• 60 YIL ÖNCESİ ATATÜRK BULVARI 8
10 Mart 2010
Mülkün bir köşesi Bay Sokağına, diğer Köşesi Bahar Çıkmazı’na dayanan yer Öğretmen Şakir Sabri Yener’indi.
Şair-yazar olan, kitapları bulunan öğretmen Şakir Sabri uzun boylu, fötr şapka giyen, aynı zamanda boğazına düşkün biriydi; şu şiiri ispat etmiyor mu:
“ŞEKERPARE
Şu şekerpare, bütün meyvanın en makbulüdür.
Adı hoş, rengi güzel, lezzeti hoştur, suludur
Tut, hıyar, vişne, kiraz, kayısı da var çarşıda ya
Bunların hepsi şekerparelerin bir kuludur.
Süs verir tabaklarda, bütün sofralara,
Ne güzeldir ne güzel, meyvaların tombuludur.
Kırsanız tatlı çekirdeklerinin içleri de,
İçi birdir, dışı bir… işte fazilette budur.
Her güzellerde olan belli kusur onda da var;
Parasız kimseye yüz vermez, o pek duyguludur.
Ben ölürsem onu bir kere doyunca yemeden,
Bu ecelsiz ölümün kimler acep mesulüdür?”
Şakir Sabri Beyin evinin önündeki dükkanda Gaziantep’in en iyi mobilyacılarından Adil Öztemir ve ortağı Mahmut Arpacıoğlu mobilya imalatı ile uğraşırlardı.
Bir süre sonra Adil Öztemir ortaklıktan ayrılmış ve Mütercim Asım’da Dai’lerin dükkanını kiralayarak kendi adına çalışmaya başlamıştır.
x x x
Kapısı Bahar Çıkmazı’nda olup binanın büyük kısmı Atatürk Bulvarı’na cepheli mülk Ali Zeynel Çitçi’ye aitti.
Zeynel Bey Eski Sarayda, Hayri Söylemez’in mülkü olan küçücük bir dükkanda ipekli kutnu dokuma ticaretiyle uğraşırdı. Çocukları büyüyünce kutnu işini terk etmiş, Gaziler Caddesinde “Vezüv” adıyla bir kumaş mağazası açmıştı.
Ali Zeynel Çitçinin Abdullah Edip, Ömer, Mahmut adında üç oğlu ve 2 kızı vardı. Oğullarının üçü de Orta Ticaret Okulunda okumuşlardır.
Abdullah Edip’in sanatsal yönü vardı. Şiir yazar, fotoğraf sanatıyla uğraşırdı. Taş atılınca suda oluşan dalgaları çekmek için Alleben deresinin yedi söğütler kısmında genişleyen çaya taş atıp oluşan halkaları sanatçı yönüyle çekerdi. Woklander marka bir fotoğraf makinesi vardı.
İşte O’nun bir şiiri:
“Baharı seninle gördüm
Bir delice mut oldu içime
Çiçek açtı kaysı ağaçları
Sonra caneriği bahçelerde
Seyrettiniz mi uyanışını
Ağacın dalın yaprağını
Sonra kır çiçeklerinin
Yönelişini ışığa
Ne fabrika gürültüsü
Ne renin düdüğü kulaklarımda uğuldayan
Bir sen varsın sevilerimde
Anılarım boyunca yaşayan.”
|