Yazı Detayı
10 Haziran 2016 - Cuma 17:46 Bu yazı 819 kez okundu
 
ALCANSON BÖLÜM 3
Mihriban Demir
 
 

Abraham gözlerini açtığında pencereden gelen güneş ışığından rahatsız oldu. Gözlerini kısarak yataktan kalktı. O sırada karşısındaki sandalyede oturan babasını fark etti. Mihail Kosses’ in sinirli olduğu her halinden belliydi. “Ne oldu baba?” dedi Abraham. Mihail Kosses hızlı bir şekilde ayağa kalktı. “Hazırlan ve mahzene gel.” dedi gür bir sesle . Kapıyı açtı. Birkaç dakika oğlunun yüzüne bakıp odayı terk etti. Abraham üstünü değiştirdi. Zırhını giydi. Odanın diğer tarafındaki aynaya yaklaştı. Aynadaki yansımasına baktı. Üzerini düzeltti. Ağzını açtı ve uzun köpek dişlerine dokundu. Her zaman diğer insanlardan farklı olduğunu hmişti. Sanki oraya ait değilmiş gibiydi. Bunu ilk fark ettiğinde 8 yaşındaydı. Bir gün çok rahatsızlanmıştı. Arkadaşı Theodora onu ziyarete gelmişti. Odada sadece ikisi kaldıklarında Theodora’ dan gelen kan kokusu Abraham’ ın kontrolünü kaybetmesine neden olmuştu. Theodora’ nın boynunu ısırmış ve kalbi durana kadar kanını içmişti. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen Abraham hala vicdan azabı çekiyordu. Bugüne kadar 3 kişinin kanını içip öldürmüştü. Diğer insanlara göre kan içmek tiksindiriciyken, kendisi bundan zevk alıyordu. Peki ya neden? Derin bir nefes alıp odanın kapısını açtı ve hızlı adımlarla mahzene doğru yürümeye başladı.

    Mahzene vardığında babası ve birkaç asker bir cesedin başında duruyordu. Abraham babasına bakıp “Ne olmuş?” dedi. Mihail diğer askerlere çıkmalarını emretti. Askerler gittikten sonra Mihail eline bir sopa aldı ve askerin boynunu açtı. Boynu parçalanmış gibiydi. Mihail içini çekti. “Annen öldüğünde de boynunda böyle bir yara vardı.” dedi. Abraham’ ın  beyni durmuştu. Yavaşça arkasındaki duvara yaslandı. “Annemin beni doğururken  öldüğünü söylemiştin. Şimdi ise başka bir nedenden dolayı öldüğünü söylüyorsun. Ben yıllarca kendimi suçladım. “ dedi ağlamaklı bir sesle. Mihail az ilerideki sandalyeyi işaret ederek “Otur sana anlatmam gerekenler var.” dedi.

   “ 18 yıl önceydi. Harmanlayan tekfuruolmamım birinci yıl dönümünde ava çıkmaya karar vermişti. Yanıma biraz asker alıp yola koyuldum. O aralar da Alcanson adında bir orman ünlenmişti. Yola çıktık.  Hava kararana kadar yürüdük.  Hava kararınca bir yerde kamp kurduk . Herkes uyumuştu ama ben bir türlü uyuyamadım. Biraz yürümeye karar verdim. Yanıma ok, yay ve kılıcını alıp yürümeye başladım. Kamptan epey uzaklaşmıştım ki birden gözüme bir ceylan çarptı. Kürkü çok güzeldi. Bu yüzden onu avlamaya karar verdim. Yaya bir ok yerleştirip nişan aldım. Ceylan beni fark etti ve bana doğru koşmaya başladı. Birkaç dakika sonra ceylan yanıma gelmişti. Bu duruma çok şaşırmıştım. Kılıcını çektim ve ceylana doğru bir hamle yaptım. Ceylan geriledi ve bir ejderhaya dönüştü. Ben ise ne yapacağımı şaşırmıştım. Korkudan hareket edemiyordum.  Ejderha geniş bir halka çizerek benim etrafımda dönmeye başladı. ‘Merhaba Harmanlayan tekfuruben de seni bekliyordum. Sana bir teklifte bulunacağım. Teklifim şu; senin Bizans  imparatoru olup bütün dünyaya hakim olmanı sağlayacağım ama karşılığında bana kanından biraz vereceksin.” dedi ve bana küçük bir şişe uzattı. “Asla” dedim ve kılıçla şişeyi kırdım. “Bunun bedelini ödeyeceksin.” dedi ve havaların gecenin karanlığına karıştı. Koşarak kamp yerine geldim. O gece sürekli kabus gördüm. Sabah uyandığımda askerlere geri dönmemiz gerektiğini söyledim . Birkaç hayvan avlayıp yola çıktık. Sabaha doğru kaleye vardık. İçimde kötü bir his vardı. Merdivenlerden çıktım.Odamın önündeki kalabalığı fark ettim. Hızlı adımlarla kalabalığa yaklaştım.  Odaya girdiğimde annen kanlar içinde yerde yatıyordu ve boynu böyleydi. Anneni öldüreni bir türlü bulamadık. Bir iki gün sonra aklıma kalenin az ilerisindeki ormanda karşılaştığımız adam geldi. Uzun boyluydu, sarışını ve yüzünde derin bir yara vardı. Ağzının kenarı da kanlıydı. Adam bizi fark etmemişti. Nedense ondan hiç şüphelenmemiştim. Anneni o adam öldürmüştü ve ben onun gitmesine izin verdim. Bu askerden de anlayacağınız üzere geri döndü. Sende isteğim oğlum onu bul. Annenin katilini bul.” dedi. Abraham o adamın geri dönmediğini biliyordu çünkü bu asker onun üçüncü kurbanıydı. Öfkeyle babasına baktı ve mahzene terk etti.

      O gece ,annesinin öldüğü gece, ne olduysa bu onu değiştirmişti. Bunu ne olduğunu öğrenmeliydi. Hemen kalenin kütüphanesine indi ve araştırmaya başladı. Bu araştırmaların onun kaderini değiştirdiğinde habersiz.

 
Etiketler: ALCANSON, , BÖLÜM, 3,
Yorumlar
Haber Yazılımı