• Bütün hocalar şeker…
10 Mart 2010
Hocaları sevmem, neden bilmiyorum. Her halde yıllardır bizi ateşle, cezayla korkuttukları için. Oysa bir hoca torunuyum ben. Dedem de öyle cehennemden, zebanilerin topuzlarından söz edip korkutan hocalardan değildi.
Bugün editörüm Semra Öztürk’den bir ileti aldım. Malatyalı Şeker hocayı anlatıyordu. Bayıldım. Kalkıp Malatya’ya, camiye gidesim geldi.
“Keşke bütün hocalar böyle şeker gibi olsa diye düşündüm. İletiyi sizlerle paylaşamadan edemedim. Buyurun:
“Celal Tilgen, Malatya'daki şeker Camii'nin imamı şeker Hoca. Ama bu lakabı sadece camiye borçlu değil. Vaazlarını laptopla veriyor, vaaz arası reklam alıyor. Maç günleri vaazını 'Malatyaspor yensin, amin' diye bitiren, kimseden de tepki almayan bir din adamı.
Şeker Hoca bir alem hoca : 'Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi, zaten devenin de iyisine binmiş!' diyor.
Teravih namazında eli boş gelen kadınlara: “Televizyon programlarına börek çörek yapıp gidersiniz, buraya eliniz boş geliyorsunuz! ' diye takılıyor. Şeker hoca Basın Yayın Halkla İlişkiler mezunu. Yaşını sorduğumuzda '52 modelim!' diyor. İşte sorularımız, işte cevapları:
Cemaatiniz camiden taşıyormuş. Nedir bunun esbab-ı mucibesi nedir?
'Zebanilerden, cehennemde kaynayan kazanlardan, cehennem ateşinde yananlardan bahsetmem. Cami korkutma yeri değil, sevdirme yeridir. Adam camiye zaten dert, ızdırap içinde geliyor. Bir de cehennemden mi bahsedeceğiz? '
Camide promosyon uygulamanız varmış?
'Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım. Camiye gelen çocuklara camiyi sevdirmek gerekir. Onlara sorular soruyorum, bilseler de bilmeseler de şehirler arası bilet, çeyrek, cumhuriyet altını veriyorum.'
Camilerde niye devamlı ayakkabılar çalınır?
'Bizde ayakkabılar kaskoludur. Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum.'
Hep böyle grand tuvalet mi giyinirsiniz?
'İslam dini cübbe, sarık, takke ve tesbihten ibaret değildir. Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giymişti. Kutuplarda yaşasa öyle mi giyecekti?'
Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor?
'Şiddetle karşıyım. Gidiyorlar türbelere, çaputlar bağlıyorlar, ' Al sana göbek, ver bana bebek!' bunlarla uğraşıyorlar. Malatya'da Keşaf Baba Türbesi var. Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse içki kokteyli yapıyorlar. Yakını içki içen eline viski, şarap, rakı ne varsa mezara getirmiş. Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa haklı değil mi? Bunlar dini, takvim yapraklarında, cami diplerinde öğrendikleri için oluyor.'
Cuma Namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş, niye?
'Bu memleketin 330 milyar dolar borcu var. Namazın farzını kıldırdıktan sonra; 'Haydi şimdi gidin çalışın, memleket düzlüğe çık sın!' diyorum.'
Şeker Hoca devam ediyor:
'Camiye yalınayak girilmesini yasakladım. Ayağında mantar, egzama, başka bir hastalık olabilir. İnsanlar o ayakla basılan yere secde ediyorlar. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı'na “cemaate galoş giydirelim” dedim. Olumlu caevap geliirse1000 tane alıp koyacağım camiye.'
Şeker Hoca anlatıyor:
'Bir gün sabah namazı için camiye gelmiştim. Üstünde hırka olan birini gördüm ama çok karanlıktı, tanıyamadım. 'Kimisiniz?' dedim, 'Turgut Özal'ım' dedi. O sırada Başbakandı. Korumalarını atlatıp gelmiş. Annesi Hafize Hanım'la tanıştırıp aile imamları olmamı, dini konularda onları yönlendirmemi ve yılda 5 kere hatim indirmemi istedi.
'Babam için 5 kere hatim indirmiyorum, size ancak bir kere yapabilirim! ' dedim. '
Peki öldükten sonra mezarıma 5 yıl boyunca gelip dua okur musun?' diye sordu.
'Ya Amerika'da, Arabistan'da ölürseniz, nasıl geleyim?' dedim, kabul etmedim ama 4 yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım.'
'Bir zaman cami yeni yapıldığı zamanlarda 4 avize gerekiyordu. Hal’de çalışan bir kabzımala; 'Sen camiye avizeleri getir, ben senin reklamını yapayım!' dedim. Yaptım da:
“Cami doluyken cemaate; 'Namazın farzı kaç diye sorsam aranızda bilen olur, bilmeyen olur. Haydi ondan da vazgeçtim, abdestin farzını sorsam onu da bilen olur, bilmeyen olur. Ama kaliteli, ucuz sebze ve meyvenin hal binası No:47 Şahin Topaloğlu'nda satıldığını bilmiyorsanız ayıp olur. Oraya giderseniz, kârlı çıkarsınız…' dedim.
15 gün sonra avizeleri getirdi Kabzımal.
'Hocam, gelen giden benim dükkanı soruyor, caminin başka ihtiyacı var mı?' diye sordu.'
'Bir ara dünya kupası maçı vardı. Birkaç rütbeli kişi teravih namazını da, maçı da kaçırmak istemiyordu. 'Hocam ne yapacağız?' diye sordular. 'Teravihe gelin, hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm! ' dedim. Birkaç rekatı hızlı hızlı kıldırdım. Sonra biraz rolantiye almışım. Maça geciktiler.
'Hocam ne yaptın? İyi gidiyordun,sonra birden yavaşladın?' dediler.
'Yahu radara yakalandık! Görmediniz mi, cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı?' dedim.”
Şeker gibi adam şu Malatya’nın Şeker Camii imamı şeker hoca; değil mi?.. Şekerli vaazlar diliyorum ben de size. |