
29 Mayıs 2014
KRALİÇE ARILAR
961 Okunma.
27 Mayıs 2014
BAŞARI İÇİN KÜÇÜK SIRLAR
700 Okunma.
06 Mayıs 2014
BİR ZAMANLAR ÇOCUKTUK
733 Okunma.
19 Aralık 2012
İklimin insan üzerinde etkisine inanır mısınız?
796 Okunma.
14 Aralık 2012
ELVEDA DEMEDEN
779 Okunma.
03 Aralık 2012
Bize isim verin!
934 Okunma.
13 Kasım 2012
GAZİANTEP VE EĞİTİM
915 Okunma.
11 Kasım 2012
GÖKKUŞAĞI RENGİNDE YAŞAMIN İÇİNDEN II
707 Okunma.
06 Kasım 2012
GÖKKUŞAĞI RENGİNDE YAŞAMIN İÇİNDEN...
762 Okunma.
17 Ekim 2012
Bir devlet iki millet
892 Okunma.
29 Eylül 2012
O öğrenci bir kobay gibi incelenmeli
744 Okunma.
01 Ağustos 2012
Sen Rahat Uyu Diye
1050 Okunma.
01 Ağustos 2012
O Çocuk Büyüdü
829 Okunma.
01 Ağustos 2012
Bartın Şehrimize Ses Verdi
783 Okunma.
Haber Yazılımı