Haber Detayı
03 Temmuz 2017 - Pazartesi 15:13 Bu haber 627 kez okundu
 
“Bu yanlışlar insanları birbirine düşürebilir”
Gündem Haberi
“Bu yanlışlar insanları birbirine düşürebilir”

Tarihçi Y.Doç Dr. Celal Pekdoğan’la Gaziantep tarihi ile ilgili yayınlardaki yanlışları konuştuğumuz söyleşiye devam ediyoruz. Pekdoğan, Tarihin bir ülkenin hafızası olduğuna dikkat çekerek, “Emperyalist devletler bir ülkeyi dağıtmak için, parçalamak için, ortadan kaldırmak için ilk önce o milletin hafızasıyla oynarlar. Bu yanlışlar ne yapar biliyor musunuz? Toplumda çok çeşitli denklemler meydana getirirler. Denklemleri çözmek için insanlar birbirine girebilir.” şeklinde konuştu.

Pekdoğan ile söyleşimize devam ediyoruz.

  • Yıl içerisinde binlerce kitap yazılıyor. Bunların hepsini takip etmek mümkün değil, mutlaka hatalar çıkıyor. Bu hataların önemi nedir? Neden bu kadar üzerinde duruyorsunuz?

 

Şimdi bu hataların tehlikesi şu; Tarih bir milletin hafızasıdır. Dikkat ederseniz, uluslararası terör örgütleri, emperyalist devletler, bir ülkeyi dağıtmak, parçalamak, ortadan kaldırmak için ilk önce o milletin hafızasıyla oynarlar. Nasıl bir bilgisayara virüs girdiğinde bilgisayar altüst oluyor, sistemi bozuluyorsa, bu da öyle. Tarih milletin hafızasıdır. Siz hafızayla oynarsanız kısa sürede o ülkeyi parçalarsınız. Bu hataların üzerinde bunun için duruyorum. Gelecek nesiller bu kitaplardan tarihini yanlış öğrenecek. Yanlış öğrenince de yanlış sonuca gidecekler. Bu yanlışlar ne yapar biliyormusunuz? Toplumda çok çeşitli denklemler meydana getirirler. Denklemleri çözmek için insanlar birbirine girebilir. Birde artık uluslar arasında eskiden olduğu gibi sıcak savaş dönemleri geride kaldı. Şimdi yapılan şey şu; Birincisi, biz öğrenciyken bir ideolojiye karşı bir eleştiri, bir tepki ve kendi ideolojisini egemen kılmak için bir mücadele vardı. Şimdi uluslararası arenada bu kalktı. Uluslararasında karşıt fikirleri savunmak yerine, sahte fikirler üretme ile daha başarılı olacakları kanaatine vardılar. Hakikaten de çok başarılı oldular. Şimdi bunu nerede uyguluyorlar. Bakın bunu hemen her alanda uyguluyorlar. Gerçek İslam, yani Kur’an’daki İslâm yerine, başka düşünceler ikame etmeye çalışıyorlar. Bu çok tehlikeli bir şey. Onun için bazı ilahiyatçılar, Allah onlardan razı olsun, bu konuda onlar da benim gibi mücadele veriyorlar. Doğrusu bu, yanlışı şu diye açıklama yapıyorlar. Din konusu çok önemlidir. Toplumda inanç sistemleri motor güçtür. Vücudun kalbi gibidir, onu korumak zorundasınız. Tarih dediğiniz hafıza da aynı bunun gibidir. Şimdi buna bir örnek daha vereyim. Görüyorsunuz piyasada Atatürkçülükle ilgili, Kemalizm’le ilgili bir sürü uydurma fikirler ortaya atılıyor. Burada amaç nedir biliyor musunuz? Bir kısmı savunucu olarak görünüyor. Sahte Atatürkçülük’ü topluma işlemek suretiyle, gerçek Atatürkçülüğü ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Zaman gelecek ki, gerçek Atatürkçülük unutulacak, bir nesil sahte Atatürkçülüğü gerçek Atatürkçülük zannedecek. Oysa gerçek Atatürkçülük bu değil. Mesela vatan müdafaası için de, tarihi olaylar için de aynı şeyi yapıyorlar. Algı operasyonlarıyla yanlış bir tarih saptaması, sonrasında yanlış bir yol, yanlış bir yörünge nereye götürür adamı? Uçuruma… Buna bir de resmi kurumların yayınladığı eserler ciddi bir anlam kazandırıyor.

