Yazı Detayı
22 Aralık 2015 - Salı 17:21 Bu yazı 572 kez okundu
 
25 Aralık
Sibel Doğan
 
 

Osmanlı zamanında Halep’ e bağlı bir sancak olan Antep I. Dünya Savaşı sonrası İngilizler tarafından işgal edilir. 1918 Eylülü’nde İngilizlerin Musul’dan "nezaret hakkı" ile vazgeçmeleri üzerine boşaltılır. 5 Kasım 1919’da Fransızlar şehri işgal eder.1 nisan 1919’da başlayan Antep savunması 11 ay sürer ancak açlık yüzünden sona erer. TBMM tarafından 6 Şubat 1921 de "gazi" unvan verilir. Böylece Gazi unvanı alan 3 kişi ve kurumdan biri olmuştur Gaziantep. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk, TBMM ve Gaziantep).  Ankara Antlaşmasıyla şehir geri alınır ve 25 Aralık 1921 tarihinde son Fransız askeri de şehri terk eder. 25 Aralık 1921 Gaziantep in kurtuluşu olarak yerini alır tarih sayfalarında. Biz de bugün Gaziantep’in kurtuluşunun 94. Yılını kutlamaktayız.

TBMM ise 7 Şubat 2008 tarihinde çıkarılan 5734 sayılı kanunla geçmişte gösterdiği kahramanlıkla Gazi ilimize İstiklal Madalyası'nı vermeyi kararlaştırmıştır.

30 Ekim 1919’da Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşından Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla ayrılır. Mondros Anlaşması 7. Maddesi Anadolu’nun işgaline zemin hazırlamıştır. İşgalci devletler bu maddeye dayanarak savaş sırasında yaptıkları gizli anlaşmalardaki Osmanlı’yı paylaşma tasarılarını uygulamaya başladılar. Gerçek niyetlerini, Anadolu topraklarını ilhak amaçlarını, gizlemek için ‘’manda ve himaye ’’ amacıyla geldiklerini söylediler. Anadolu halkı buna inandığı için işgallere ilk etapta büyük bir tepki göstermedi. Çünkü Manda şu demekti: ‘‘ I. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetki.’’ Bu tanıma bakıldığında bir sıkıntı görünmemektedir. Peki, işgalci güçler bu konuda ne kadar samimidir? Çok geçmeden gerçek niyetlerini belli ettiler. Anadolu halkı bunları görmekte gecikmedi ve kendilerini koruyacak bir silahlı güç olmadığı için, ordular Mondros gereği terhis edildiği için kendi kendilerini korumak durumunda kaldılar. Silahsız, açlık ve sefalet içindeki Türk halkının ileri teknolojiye sahip Avrupalı devletlere karşı verdiği mücadelede gösterdiği azim ve başarı takdir edilmeyecek gibi değildir.

Gaziantep’te de halkın mücadelesi işgalci devletlerin sataşmaları baskısı üzerine başlamıştır. Şöyle ki: Bir akşam üzeri sarhoş Fransız askerlerinin annesine sarkıntılık etmesini önlemek isteyerek vücuduyla annesini korumaya çalışan bir çocuk; Mehmet Kamil, süngülenerek alçakça şehit edilir . Bu olay şehirde bomba tesiri yaratır. Halkın galeyana gelerek zapt edilemeyecek hale gelmesinden korkan Fransızlar katillerin cezalandırılacağına dair teminat verir. Hatta çocuğun babasına tazminat vermeye çalışır ancak gururlu Ökkeş Ağa bu teklifi şiddetle reddederek “oğlum öldü ama milletim  intikamımı alacaktır” der. Böylece Antepliler için kurtuluş mücadelesi başlar.

Bir de kahramanları vardır bu savunmanın. Şehrin iki merkez ilçesine isimleri verilen Şahinbey, Şehitkâmil ve yine Karayılan gibi. Antepli Şahin’in Fransız garnizon komutanına yazdığı mektubun sonu şu cümlelerle biter; ‘’siz hiç ömrünüzde Türk esir yasamaz diye duymadınız mı? Namus ve hürriyet için ölüme atilmak ise bize ağustos sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler cani kıymetli insanlarsınız. Çatmayın bize. Bir an evvel topraklarımızdan savuşup gidin. Yoksa kıyarız canınıza!’’

Mustafa Kemal ATATÜRK, mücadele sonrası Gaziantepliler için şöyle söylemiştir: ’‘Ben Gazianteplilerin nasıl gözlerinden öpmem ki; Onlar Gaziantep'i kurtardıkları gibi, Türkiye'yi de kurtardılar’’  25 Aralık 1936’da ise şöyle demiş: “... Bu tek Türk şehri, hiçbir yerden maddi yardım görmeksizin kendi kahramanlığı ile kendini kurtardı. Ve Gazi ünvanına bihakkın liyakat kesp etti. Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler.”

 
Etiketler: 25, Aralık,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Karakol Cemiyeti
Kitap Severliğimiz
Rüzgar
Atatürk ve Bayrak
Süryaniler
Gençliğimsin
Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne Eleştirileri
Kût'ül-Amâre Savaşı
Hürriyet ve İtilaf Partisi
Ahmet Rıza Bey
Sol Partilerin Gençlerle ilişkisi
Akıp giden yaşam
İttihatçılar
Sen Lazım
Ruhumun Aynası
İttihat ve Terakki
Mustafa Kemal
Vatan Yahut Silistre
VATANIM SENSİN
Kravatın Tarihi
HER ŞEY NORMAL
ÖĞRETMENLİK
İstanbul
MİSAKI MİLLİ NEDİR?
Türkiye’de 29 Ekim
İleri Çağ İleri Medeniyet demek midir?
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde Neden Lider yoktu?
Almanya’nın Osmanlı ile İttifak Yapma Nedenleri
Babı Ali Baskını
Kafkas Cephesinde Osmanlı- Alman Çatışması
İttihat ve Terakki Partisi’nin ideolojisi
Deniz Gezmiş’e
Mustafa Kemal ya da Enver
Sarıkamış Harekatı
I.DÜNYA SAVAŞINDA ALMANLARLA İTTİFAK YAPMAK ZORUNLU MUYDU?
Fatih’in Osmanlısı
Latin Alfabesinin Kullanımı
I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusunun Durumu
Başka Bir Dünya
Çanakkale Savaşı Özel Bir Savaştır
Komutanlık Yetenektir
II. Abdülhamit’in İttihatçılarla İktidar Mücadelesi
Enver Paşa’nın Kişiliği
Mobbing zayıflığın göstergesidir.
Sevgiliye Mektup
Türklerde milli bilinç
Güzellik emek ister
İttihat ve Terakki Kuruluşu
Enver Paşa ve Mustafa Kemal ilişkisi
Enver
Vatan Nedir?
Kahraman mı, Vatan haini mi?
Ermeni Soykırım iddialarına Türk yanıtı ne olmalı?
İhmal Edilen Bayırbucak
Osmanlı Ordusunun Almanlara Teslimi
Osmanlı Aydınları İttihatçıları İttihatçılar…
Muhteşem savaş konuşmaları
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri