Haber Detayı
22 Temmuz 2018 - Pazar 21:56
 
“Yargı, denetim dışı kaldı”
OHAL sürecinde Anayasa Mahkemesinin üzerine düşen görevi yerine getirmediğini savunan Kahraman, “Anayasa Mahkemesi, ben elimi sürmeyeyim dediği an, bu iş denetimden çıktı. Bütün iş 15 kişilik OHAL komisyonuna kaldı. 15 kişilik komisyon bu işin altından ne kadar kalkabilir? Bu tabloya bakıldığı zaman yargı denetim dışı kaldı” diye konuştu.
Gündem Haberi
“Yargı, denetim dışı kaldı”

Gaziantep Barosu Başkanı İskender Kahraman, OHAL süreci, KHK’ler, OHAL Komisyonları ve OHAL Sürecinde Yargısal Denetim konularında sorularımızı yanıtladı. OHAL sürecinde Anayasa Mahkemesinin üzerine düşen görevi yerine getirmediğini savunan Kahraman, “AYM bu süreçte üzerine düşeni yapmadı, yapması gerekenleri yerine getirmedi. Olumlu ya da olumsuz bu noktada karar verme mercii AYM idi. Başvuran kişinin başvurusunun kabul ya da reddedilmesi derdinde değiliz. Kanunla gelen düzenlemede bu konunun üst mercisi AYM. Referandum sonrasında bireysel başvuruları inceleyecek kurum Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi, ben elimi sürmeyeyim, dediği an bu iş denetimden çıktı. Bütün iş 15 kişilik OHAL komisyonuna kaldı. 15 kişilik komisyon bu işin altından ne kadar kalkabilir? Bu tabloya bakıldığı zaman yargı, denetim dışı kaldı” diye konuştu.

15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından 21 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL Dönemi 19 Temmuz’da son erdi. OHAL sürecinin son ermesinin ardından dönem koşullarında çıkartılan KHK’ler, ihraçlar ve OHAL Komisyonlarının gerekliliği tartışma konusu oldu. Söz konusu dönemde çıkartılan KHK’lerle kamudan 126 bine yakın kişi ihraç edildi. İhraç gerekçeleri arasında sosyal medya ve kurum görüşünün etkili olması, yargısal açıdan hiçbir denetime tabi tutulmayan ihraç kararlarının ne kadar sağlıklı olduğu sorusunu gündeme getirirken, Gaziantep Barosu Başkanı İskender Kahraman, OHAL süreci, KHK’ler, OHAL Komisyonları ve OHAL Sürecinde Yargısal Denetim konularında sorularımızı yanıtladı. Kahraman, “OHAL’in kaldırılması ile ilgili gerekçelerimizi ifade ederek açıklamalarda bulunduk. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından bu noktada bir zorunluluk doğduğunu kabul ediyoruz. Ancak bu sürecin 7 defa uzatılması, bugüne kadar ulaşması doğru değildi. OHAL’in kalkmış olması bizim açımızdan sevindirici ancak devamında uygulanacak konulara baktığımızda; terörle mücadelenin devam etmesi gerekçe gösterilerek, belli düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz. Bu düzenlemeler, özellikle ihraç mekanizması işletilirken ilgili kurum yetkililerine bu konuda kanaat kullanarak, ihraç yetkisi tanınıyor. Üç yıllık süreyi kapsayan bir yetki bu.”

“İHRAÇ EDİLEN İNSANLAR HAKKINI ARAMAK İÇİN NEREYE BAŞVURACAK?”

Kurum yetkililerinin görüşleri doğrultusunda yapılacak olan ihraçların sağlıklı olmayacağını ifade eden Kahraman, “Kurumları yöneten kimseler insanlardır, etten ve kemikten yaratılmış, kendi ahlakı olan kişilerdir.  Her insanın kendine göre ahlakı vardır, bunu işine yansıtıp yansıtmayacağını hiç kimse kestiremez. Hepimiz toplum içerisinde yaşayan bireyleriz, birçok tanıdığımız kurumlarda çalışıyor. Normal şartlarda dahi insanlar, anlaşamadığı yöneticilerin baskısı ile karşı karşıya kaldı, atıl görevlere gidecekler. Şimdiki düzenleme ile insanlar atıl görevlere değil, görevinden ihraç olacaklar. İnsanlar beklemedikleri sonuçlarla karşılaşacak. Haksız yere ihraç edilmiş bir insan hakkını aramak için nereye başvuracak? Uygulama ile ilgili elimizde net bir bilgi yok ancak daha önceki uygulamalara bakarak yorum getiriyoruz. Umuyoruz ki böyle bir uygulama olmaz, nitelikli bir denetime tabi olur. Bu noktada ‘usul ve yöntemin ne olacağı?’ bir başka soru.”

“İNSANLAR MAĞDUR OLACAK”

Kurum yetkililerine ihraç yetkisi tanınmasının yanlış olduğunu söyleyen Kahraman, “ Bu uygulamanın baştan yanlış olduğunu söylüyoruz, Kararnameye dönüşmüş durumda, en azından yargı denetiminin gayet şeffaf olması gerekiyor. KHK ile ihraçlarda yargı denetimi kapatıldı, yalnızca OHAL Komisyonu yetkiliydi. On binlerce insanın ihraçlarının incelenmesi iki yılı buldu. OHAL Komisyonlarında sonuç bekleyen on binlerce sonuç var. Böyle bir uygulama ile insanlar mağdur olmuş olacaklar. Hukukçular olarak bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Hukuk hızlı bir şekilde işletilmeli, eğer bir kişinin hakkını bir anda elinden alabiliyorsanız aynı şekilde geri verebilmeniz gerekir. Bir günde aldığınız hakkı iki yılda geri verirseniz, burada işlettiğiniz hiçbir mekanizmanın anlamı kalmaz. Bu nedenle, yetkiyi elinde bulunduran kişilerin bu konuda yapılacak olan denetimini bize açıklamaları gerekiyor.”

“OHAL KOMİSYONUNDAKİ DOSYALAR İVEDİ ŞEKİLDE SONUÇLANDIRILMALI”

OHAL Komisyonlarına ilişkin sözlerini sürdüren Kahraman, “Yeni çıkartılan Kararname’de şunu gördüm; OHAL döneminde KHK ile ihraç edilen kişiler, görevlerine geri dönemeyecek. Normal şartlarda OHAL kalktığı zaman alınan kararların geriye dönmesi gerekiyor. OHAL Kanunu gereği, OHAL içerisinde yapılan işlemler geriye döner. Ancak çıkartılan kararname ile dondurulmuş durumda. Bana göre OHAL Komisyonları, yapılan başvuruları sonuçlandırmak zorunda. OHAL döneminde ihraç edilen insanların başvurularını inceleyip sonuçlandırmak zorunda. Bunu da ivedi bir şekilde sonuçlandırmalı.”

“15 KİŞİLİK KOMİSYON İLE OLMAZ”

OHAL Komisyonu’na 108 bin başvuru yapıldığını hatırlatan Kahraman, “15 kişilik OHAL Komisyonuna yapılan 108 bin başvurudan 21 bin 500’ü sonuçlandı. Burada yalnızca bin 300 kişinin işe dönüşüne onay verilirken, 20 binden fazla kişinin başvurusuna olumsuz karar verildi. 15 kişilik komisyona bu çapta bir işi bırakırsanız, hızlı sonuç beklemeniz mümkün değildir. İşlerini ne kadar doğru yaparsa yapsınlar, mevcut güçle ve yapıyla sonuç almaları da mümkün değil. İster istemez incelemeler eksik kalacaktır, yeterli kanaat oluşmadan karar verilecektir. Bunun 15 kişilik komisyon ile olmayacağı açık. Bu konuyu 15 kişilik komisyonunun dışına çıkartmayacaksanız eğer, yargı yollarını açmanız gerekir. OHAL Komisyonunda ret sonucu alan kişinin başvurabileceği ve hızlı bir şekilde sonuç alabileceği organlar yaratmanız gerekiyor. İnsanlar ne olduğunu görebilsin, bizlerde emin olalım. Suçlu ise görevine dönmesin zaten, biz o anlamda kimsenin savunuculuğunu üstlenmiyoruz ama objektif hukuk kurallarının herkese uygulanması gerekir.”

“21 BİN DOSYA KARARA BAĞLANDI”

Son KHK ile 18 bin kişinin görevinden ihraç edildiğini belirten Kahraman, “Son KHK’de ihraç nedenleri arasında, ‘kurum görüşü, kurum yetkilisi görüşü’ kanaatinin etkili olması ve çıkartılan yeni kararname ile kurum yetkililerine ihraç yetkisi tanınması bizde bu yönde bir kanaat sağladı. Bizim öngörülerimiz bu KHK’ye dayanıyor.  OHAL dönemindeki ihraçlar kurum yetkisinin görüşüne dayanıyorsa, OHAL dışındaki ihraçlarda buna dayanacaktır. 108 bin ihracın üzerine 18 bin daha geldi, komisyonlarda 21 bin başvurunun ne kadar sürede sonuçlandığı ortada, bu 18 bin kişiye ne zaman sıra gelecek?”

“BELİRSİZLİK VAR”

OHAL’in ardından ihraç edilen kamu çalışanları ile ilgili yargısal sürecin nasıl işleyeceğini bilmediklerini ifade eden Kahraman, “Şuanda OHAL’in ardından yargının nasıl işleyeceği belli değil. Biz bunun muallâk olmaktan çıkarılmasını istiyoruz. OHAL süresinde ihraç edilen bir kişi İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulundu, mahkeme yetkili olmadığını ifade etti. O dönemde yetkililer, ‘OHAL Komisyonu kurulacak, öncelikle komisyona başvuru yapmanız gerekiyor’ açıklamasında bulundular. OHAL komisyonuna başvurunun ardından İdare Mahkemesi’ne gidilebilecek mi? Kanuni olarak 60 gün başvuru süresi var, bu süre uygulanacak mı? O konularda belirsizlik var. Biz hukukçular olarak bunun belirsizliğini yaşıyorsak, vatandaş bunun altından nasıl kalkacak?”

“AYM ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMADI”

OHAL sürecinde yargısal denetimin devre dışı kaldığını söyleyen Kahraman, “Bu konuda en sıkıntılı olduğumuz konu bence Anayasa Mahkemesi. Çünkü AYM bu süreçte üzerine düşeni yapmadı. Yapması gerekenleri yerine getirmedi. Olumlu ya da olumsuz bu noktada karar verme mercii AYM idi. Başvuran kişinin başvurusunun kabul ya da reddedilmesi derdinde değiliz. Kanunla gelen düzenlemede bu konunun üst mercisi AYM. Referandum sonrasında bireysel başvuruları inceleyecek kurum Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi, ben elimi sürmeyeyim, dediği an bu iş denetimden çıktı. AYM böyle dediği için İdare Mahkemesi de aynı şeyi söylemeye başladı. Bütün iş 15 kişilik komisyona kaldı. 15 kişilik komisyon bu işin altından ne kadar kalkabilir? Bu tabloya bakıldığı zaman yargı denetim dışı kaldı. Ben bir siyasetçi olsam, bu konuda yargı denetimlerini sonuna kadar açarım. Benim de arkasında durabileceğim bir karar alınabilir. Tüm organların işletilmesini sağlarım, işletmeyenler hakkında da idari anlamda işlem yaparım. AYM, bir hafta önce verdiği kararı bir hafta sonra unutuyor. Aynı mahiyette karar veriliyor, yetki yoksa o konuda da karar verilmemeli. Biz konudan da rahatsızız. Tek bir uygulaması olsa hiçbir sıkıntı yok, tek bir uygulama yok.  Doğru-yanlış bunu tartışalım, ancak tek bir uygulaması yok” diyerek sözlerini noktaladı.

RÖPORTAJ: AYHAN DUMAN

Kaynak: (Haber Mrk.) - Haber Merkezi Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı