Yazı Detayı
06 Nisan 2016 - Çarşamba 17:33 Bu yazı 592 kez okundu
 
ADI ALINMIŞ KADINLAR VE ÇOCUKLAR
Ömer Kılıç
 
 

Akıl almaz bir karanlığın içindeyiz. İnsan yanı alınmış, düşünen yanları alınmış bir kalabalığın içindeyiz. Hasta kalabalıklar içinde yalnız adam sendromu. İnsan yanlarını aldırmayanlar için en doğru ve dokunaklı teşhis bu olsa gerek.

 

            Kalabalığın ortasındayız ve hayatımız rakamlardan ibaret. Tecavüze uğrayan çocukların adı yok. Tecavüze uğrayıp öldürülen kadınların da adı yok. Her biri matematiğin bir parçası haline getirildi. 3, 5, 7, 9, …45 .

 

            Çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel şiddetin son yıllarda akla ziyan yükselişinin sebeplerini nerede aramalıyız? Kanımca doğru soru budur ve bu sistematik sapkınlığın kurutulabilmesi için hareket noktamız bu soru olmalı.

 

            Pedofili, yani çocuk seviciliği bir hastalıktır. Tedavi edilmeli. Ama hiçbir pedofili hastası kendini bu hastalığın avucuna düşmüş sayıp hekime başvurmayacağına göre bu kanal tıkalı. Pedofil kişi eylemden sonra beliren kişidir. Tedavi sürecinin eylemden sonra çalıştırılması zorunluluğuyla karşı karşıyayız.

 

            Durumu sadece bir hastalık ekseninde kabul etmek yukarıdaki izahım nedeniyle çözüm için yeterli olmayacaktır. Olayı kapalı toplum- açık toplum düzleminde ele almak gerekir. Çünkü sorunun kaynağı tam olarak buradadır.

 

            Kapalı toplum, geleneksel tabu ve korkularla yetişmiş, sevgiyle değil, korkuyla hareket eden toplumdur. Onu korkutan çok defa metafiziksel inanç sistemleridir. Bireyi ve toplumu kapatan, aslında din ya da tabu karşısındaki durumudur. İnanç, korkunun gerisinde kalmışsa bomba da fünye de patlamaya hazır halde demektir.

 

            İnsanlık tarihini değiştirenler hep korkutulmuş, bastırılmış kitlelerdir. Sanayi devrimi sonrası işçi hareketleri, reform hareketleri, siyahların direnişleri vs. Korkutulmuşlardı, sevgiyle değil yasaklarla yaşatılmaya çalışılmışlardı. Sonunda bomba patladı ve insanlık tarihine altın harfler bıraktılar.

 

            İnanç korkunun gerisinde. Evet. Özellikle tarikatlar ve buna benzer yerlerde cinsel saldırı eylemlerinin yoğun görülmesinin sebebi bu cümle ile ifade edilebilir. Bu tür yapılanmalar kanımca din eğitimi verirken sevgi tandanslı değil, korku ve yasak tandanslı anlatımlar kullanıyorlar. Bu çemberin içinde yetişmiş bir kişi, içinde çoğunlukla bastırılmış duygular biriktirir. Aşırı dozda duygu birikimi tıpkı gaz gibidir. Gazı hedefe kapasiteden fazla basarsanız patlar. Patlama sonucu ortaya çıkan şarapnel de hedef seçmez. İlk karşılaştığı cisme çarpar.  Bu günkü cinsel saldırı patlamasının sebebini de burada arayıp, din eğitimi konusundaki yöntemleri bir daha tartışmak gerekiyor.

 

            İnsan yanlarımızın hammaddesi sevgidir. Asla korku ve yasak değildir. Korku ve yasaklarla yaşatılan, yaşatılmaya çalışılan toplumlar çözülmeye mahkumdur. Bizim çözülmemizin temel sebebi de içimize aşırı dozda korku ve yasak pompalanmasıdır. Korku ve yasağı da dinin temel olgusu olarak göze sokunca fail, sorunun temelinde din olgusunun var olduğu gibi kısır bir tartışma alır gider.

 

 

 

           

   

 

 

 

 
Etiketler: ADI, ALINMIŞ, KADINLAR, VE, ÇOCUKLAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri