Yazı Detayı
31 Ocak 2018 - Çarşamba 00:42
 
BAKLAGİLLER
Erhan BAŞER
kullaniciadi@@
 
 

Koşmak ne güzel dağlarda, benekli ceylan postlarına sarılıp, serin havalarda yürümek ve ardından serilip yatmak toprağa, yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini, o güzel dolgun butlarını ısırıp yemek... Cümlenin başlangıcı ne güzeldi değil mi? Hayatlarımızda böyle işte herşeye ne umutlarla ne hayallerle başlar sonra yüksek olasılıkla hüsrana uğrarız. İtiraz edenler olabilir ama kim takar onları.

 

   Empedokles büyük bir gururla kendisinden tanrı olarak bahsederken bir yerde şöyle der: “Alçaklar, su katılmadık alçaklar, çekin ellerinizi baklagillerden!” Baklagiller şüphesiz ona göre büyük günahlardandı, fakir ve duygusuz insanları buna karşı çok uyarmıştır. Kafam çok karışık millet. Sizlere Orhan Veli’nin özgürlük aşkını yeşerten şiirlerinden mi yoksa başımızdaki savaşlardan mı yahut asla hissedemediğim sevgiden mi bahsedeyim.” Görüyor musun her yanda hürriyet/ git gidebildiğin yere...” şairlerin neden kapasitesiz siyasetçilerin en büyük düşmanı olduğunu anlıyorsunuz değil mi? Görüyor musun her yanda savaş her yanda esaret/ kaç kaçabildiğin yere... Keşke tek günahımız defne yapraklarına dokunmakla, baklagillere yanaşmak olaydı. Tanrının büyük bir geometrici olduğunu düşünen eski zaman filozofları bununla bağlantılı olarakta iyi bir devlet adamının da evvela matematik ve geometri eğitiminden geçirilmesi gerektiğini ve sonra da “iyi’nin” ne olduğunun öğrenilmesini şart koşmuşlardı. Eğer bu disiplinlerden geçmemişlerse kaçınılmaz olarak yozlaşacaklarını söylemişler. Kim bilir belki de tüm sorunlarımız matematik bilmemekten ileri geliyordur. Onca savaş, esaret, ölüm, yoksulluk ve yolsuzluk matematik bilmemek yüzünden olabilir mi? Afrin’de tüm hayatı zeytincilikle geçmiş bir ihtiyarın başına gelenler yetersiz matematikten mi olmuştu acaba? Siyasal iktidar bilgeliğe verilmelidir diyen platonun matematik üzerine kurduğu bilgelikle anayasanın yapılması çare olabilirdi belki de Afrin’deki ihtiyar zeytinciye. Dünyadaki tüm güzel lafların karşısına karın doyurma ve savaş becerisini koyduğumuzda ikincisinin üstün geldiğini görürüz. Ne acı değil mi, tüm o güzel aşk şiirlerinin, güzelim özgürlük manifestolarının, en büyük erdemin iyi’ye ulaşmak oluşunun karşısında kızarmış dolgun ceylan butlarının galip gelmesi. Ne acı değil mi savaş becerisinin tüm güzellikleri yenmesi. Güzel başladığımız herşeyin karın doyurmak ve savaş karşısında yenik düşmesi beni çok kızdırıyor.Dostlarım sizlere birgün sevgiden bahsedeceğim. Alışık olmadığımız şeyleri sizlere fısıldayacağım. Kim bilir belki de haykıracağım. Palavra atacağım.

 

  Empedokles kendisinin bir tanrı olduğunu düşünüyordu ve insanlara istediği gibi hitap etme yetkisini görüyordu. Şöyle demesini beklerdim onun,      “ Alçaklar, su katılmadık alçaklar, çekin ellerinizi adaletten, barıştan, sevgiden, özgürlükten. Kirletmeyin onları.” 

 
Etiketler: BAKLAGİLLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı