• YÜZSÜZLÜĞÜN BU KADARINA PES
09 Şubat 2010
Oturduğumun apartmanın yöneticisiyim.
Hiçbir çıkarım yok.
Yakıt paramı ödedim.
Aidatımı her ay emekli maaşımı aldığımda öderim.
***
Daha önceki yönetici arkadaş, yeni ev yaptırdı; apartmandan ayrılırken benden yönetici olmamı ısrarla istedi. Apartman sakinleri de isteyince olur dedim.
Yukarıda da söylediğim gibi sadece hizmet etmek.
***
Arkadaş ECZACI…
Hiçbir zaman ödenmesi gereken ödemelerini zamanında ödemez.
Apartmanda bir tek bu eczacı arkadaş yakıt parasını zamanında ödemediği için; kömürcü ilk etapta, kömürümüzün yarısını gönderdi.
Tabii aidatlar hep aksamakta…
***
Bu eczacı arkadaşın ödemelerde ki, duyarsızlığını önlemek için kendime göre bir tedbir aldım:
Noterden bir karar defteri tasdikle terek; “ödemeleri zamanında yapmayanları mahkemeye vereceğiz” diye karar çıkardım.
Bunun üzerine ödemesi gereken kömür parasını ödedi de kömürümüzün bakiye kalanı geldi.
***
Bu gün (dün) sabahleyin saat 9,5 gibi kapı çalındı. Açtım bizim muhterem(!)
“Çatıda herhalde birkaç kiremit kırılmış, benim ev akıyor.”
Yahu adamda akıl olur izan olur. Bu kente neredeyse bir haftadan fazladan beri gram yağış düşmedi.
Oysa bizde biliyoruz, kendi de biliyor bu akıntının herhangi bir “güneş enerjisinin” dondan patladığından kaynaklandığını.
Olur, bakarız dedim.
***
Şimdi dikkat!
Tam ayrılırken: “Bilmem ne bey” dedim. Şu iki aylık birikmiş aidatı ödeseniz. Kafamdan sen aidatı öde de bizim yapabileceğimiz bir şey varsa yapalım demeye getirdim…
Adam gayet pişkin: “Aidat önemli değil, canım. Bu iş önemli”
Hayda!
***
Nasıl böyle yüzsüzlük gördünüz mü? Doğru söyleyin “pes” değil mi?
Hoşça kalın dostça kalın. |