  • Peki, hocam, belediyelere öneriniz nedir? Bu tür yayınlarda ne yapmaları lazım?

Bu tür yayınlar desteklenmeli, ben buna karşı değilim. Fakat en önemlisi, bunun ehil ellere teslim edilmesi gerekir. İkincisi, alana çok önem verilmeli. Kişinin alanı nedir? Kişi alanına ne kadar hâkim, alanı dışına çıkmış mı? Yani her telden her sazdan çalıyor mu?  Yani ben Kardiyolog olabilir miyim? Olamam. Ben tıp eğitimi almadım ki… Halil İbrahim Yakar’ın kitaplarına bakıyorsunuz. Lisede öğrendiği tarih bilgisiyle kitap yazıyor. Bu bilim adına utanç verici, ahlaki de değil. Bunu söylüyorum. Nedir kardeşim? Sen edebiyatçısın, üstüne üstlük eski edebiyatçısın. Eski edebiyatla ilgili ortaya bir takım şeyler koyabilirsin. İlmi ahlak da bunu gerektirir. Dolayısıyla belediye bu faaliyetleri yürütürken alanında gerçekten emek vermiş, alanında bir yere gelmiş ehil insanlara bu görevleri vermeli. Bunları diğer alanlardaki kişilere verirseniz ortaya bunlar çıkar. Sivas kongresi kararlarını bilmiyor, Gobo ile Gouraud’yu birbirinden ayıramıyor. Ondan sonra Kılıç Ali 9 Mayıs 1921’de Gaziantep’ten ayrıldı diyor. O tamim telgraf kitabında 1336 tarihinin 1920 edeceğini bilemiyor. 1336’yı Miladi takvime çevirirsen 1920 yapar, 1921 yazmış. Mili mücadelenin ne olduğunu, ne gibi kararlar alındığını, hangi dönemlerde ne olduğundan bihaber, bunların hiçbirini bilmiyor. Neden? Tarih eğitimi almamış ki, Sayın doçent, liseden öğrendiği tarih bilgisiyle kalkıyor, Gaziantep Savunmasıyla ilgili yorum yapıyor. Yani şimdi Selahattin Adil, beceriksiz bir adam edasında diyor. Köşe yazımda onu da yazdım. O dönemde bir takım şikâyetler olmuş, o şikâyetler Genelkurmay’a kadar yansımış. Genelkurmay da, Erkan-ı Harbiye Umumiye Reisi Fevzi yani Genelkurmay başkanı o şikâyetlere cevap yazmış. O cevap da o defterde var. Diyor ki; “…Selâ­haddin Adil Beyefendi ordumuzun en güzîde ve en nezîh kumandanıdır..” Genelkurmay başkanı, kendi komutanı hakkında böyle bir yorum yapıyor. Sen hangi hakla Selahattin Adil’in beceriksiz bir adam edasında olduğunu söylüyorsun. Yâda kimin iddiasını dillendiriyorsun. Bu iddiasını ispatlaması lazım. Aksi takdirde Türk Milleti’nin kahramanları ile ilgili, Türk halkının kafasında şüpheler meydana gelebilir. Yakar, bir yerde diyor ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, batıda savaş çok yoğun olduğu için Antep Savunması için fazla bir şey yapamamış. Bu konuda kanıtınız var mı? Burada kanıt ortaya koyacaksınız. Büyük Millet Meclisi’nin bir şey yapmadığına dair iddianız var. Bunu ispatlayacaksınız. Aksi takdirde ne olur? Siz suizanda bulunmuş oluyorsunuz. İspatlayamazsanız hem Büyük Millet Meclisi’ni hem de Mustafa Kemal’i suizan altında bırakıyorsunuz. Bundan ben anlıyorum ki, tarih metodu almamış bu arkadaş, edebiyat metoduyla destan gibi bir yorumlama anlamış. Senin karşında bir destan yok ki, şahıs var.

  • Tarih konusunda eğitim almamış ama kendini bu konuda yetiştirmiş olamaz mı? Böylede bir kitap yazmıştır. Herhalde Kurumlar bunu teyit etmek zorundadır. Hatta bir tarihçinin yazdığı bile başka bir tarihçiye teyit ettirilmeli diye düşünüyorum.

Bende aynı şeyi söylüyorum. Bu edit edilmeli. Editörlük diye bir müessese var. Editör önemli kitaplarda vardır. Editör iki nokta üst üste şudur diye yazar. Adam bunu incelemiştir. Olurunu vermiştir, sorumlu odur. Şimdi burada sorumlu kim? Direkt belediyeler sorumlu olmuş. Hâlbuki belediyeler, bir komisyon kurmuş olsa yâda editörlük müessesesini çalıştırmış olsa, inanın böyle hatalar ortaya çıkmamış olacaktı. Belediyelerin çalışmalarını destekliyorum. Biraz önce dediğim gibi alanında en iyi olan insanlara vermelidir. Hani az önce söylediniz; Belki kendini yetiştirmiştir diye. Bakın efendim, sokaktaki herhangi bir vatandaş bunları söyleyebilir. İddiada bulunabilir. Onların herhangi bir uzmanlığı yok, akademisyen değil. Bu kişi akademisyen, başında ne yazıyor? Doçent Doktor… Kuralları bilmesi gerekiyor. Çayçı söyleyebilir, manav söyleyebilir. Normal sıradan bir vatandaş bunu söyleyebilir. Ben tarih alanında kimse konuşamaz demiyorum. Herkes konuşabilir herkes özgür. Ama siz bilim adamı kimliğinizle ortaya çıktığınız zaman iş değişiyor. O zaman siz bilimin gerektirdiği ahlaki kurallara uymak zorundasınız. Benim itirazım da bu zaten. Ben şimdi kalkıp eski edebiyat hakkında bir yazı yazmış mıyım kimse görmüş mü? Alanım değil ki. Ben alanımla ilgili yazılar yazarım. Bir Kadın Doğum doktoru kalkıp da veterinerlik yapabilir mi? Yapamaz. İlmi ahlak, etik ahlak bunu gerektiriyor. Herkes kendi uzmanlık alanında eserlerini ortaya koymalı, yazmalı. Hele hele bu bir akademisyense bunu hassasiyetle, uyması gerekir. Aksi takdirde işte böyle garip şeyler ortaya çıkar. İnsanlar da kalkıp bununla ilgili soru sorarlar, yazı yazarlar. Hatayı yapan adam da hiçbir cevap veremez. O kitabın önsözünü Sayın Belediye Başkanı yazmış. Ben belediye başkanının bu konudan haberdar olmadığı kanaatindeyim. Çünkü Sayın Fatma Şahin hassas bir insan. Bu kent için çalışan, gayret sarf eden, elini taşın altına koyan bir insan, bunlara son derece dikkat edeceğini düşünüyorum. Muhtemeldir ki, bu haberler ona henüz ulaştırılmış değil. Kendisi de bu kitabın önsözünü yazmış. Önsözünü yazan birinin ebetteki bir sorumluluğu var. İnanıyorum ki, haberi olduğunda bunlarla ilgili iki kelime söyleyecektir. Ben haberi olduğu kanaatinde değilim. Önsözünü yazmak demek, o kitabı, o yayını doğrulamak demektir. Belediyenin yayınladığı bu kitapta, “İngilizler buradan namuslu sazları götürdü. Ermeniler mübarek sayılan yıldızdı.” gibi akla hayale gelmedik laflar yer alıyor. Büyükşehir Belediye Başkanının bunları kabul edeceğini hiç düşünmüyorum. Bunlara taviz vereceğini de düşünmüyorum. Çok yoğun olduğu için bunu görmediğini düşünüyorum.

Umarız bu uyarılarımız dikkate alınır ve bu tür yanlışların önüne geçilmiş olur. Gazetenize de tarihimizle ilgili bu uyarılarımıza yer verdiğiniz için teşekkür ediyorum. En azından bu yazılanlarla ilgili, biz de itirazlarımızı tarihe not düşmüş olduk.

Kaynak: (Haber Mrk.) - Haber Merkezi Editör:
Etiketler: “Bu, yanlışlar, insanları, birbirine, düşürebilir”,
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri